KÜRDİSTAN PAÇAVRALARI

Yurdumuzda her ne kadar vatanseverler çoğunlukta bulunsa da, bu topraklar her daim kendi döneminin hainlerini yetiştirmiştir. Tarih kitaplarına göz attığımızda Osmanlı döneminde devlet işlerini karıştırmaya çalışan hainlere, Cumhuriyetin ilk yıllarında başka bir değişle Atatürk’ümüzün döneminde de, varoluşumuzu kanımızla ödediğimiz bedellere rağmen, ayaklanmalara, düşman güçlerle işbirlikçiliğine, din adı altında Türklüğe ve Türk yurduna ihanet çerçevesinde geliştirilmeye çalışılan toplumsal sorunlara sıkça rastlanmıştır… Türk’ün yaşadığı yurtlarda hiçbir zaman Türk düşmanlarının oyunlarının bir sonunun gelmeyeceği, geçmişten günümüze yaptığımız önemli tecrübelerin başında gelmektedir. Devlete yapılacak ihanet oyunlarını en aza indirmek için yurt içinde ve yurt dışında akılcı ve öyle olduğu kadarda şahsın veya partinin değil devletin ve milletin yararına hizmet edecek bir yönetim çerçevesi çizilmeli, bu yönde hizmetler şekillenmelidir. Sizlere şu hususu itiraf etmeliyim ki; ben, Sayın Cumhurbaşkanımızın son zamanlarda neredeyse her konuşmasında mutlaka ‘dakka dukka makka mukka’ gibi arapça atasözlerini telaffuz edip sonra Türkçe açıklamasını yaptığı araplara ait olan atasözleriyle hiç ilgilenmedim, hiç ilgimi çekmedi, hiçte ilgilenmem. Neden mi? Arabın atasözünden bana ne? Adı üzerinde Atasözü! Beni Türk olan atalarımın sözleri ilgilendirir, arap atasözü Türk yurtlarında geçmez. Kaldı ki köklü bir tarihi ve başka toplumlarla kıyaslanamayacak eşsizlikte atasözü kaynağı olan Türklere, arap atasözlerine atıfta bulunarak örnek verilmesi, Türk kültürünü idrak edememenin belirtisidir. Atasözü demişken hani ‘acı haber tez duyulur’ diye bir Türk atasözü vardır ya, geçen hafta Türklüğün bekasına hizmet etmediği apaçık ortada olan olayları nasıl peş peşe tez bir şekilde yaşadık ve öğrendik. Tüm bunların referanduma az zaman kala meydana gelmesi de bizi huzursuz etmeye ve Türklüğün bekası için evet diyecek olan kesimi sorgulamaya yetti. Türk yurtlarına yaşatılanları, meydana geliş sırasına göre kısaca özetlediğimizde; Türkiye’de referandum süreci devam ederken Irak kürt bölgesel yönetimi başkanı, babası Türkmen katili olan, Barzani’nin İstanbul ve Ankara ziyaretlerinde devlet yöneticileriyle yaptıkları görüşmeler esnasında göklerimize Türk bayrağının yanında Barzani’nin parti bayrağının çekilmesi, görüşmenin ardından Barzani’nin İstanbul’da ve doğu illerimizde aktif bir şekilde faaliyetlerini sürdüren partisinin Türkiye’de özellikle kürt asıllı Türk vatandaşlarının evet yönünde oy kullanmalarını sağlamak için referandum çalışması yapacağını açıklaması, ve sonrasında biz daha paçavra meselesi yüzünden tepkilerimizi yeni dile getirmeye başlamışken Türkmen şehri olan Kerkük’ te bölgesel kürt yönetimi Irak bayrağını indirip tüm resmi kurumlara sözde kürdistan paçavrasını asmaya başlaması.. Bir başka Türk atasözü derki ‘perşembenin gelişi çarşambadan bellidir’. Acaba Türk semalarında dalgalandırılan paçavranın gölgesinin düştüğü görüşmelerde Kerkük pazarlık konusu mu olmuştu? Ver Evet’i al Kerkük’ü mü denmişti ki bu adam Irak’a döner dönmez zaman kaybetmeden bayrak değiştirme yarışına girdi. Türkmen kardeşlerimizin tepkilerine, yürüyüşlerine, karşı koymalarına aldırmadan, birde kürdistan özerk bölgesi bağımsızlık ilanı için yakın zamanda bölgede bir halk oylamasına yani referanduma gidileceğini ve Kerkükte sonsuza kadar kürt bayrağının dalgalanacağını, Irak hükümetinin paçavraya karşı karar almasına rağmen, küstahça açıkladı. Türklüğün bekası için evet diyen eyyy sayın yöneticiler, devlet imkanlarını kullanarak yaptığınız mitinglerinizde ve referandum çalışmalarınızda bu gelişmelere neden değinmiyorsunuz? Evet oyu istediğiniz insanlara, bu olayları fitilleyen sizin babası Türkmen katili olan barzaniyi devlet gibi ağırladığınız ve paçavrasını Türk bayrağının yanına göndere çektirdiğiniz olaylar olduğunu neden anlatmıyorsunuz? Birde bu sözde kürdistanın bağımsızlığı için acaba ne zaman düğmeye basıldı? Kim bastı diye sormam, bölgede ki Amerikan ve Rus askerlerinin terör örgütü ypg’nin çıkartmalarını oralarına buralarına takıp gezmelerinden ötürü fuzuli olacaktır, lakin buna bizim yurdumuzda kim çanak tutuyor diye sormam en doğal hakkımdır. Son günlerde Fırat Kalkanı Harekatının bittiği açıklandı. 71 kahraman kardeşimizi şehit verdik ve bilmediğimiz kim bilir kaç askerimiz gazi oldu. Peki bu durum ülkemize ve milletimize üzüntüden başka ne yararlar sağladı? Suriye meseleleri başladığından beri olaylardan en çok etkilenen ülke Türkiye olmuştur. Şam da namaz kılacağız diye hayal kurarken Atamız Süleyman Şah’ın türbesini başka yere taşımak zorunda bırakılmadık mı? Rus uçağını sınır ihlalinden dolayı düşürüp haklı olduğumuz halde sonrasında durumdan dolayı özür dileyen biz olmadık mı? Menbiç’te sıra derken, Rusya ile Amerika ittifakında yanlarına terör örgütü ypg’yi almalarından dolayı Türkiye harekât kapsamından çıkarılmadı mı? Peki biz devlet olarak tüm bunlara karşı ne yaptık? Kerkük’e sözde kürdistan paçavrasının asılmasını, Türkmen kardeşlerimizin feryatlarına bakmadan, kınamakla yetindiğimiz gibi bunları da mı sadece kınadık? Yoksa onu bile yapamadık mı? Misak-ı Milli sınırları içinde kalan Kerkük’ümüz Türk yurdudur, Türkmenler kardeşimiz canımızdır. Din vicdan meselesidir ama insan soyunu, ırkını seçemez. Irk Allah’tan belirlenmiştir ve soylu Türk olmak şereftir. Her zaman dediğim gibi yanlış politikalardan dönülmelidir. Yönetim sistemi değişikliği için, 15 seneden beri eğitim sistemimizin değiştirile değiştirile bir şeye benzememesine benzemesinden endişe duyulmalı, mevcut demokrasimiz ve anayasamız revize edilerek iyileşmesi yönünde güncellenmesi tercih edilmelidir. Bizim ne başka kültürlere, ne arap atasözlerine, nede başka yönetim şekillerine ihtiyacımız yoktur. Bize uyan Türk yurtlarında tecrübe edilmiş Ata sözlerimizdir. Bize uyan Türklük ve Türk milleti olma bilincini uyandıran bizi biz yapan Atatürk’ümüzün Türk Milletine en uygun bulduğu yönetim şekli olan laik Cumhuriyetimizi, mevcut kuvvetler ayrılığınla, insan hakları bakımından güncelleyerek demokrasimize ve kazanılmış haklarımıza sahip çıkmaktır. Bize uyan ümmetçilik değil, Türk milliyetçiliği fikrini benimseyip yeryüzünde öncelikle kan kardeşlerimize sahip çıkmak olacaktır. Ve eyyyyyy Türk yurdunu yöneten devlet büyükleri size sözüm şudur ki; biz ne ‘apoyu özledik’ diyen Ahmet Kaya olabiliriz nede ‘Türk devleti teröristtir, kürdistan kurulacak’ diyen Şivan Perver olabiliriz. Biz ancak ve ancak ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ diyen Mustafa Kemal’ler olabiliriz. Oy uğruna çok fazla yanlış yapmadınız mı? Biz her şeyi görüyoruz, duyuyoruz, biliyoruz ve Türk yurtlarına ihanet içinde olan her türlü gelişmeye HAYIR diyoruz, demeye de devam edeceğiz. Selam olsun Kerkük’e, Tela Fer’e, Musul’a! Selam olsun tüm değerli Türk yurtlarına…

Doğruya Doğru’da görüşmek üzere, sağlıcakla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir