Kriz Yönetimi

Covid-19 Korona Virüsü, insanlığın en büyük düşmanı olarak çıkıp dikildi karşısına. Yılların vahşi batısı, Emperyalist Amerika 24 saat içinde sosyalist bir ülke gibi davranmaya başladı. 18 Nisan 2020 günü şu yazıyı karaladığım saatlerde tüm dünyadaki can kaybı 154.350’yi buldu. Ülkemizde ise ikibine yakın can kaybı yaşandı. Bu hastalıktan hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet, ailelerine ise sabırlar diliyorum.

Eleştiri; küfür, aşağılama, alay ve hakaret içermedikçe anayasal bir hak ve görevdir. Millet, devletine karşı nasıl sorumlu ise, devlet de halkına ve milletine karşı sorumludur. Doğru adres gösteren birini cezalandırmak akıl ve vicdan işi değildir. Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan covid-19 kara, hava ve deniz yoluyla tüm dünyaya yayıldı. Corona virüsü insanları truva atı gibi kullandı ve kullanmaya devam ediyor. İnançlarımızı ve zaaflarımızı da kullandı. Muhalif eleştirilere rağmen iktidar, umrecilere göz yumdu. Truva atı kervanına umreden dönen uçaklar da katıldı.

Bizi millet yapan ortak değerlerimiz, bayrağımız, konuştuğumuz Türkçe dili, çoğunlukla bir paydası olduğumuz kültürel değerlerimizdir. Partiler bizim demokratik seçeneklerimizdir ama ortak paydamız değildir. Bu bağlamda iktidarca yapılan bazı kriz yönetimlerine dikkat çekmek istiyorum.

Yurdumuza dışarıdan bir saldırı olsa hepimiz aynı bayrak altında toplanıp savaşırız. Bu işin partisi mezhebi olmaz. Bu ülke hepimizin ülkesidir. Covid-19 da ortak düşmanımız ise bu kritik dönemde tüm partiler partili olduklarını unutup elbirliği ile mücadele etmelidir. Bu konuda ne söylenirse söylensin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankarada bakkallardaki veresiye borçlarını sildiren Mansur Yavaş birer kahraman olmuşlardır. Şimdi bu belediyelere soruşturma açmak, halka bedava ekmek dağıtımlarını yasaklamak, yardımlaşmayı yasaklamak ve paraları bloke etmek, Adana’da belediye imkanları ile kurulan sahra hastanesini mühürlemek eylemleri Adalet ve Kalkınma Partisine ne gibi bir yarar sağlayabilir? Bunu düşünüyorum. Gelecek seçimde oyunu arttırır mı?

-Maalesef tam tersine bu belediyelerle iş birliği yapılsaydı Adalet ve Kalkınma Partisi üzerinde oluşan önyargılar kalkar ve ileriki seçimlerde oy oranı artardı. Sadece küçük bir örnek verdim. Ekonomik önlemleri yazmak ve irdelemek için sayfalar yetmez. Hele hele hatalarla dolu af yasasını…

Son cümlemi yazıp tatlı bir fıkra ile sonlandıracağım yazımı. İktidarın da dediği gibi biz bize yeteriz lakin el ele verir parti ayırımı falan yapmaz isek.

Şimdi sıra geldi kriz fıkrasına:

Kasabada güzel bir dul kadın, kim beşyüzbin lira getirir sayar ise kızımı ona vereceğim diye yayın yapmış. Bekar bir çocuk ancak üçyüzbin lira biriktirebilmiş ve babasına ağlamış. Ah babacığım beşyüzbin toplayamadım, şayet beşyüzbinim olsaydı yarın o kızı bana alırdık deyince:

Üzülme oğlum, sen o üçyüzbini bana ver bu akşam kızı sana alalım demiş. Parayı da cebine koyarak yola çıkmışlar. İki buklet çiçek, iki kutu çikolata alarak varmışlar dul kadının huzuruna. Çocuğun babası hemen söze girmiş:

Hanımefendi bu ikiyüzbini lütfen alın, seni kendime, kızını da oğluma eş olarak istiyorum deyince, kadın verdim gitti demiş.

Babalıoğullu, analı kızlı saadet içinde yaşarken bir gün çocuk şöyle der babasına:

Babacığım sana üçyüz vermiştim. Sen iki yüzünü kayın valideme verdin. Diğer yüzü indiragandi mi yaptın? Deyince, adam yapıştırmış cevabı:

O nasıl söz evladım. O yüzbini de ikinci eş almak için annene rüşvet olarak verdim.

Kriz yönetimine harika bir fıkra bu sevgili okuyucular.
Sağlıcakla kalın
Celal Çalık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir