MİLLİ MÜCADELE’DE KAHRAMAN TÜRK KADINLARI -2-


HALİDE EDİB ADIVAR
Milli Mücadele’ye halkın katılımını sağlamak için düzenlenen mitinglere katılıp ateşli konuşmalar yapan Halide Edip’in çabaları insanların Milli Mücadele’ye katılmasında etkili olmuştur. İstanbul Hükümeti tarafından kurulan Kürt Mustafa Paşa Divan-ı Harbi’nde idamlarına karar verilenlerden biri olan Halide Edib Ankara’da bulunan Genelkurmay Batı Cephesi Karargâhı İkinci Şubesi’nde Onbaşı rütbesiyle çalışmıştır. Önce Çavuş rütbesine, daha sonra da Başçavuş rütbesine terfi ettirilmiştir.11 Uzun süre cephe karargâhında çalışan Halide Edib’e savaşta göstermiş olduğu yararlılıklar nedeniyle İstiklal Madalyası verilmiştir.12

FATMA SEHER ERDEN (KARA FATMA)
Bursa’nın kurtuluşuna imza atmış bir mücahit kadınımız olan Kara Fatma, 1.Dünya Savaşı’nda dokuz-on kadın ile birlikte Kafkas Cephesi’nde savaşmıştır. Eşi, Sarıkamış’ta şehit düşmüştür. Kara Fatma ismi, vatan savunmasında göre yaptığı için verilmiştir. Mondros Mütarekesi’nden sonra Üsküdar’a, oradan Bolu ve Ankara yolu ile Sivas ve Erzurum’a giderek Mustafa Kemal’den kendisinin vazifelendirilmesini istediğini kırk üç silah arkadaşı ile birlikte Doğu vilayetlerindeki vazifelerini yerine getirdiklerini, 1923 yılında yapılan bir mülakatta anlatmıştır. Fatma Seher, Mustafa Kemal ile nasıl görüşebildiğini yine hatıralarında şöyle anlatır:
‘’Mustafa Kemal’in huzuruna çıkabilmek için muhtelif kıyafetlere girerek üç günlük bir mücadeleden sonra devamlı bir takibin neticesi olarak, Sivas’ta öğle yemeğine davetli bulunduğu bir yere giderken yolda yakaladım. Üzerimde çarşaf ve yüzümde peçe ile kapalıydı. Kendisiyle bir mesele hakkında görüşmek istediğimi söyleyince ilk defa sert bir lisan kullanarak “Ne görüşeceksin” dedi. Kalbimdeki vatan aşkı bu sert muameleye üstün gelerek derhal peçemi kaldırdı ve İstanbul’dan buraya kadar sizinle görüşmek için geldiğimi ve maruzatımı bir dakika için dinlemesini ısrarla rica ettikten sonra, pek yakınımızda bulunan küçük bir lokantaya beni kabul ettiler” bilgisini vermiştir. Mustafa Kemal ona adını, silah kullanmayı, ata binmeyi bilip bilmediğini sormuş ve aldığı cevaplardan memnun olarak “bütün kadınlar senin gibi olsa idi Kara Fatma” demiş ve adı bundan sonra Kara Fatma kalmıştır.” 13
Fakirlik ve çaresizlik ile karşı karşıya kaldığı son yıllarında Kars mebusu Tezer Taşkıran ve Rize mebusu Yusuf İzzet Akçal’ın 1954 yılında verdikleri önerge ile TBMM, Kara Fatma için 170 lira aylık tahsis etti. Fatma Seher Hanım, 2 Temmuz 1955’te Darülaceze’de 67 yaşında vefat etti ve Kasımpaşa’daki Kulaksız mezarlığına defnedildi. 14

TAYYAR RAHMİYE
Rahmiye Hanım; orta boylu, normal yapıda, esmer tenli ve ela gözlüdür. Başına, sırmalı pusu sarardı. Sırtında Maraş abası vardı. Kara şalvar giyer, göğsüne fişeklik takardı. Omzunda Alman filintası denen tüfeğini taşırdı. Ayağına ipli çarık giyerdi. Genellikle atlı gezerdi. Kıyafetleri ile bir erkekten farksızdı. Beden yapısı bakımından güçlü ve kuvvetliydi. Kendisini vatana ve milletine adamıştı. Şu sözleri akla kazınmış sözleri arasındandır. ‘’Allah bana nusret verse yalnız başıma düşmanı kırarım. Ölürsem şehit, kalırsam gaziyim.’’15
Osmaniye çete savaşlarına damgasını vuran Rahmiye Hanım, davranışları ile erkek arkadaşlarına örnek olurdu. Çarpışmalara girmekten kaçınan arkadaşlarına cesaret verici sözler söylerdi. Başlıca görevi arasında; keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı. Osmaniye yakınındaki demiryolu tünelini patlatmıştı ve bölgedeki düşmanın cephane ikmalini büyük sekteye uğratmıştı. 16
Daha sonraki çatışmalar sırasında Rahmiye Hanım göğsünden vuruldu ve yere yıkıldı. ‘’La ilahe illallah’’ diyerek ruhunu teslim etti. Şehit Rahmiye Hanım, Ulu Camii çevresindeki şehitliğe taşınmış ve mezar taşına şunlar yazılmıştır:
Şehit Rahmiye Hatun (d.1890- ö. Şehit 5.8.1920)
Yarınların sahibi ey gençlik,
İyi tanı, ebedi sükûnetle bu mezarda yatan.
Hak için, bayrak için canını feda edip
Armağan etti bize mukaddes vatanı. 17

GÖRDESLİ MAKBULE
Türk tarihinin kahraman kadınlarından diğeri de, işgalci Yunan kuvvetlerine karşı silahlı mücadele veren ve bu çatışmaların birinde şehit düşen, Gördesli Makbule Hanım’dır. Demirci, Gördes, Simav, Bigadiç ve Sındırgı dağlarında işgalcilere karşı savaşmıştır. İşgalcilerle en amansız çatışmalarda bulunmuş, dağ hayatının bütün olumsuz şartlarına ve kocası Halil Efe’nin bütün ısrarlarına rağmen kocasının yanından ayrılmayı asla kabul etmemiştir. 18 Gördes kızı Makbule Hanım, 16 ya da 17 Mart 1922’de Akhisar-Sındırgı arasında bulunan Koca Yayla’da düşmana karşı girişilen bir çarpışma sonucu şehit olmuştur. Demirci Kaymakamı Akınıcı İbrahim Ethem Bey hatıralarında: ‘’Uzaktan gelen bir kurşun Makbule’yi şehit etti.’’ der. 19 Efeler, daha yirmisinde şehit düşen Makbule’yi; Sındırgı, Gördes ve Demirci üçgeninde kalan Koca Yayla mevkiinde, kanlı elbiseleri ve gözyaşları içinde defnettiler. 20
‘’Kadınlık meselesinde şekil ve dış görünüş ikinci derecededir. Asıl mücadele sahası, kadınlarımız için şekilde ve kıyafette başarıdan çok, asıl başarı olunması gereken saha nur ile irfan ile gerçek fazilet ile donatılmasıdır.’’
-Mustafa Kemal ATATÜRK 21

KILAVUZ HATİCE
Adana ve yöresinde Fransızlara karşı verilen mücadelede yer alan ve milis kuvvetlerine katılan Kılavuz Hatice, 8 Mayıs 1920’de Milli Kuvvetler Pozantı’ya taarruza başladığında, zor……………………. (DEVAM EDECEK)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir