Korku duygusu, doğru olan, doğru yoldan ayrılmayan, Hak yolundan ayrılmayan insanlar için değildir. Biz İstiklal marşımıza ‘Korkma!’ diye başlarız. Ayrıca Gazi Atamıza verdiğimiz sözümüzde de ‘Varlığım, Türk varlığına armağan olsun!’ diye ant içeriz. 600 sene sürdü dediğimiz ecdadımız Osmanlı, 1299 yılında kurulmuş, 1500 yıllarında yükselme devrini yaşamış, 1792 yılından sonrada 1918 yılına kadar devam edecek olan dağılma ve yıkılış devrine girmiş bir Türk imparatorluğudur. Çok muhteşem değil mi? 600 sene, dile kolay, ama 600 senenin her senesi çok muhteşem geçmemiş, muhteşem olan bizimde şöyle böyle diye böbürlendiğimiz Fatih Sultan Mehmet Han’ın 1453 yılında İstanbul’u fethetmesiyle başlayan ve toplam 4 Padişahın ardından 1579 yılında son bulmuş yükseliş dönemiymiş. Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra ivme Osmanlı İmparatorluğu için aşağıya doğru dönmüş. Duraklama devrinde 12 padişah tahta geçmiş, içinde Sultan Abdülhamit’inde olduğu 13 padişahın hüküm sürdüğü, hüküm sürerken de Osmanlıyı durmadan geriye götüren ve 1918 yılına kadar devam eden gerileme devri yaşanmış ve şanssız bir şekilde işgal ve yıkılış döneminde başa geçen Sultan Vahdettin 4 sene süren tahtını, Türk milletinin Mustafa Kemal Paşa önderliğinde kazandıkları kurtuluş savaşının ardından 1922 yılında kaldırılan hilafetle birlikte İngiliz zırhlısına binerek bir hain gibi terk ederken, Osmanlı hükümdarlığı da bu topraklarda son bulmuştur. Dedim ya Osmanlı iyiydi hoştu ama, kuvvetli olduğu zamanlar 1500’lü yıllardı. Sonrası ise toprak kayıpları ve hüsranlarla dolu 400 sene olmuştur… Osmanlının çöküşünü büyük bir iştahla izleyen işgal devletleri, 1915 yılına gelindiğinde boğazın hasta adamı diye Avrupa’da dalga geçilen Osmanlıyı tamamen çökertmek üzere Çanakkale açıklarına donanmalarını zincirlediklerinde bir şeyi hesaba katmamışlardı… Çökmüş bir imparatorluktan ordusuna saraylarındaki lüks gibi çok şey kalmamıştı, askerin saraylarda yaşayan padişah ve şakşakçıları gibi güzel botları, montları, silahları, dürbünleri, araçları yoktu, askerin saraylardaki yok yok olan sofralar gibi karınlarını doyuracak ekmekleri yoktu ama onlar Türk Milletinin askeriydi, yeryüzündeki hiçbir askere ve millete benzemezlerdi, iman dolu göğüsleri birde başlarında kurt bakışlı Mustafa Kemal Paşaları vardı… İşte bunu kimse hesaba katmamıştı.. Çünkü işgalci kuvvetler Türkleri gerçekten tanımıyorlardı ve belki de Türkleri Müslüman olduklarından dolayı Araplarla bir tutuyorlardı, kaldı ki haksızda değillerdi, Osmanlıyı sırtından vuran İngiliz’le iş birliği yapmış olan arap kabileleri değil miydi? Lakin Türk milleti, çoluğu-çocuğu, genci-yaşlısı, kadını-kızı seferber oldu, Mustafa Kemal Paşa emrinde kaç savaş kazandı, kaç yurt kurtardı, en sonunda da tüm vatan kurtarıldı. Mustafa Kemal Paşa, Mehmet Reşat Paşa, Esat Paşa, Seyit Onbaşı ve sayamadığımız binlerce kahraman, isimlerini bile bilmediğimiz binlerce isimsiz kahraman, Gaziler, Şehitler ve tarihler 12 Nisan 1915’i gösterdiğinde Mustafa Kemal Paşa’nın 57. Alay’a verdiği ‘Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum’ emri üzerine vatan için, namus için, şanlı bayrak için, Hak için, gözünü bile kırpmadan şehadete koşan binlerce yiğit Atalarımız… Her biriniz yüreğimizdesiniz. Sizler sayesinde yüz yılı aşkın zamandır kimsenin çizmesi altına girmeden özgürce bu topraklarda yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz, Türklüğümüzle her zaman gurur duyduk ve dinimiz İslam’ı özgürce yaşayabildik. Siz o gün korkmadan düşmanın üzerine yürürken, bu vatan sizden razıydı, bugünde biz korkmadan düşmanla mücadele ederken, vatan bizden razı olacak, ama Türkler bir daha tarihin hiçbir evresinde özgürlüğünden ödün vermeyecektir. Eşsiz liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüz, Osmanlı’nın gerileme ve çöküş döneminde başa geçen padişahların izledikleri yanlış politikalar ve basiretsiz yönetimlerinden dolayı, gâvur çizmesi altında yok olmak üzere olan bir toplumun milli bilincini yerine getirmiş ve onun önderliğinde verilen kurtuluş mücadelesinde kazanan Türk Milleti, kazanan Trakya, kazanan Anadolu, kazanan Türkiye olmuştur. Bu vatanda bugün mutlu mesut yaşayıp Atatürk’ü sevmeyenler ya fetö terör örgütü hain teröristleridir, ya bölücü pe-kaka terör örgütü teröristleridir veya zamanında işgal devletleriyle iş birliği yapıp vatana ve Türklüğe ihanet ettikleri için astırılan kanı bozuk yobazların torunlarıdır. Yoksa Atatürk sevgisi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk Milletinin fıtratında vardır. Bugün, geçmişimizden ders almalıyız. Osmanlı padişahlarının yanlış politikaları ve yönetim şekillerinden, tek adam iktidarında, tek başlarına aldıkları yanlış kararlarından dolayı, Türk milletinin canınla ödediği bedellerden ibret almalıyız. Yanlıştan dönmeliyiz. Yanlış politikalar izlememeliyiz. Korkmamalıyız! Yanlışa, yanlış yapıyorsunuz demekten korkmamalıyız, çekinmemeliyiz! Cennet vatanımızın tapusu biz Türk milletine aittir, bedeli de şehitlerimizin kanlarıyla fazlasıyla ödenmiştir. Bu bir varoluş mücadelesidir ve mücadeleyi kazanan yine yüce Türk milleti olacaktır. Mustafa Kemal’ler tükenmez! Biz iki Mustafa’yı severiz! Biri dinine inandığımız, Allah’ımızın son elçisi Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav), diğeri de Başbuğumuz, ölümsüz liderimiz, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk’e dinsiz diye dil uzatanlar, bu vatanda onun ve silah arkadaşlarının sayesinde ezanların susmadığının ve şanlı ay yıldızlı al bayrağımızın özgürce dalgalanabildiğinin bilincinde olmalıdırlar. 18 Mart Şehitler haftasında, tüm kahraman şehitlerimizi rahmetle ve gazilerimizi saygıyla anıyorum. Sağlıcakla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir