MÜBADELE YILLARI VE SONRASI

Lozan’da Yunanistan ile Türkiye arasında yapılan mübadele anlaşmaya göre; her iki ülke birbirleriyle nüfus mübadelesinde bulunacak, Türkiye de ikametli yaşayan ermeni ve rumlarla Yunanistan da bulunan müslüman Türkler değiştirilecektir. Bu nufüs değişimi sonucu Türkiye’ye gelen müslüman Türklere muhacir (mubadil) denmiştir. Daha sonra göç ederek gelenler de göçmen olarak adlandırılmıştır. Muhacirlerin aslı Karamanoğlu Beyliğine dayanmaktadır. Osmanlı’nın fethettiği toprakları Türkleştirme Politikası (sınır, uç bölgelerin güvenliği için seçkin Türk Ailelerin sınır bölgelere yerleştirilmesi) sonucu Türk soylularının Selanik civarlarına kadar gittikleri saray arşivindeki kayıtlarda yer almaktadır.
Düzeni bozulan muhacirler birçok zorlukla mücadele ederek Yunanistan’dan gelmişler, gelirken birçok işkenceye maruz kalmışlar, malları yağmalanmış ve canlarını zor kurtarmışlardır. Bir kısmı İzmir’e ve çevre illere yerleşmişler, bir kısmı ise Konya’ya yerleşmişlerdir. Antalya, Mersin dolaylarına gelen topluluklar havanın sıcak olmasından ve sıtma hastalığından birçok kişi hayatını kaybetmesinden dolayı oralarda barınamayarak iç Anadolu’ya doğru geçmiş ve Nevşehir, Niğde, Kayseri ve civarlarına yerleşmişlerdir. Hazır düzenlerini bırakarak gelen muhacirler yerleşmekte ve düzen kurmakta birçok sıkıntı ve zorluğa göğüs germek zorunda kalmışlardır.

Yunanistan

Cumhuriyet döneminde Yunanistan’dan Anadolu’ya en büyük göç, 1923 yılında gerçekleşmiştir. İnsan hakları ve mülkiyet Lozan Barış antlaşması kapsamında 10 Kasım 1923’te yürülüğe giren antlaşma metni sonucunda 100 bin Rum Yunanistan’a gitmiş, yakla İnsan hakları ve mülkiyet Lozan Barış antlaşması kapsamında 10 Kasım 1923’te yürülüğe giren antlaşma metni sonucunda 100 bin Rum Yunanistan’a gitmiş, yaklaşık 100 bin aileye mensup 400 bin Türk’te Anadolu’ya göç etmiştir.
Lozan Barış Antlaşması’yla ayrıca Batı Trakya resmen Yunanistan’a bırakılırken burada kalan Türk azınlığında hakları garanti altına alınmıştır. Batı Trakya Türk toplumunun hakları Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan 1926 Atina, 1930 ve 1933 Ankara, 1952 Türk-Yunan Kültür, 1968 Türk-Yunan Kültür Protokolü anlaşmalarıyla da pekiştirilmiştir.
Yunanistan 1923 ten bu yana Türkleri göçe zorlama, bu sağlanamadığı takdirde de onları asimile etme politikaları izlemektedir. Bugün Yunanistan’da yaşayan Türklerin sayı sı tahminlere göre 300 bin dolayında olup, 250 bine yakını Batı Trakya’da ikamet etmekte olduğu bilinmektedir.

Bulgaristan

Bulgaristan, Türk azınlığın en yoğun olduğu Balkan ülkesidir. Cumhuriyet döneminde imzalanan Türk-Bulgar ikamet sözleşmesiyle göçler düzene girmiş, dostluk anlaşmasıyla da Türklerin hakları güvence altına alınmıştır. Bulgaristan’dan gelmek isteyen Türkler ikamet sözleşmesiyle Türkiye’ye serbestçe göç etmişler ve malları tasfiye edilmiştir. 1923-1939 döneminde toplam 198.688 Türk göçmen gelmiştir.
Aslında göç talebi çok yüksek olsa da Bulgaristanın yürüttüğü yanlış devlet politikaları sayesinde 1939-1949 yılları arasında sadece 21.353 kişi Türkiye’ye gelebilmiştir.Bu dönemdeki göç talebinin fazla olmasının en büyük nedeni ülkeyi yöneten Komünist Partinin Türkler üzerindeki politik, kültürel ve dinsel baskılarıdır. Köylü Türklere ağır vergiler getirilmiş, ürünlerinin büyük bölümünü devlete vermeleri açısından Türklere baskı yapılmıştır.
Bulgaristan’dan Türkiye’ye en yoğun göç olayı 1950’lerin başlarında yaşanmıştır.
10 Ağustos – 10 Ekim 1950 tarihleri arasında 150.000-155.000 Türk, Bulgaristan’dan Türkiye’ye giriş yapmış, öyle ki Türkiye Ekim ayının sonunda sınırı kapatmak zorunda kalmış, ancak aradan iki ay geçtikten sonra vizesi olanlar için sınırı yeniden açma kararı almıştır. 30 Kasım 1951’e kadar 154.393 kişi Türkiye’ye gelmiştir. Bulgaristan’ın Türk azınlığı göçe zorlamasının nedeni olarak; Türkiye’nin Batıya yakınlaşmasının Bulgaristan’ın saflarında olduğu Rusya’yı rahatsız etmesi ve Bulgaristan aracılığıyla Ankara’ya baskı uygulama politikalarını gösterebiliriz.
Bugün itibariyle Bulgaristan’da 800 bin dolayında Türk ve Müslüman azınlık yaşamakta ve diğer Balkan ülkelerine oranla en geniş Türk azınlığı oluşturmaktadırlar.

‘Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani “Düşmanla sonuna kadar dövüşenler”. Çekilen ordunun ri’cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir. Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.’
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, 17.01.1931

KİMLERE MUHACIR DENİR?

Muhacır kelimesinin anlamı “Dinleri için yaşadığı toprakları terkedip, dinlerini daha iyi yaşayabilecekleri topraklara göç eden müslümanlara verilen isimdir.” Bir yerden başka bir yere göç edenler için kullanılmaktadır. Trakya bölgesinde günlük konuşma dilinde “macır” olarak telaffuz edilen bu kelime Balkan savaşlarından itibaren 1930’lara kadar Yunanistan, Bulgaristan, Arnavutluk ve Yugoslavya gibi Balkan ülkeleriyle Türkiye arasında mübadele ile göçenler için kullanılmaktadır. Bu göçmenler öncelikle Trakya olmak üzere, çoğunlukla Marmara Bölgesi’ne yerleştirilmişlerdir. Yunanistan’dan göçenler genellikle Girit ve Selanik’ten göçmüştürler.
Balkanlardan göç eden macırlar (muhacirler) ırk olarak Türk‘türler. Bağlı oldukları din ise İslam‘dır.

BALKANLAR’DA YAŞANAN TÜRK SOYKIRIMI!

Osmanlı’nın 1906 yılında tutulan nüfus istatistiklerine göre Makedonya’da 1 milyon Türk, 750 bin de Arnavut olmak üzere toplam 1 milyon 750 bin Müslüman (Selanik’te 485 bin, Kosova’da 752 bin, Manastır’da 460 bin) yaşıyordu. Diğer taraftan bu topraklarda ecnebi nufüs incelendiğinde; Ulahlar ve Sırplar da dahil olmak üzere 627 bin Rum, 575 bin Bulgar, 200 bin civarında da Yahudi, Ermeni, Katolik ve Protestan bulunuyordu. Avrupalı kaynaklar da Müslümanları 1 milyon 200 bin ila 1 milyon 500 bin arasında gösteriyordu.

Müslümanlar bölgenin genelinde mutlak çoğunluğu ellerinde tutuyorlardı. 1911 yılı istatistiklerine göre hesaplandığında Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan tarafından işgal edilen bölgelerde bulunması gereken Müslüman nüfus 2 milyon 315 bindi.
Savaşın başladığı 1912 yılından itibaren Osmanlı topraklarına (Anadolu ve Trakya’ya) sağ salim ulaşabilmiş sürgün sayısı 413 bin 922 kişiydi. Türk-Yunan mübadelesi gereğince, 1921-1926 yılları arasında gelen göçmen sayısı da 398 bin 849 idi. Bu da Balkanlar’dan Türkiye’ye 1912’den 1926’ya kadar toplam 812 bin kişinin ulaşabildiğinin bir kanıtıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir