MUSTAFA SABRİ NEDEN HAİNDİR!

Türkiye’de İslamcılık iki koldan yürümüştür. Biri nispeten millî ve vatansever zihniyete sahip olanlar, diğeri ise millî anlayışa düşman olup yabancıya yaranmaya çalışan mandacı, işbirlikçi hainlerdir. Birinci kol azdır. Bu kesimi Mehmet Akif Ersoy temsil eder. İslamcı olmasına karşılık millîci duygularla hareket etmiş ve Millî Mücadeleyi desteklemiştir. Ancak daha sonra inkılapları beğenmemiş ve Mısır’a gitmiştir. Ne var ki orada da huzur bulamamıştır. İkinci kol ise çoktur. İslamcılık şemsiyesi altına giren hain, kripto, işbirlikçi ne kadar kişi varsa bu kesimde yer almıştır. Mesela, Mustafa Sabri, İskilipli Atıf, Ahmet Naim bu kesimde yer alanlardandır. İkinci tür İslamcılar Millî Mücadelenin karşısında olup İngilizleri ve Yunan işgalini savunmuşlar, daha sonra da inkılaplara karşı gelmişlerdir. Bir de Said-i Nursî gibi kendini peygamber vasfında gören, yazdıklarını Allah’tan ilhamla meydana geldiğini ve Kuran’ın devamı gibi ima eden bir Said-i Kürdi vardır. Bu Sait daha sonra Türkiye’nin başına bela olmuş, içinden devlete kast etmiş olan ABD uşağı Fethullah Gülen’i çıkarmıştır. Yani bu tarikat İngilizcilikten Amerikancılığa evrilmiştir.
Mustafa Sabri, ilk başta İttihat ve Terakki içinde yer almış fakat daha sonra Hürriyet ve İtilaf Partisine girmiştir. Mebus olmuştur. Gerek mecliste ve gerekse dışarıda İttihat ve Terakki düşmanlığı yapmış, bu arada da zehirli fikirlerini yaymaya çalışmıştır. 1919 yılının Mart ayında kurulan Damat Ferit hükümetinin ilk bakanlar kurulunda “Şeyhülislam” olarak görev almıştır. Damat Ferit hükümetlerinde aynı görevle yer almış ancak istifa etmiş fakat sonraki hükümette tekrar görevlendirilmiştir. 31 Temmuz 1920’de kurulan hükümette şeyhülislamlığın yanı sıra o tarihlerde önemli bir görev olan Şurayı Devlet Reisliği (Danıştay Başkanlığı) da verilmiştir.
Mustafa Sabri, kavmiyetçiliğe yani milliyetçiliğe karşıdır. Ama buna karşılık Arapları üstün tutmuştur. Kuran’ın Arapça indirilmesi ve peygamberin Arap olmasından dolayı Arapları üstün görmüş, Arapçayı da dillerin en iyisi olarak kabul etmiştir. Ona göre Ebubekir ve Ömer gibi eşsiz kişiler Araplardan çıkmıştır. Ne var ki Mustafa Sabri bu fikirleriyle kendi içinde çelişkilidir. Çünkü bir yandan milliyetçiliğe karşı çıkıp İslam’da kavmiyetçilik yok derken, diğer yandan benzer İslamcılar gibi Arapları üstün görerek Arap ırkçılığı yapmıştır.
Mustafa Sabri, Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in yargılanmasına ve idama mahkum edilmesine sebep olanlardan biridir. Kemal Bey’in idamına fetva veren şeyhülislam da Mustafa Sabri’dir.
Sevr Antlaşması’nın imzalanmasından önce 22 Temmuz 1920 tarihinde Yıldız Sarayı’nda Sultan Vahdettin başkanlığında Meclis-i Âlî (Yüce Kurul) toplanmıştır. Toplantıya Mustafa Sabri de katılmıştır. Mustafa Sabri, Dürrizâde Abdullah ile birlikte antlaşmanın kabulü yolunda görüş bildirmişlerdir.
Sevr Antlaşması’nın imzalandığı günün gecesi ise eşi Ulviye Hanım ağlayarak Mustafa Sabri’ye çıkışarak “Sen Allah’tan korkmadın mı? Peygamber’den utanmadın mı? İzmir’in Yunanlılara verilmesine nasıl razı oldun? İstifa edeydin de imza etmeseydin” demiştir. Mustafa Sabri eşine cevap verememiştir.
Mustafa Sabri, bir ihanet kuruluşu olan Teali-i İslam Cemiyeti içinde de yer almıştır. Bu cemiyet İskilipli Atıf Hoca, Mustafa Sabri, Said-i Kürdi gibi İslam kisvesi altına gizlenmiş işbirlikçiler tarafından kurulmuştur. Bu dernek İngilizlerle ilişki içinde olmuştur. Dernek Yunanla savaşan Türk askerleri üzerine, savaşı bırakmaları, Yunanla savaşmamaları, Mustafa Kemal’in ve Kuvayı Milliye’nin eşkıya olduğuna dair bildiriler atmıştır. Üstelik bu bildiriler Yunan uçaklarıyla atılmıştır.
Türk ordusunun Yunan’a karşı galip gelmesi üzerine Mustafa Sabri padişah Vahdettin’den sadrazamlık istemiştir. Müslümanlardan ve Ermenilerden bir ordu kurarak Türk ordusuna karşı savaşmayı teklif etmiştir. Ancak bu amacını gerçekleştirme imkanı bulamamıştır.
Millî Mücadelenin başarıya ulaşması üzerine çocuklarını da alıp Yunanistan’a kaçmıştır. Yunanistan’dan Mısır’a geçmiş ve orada da zehrini akıtmaya devam etmiştir.
Mustafa Sabri inkılaplara da karşı çıkmış ve inkılapların aleyhine yazılar yazmıştır. Şapkaya karşıdır; fes yerine şapka takmak küfürdür. Ona göre kadına tanınan haklar doğru değildir. Kadın hakları kadınları erkekleştirip evlilik hayatını bunalıma sokacaktır. Kadınların örtünmesi Kuran emridir, örtünmenin devam etmesi lazımdır. Çok eşlilik devam etmelidir. Aksi takdirde zinaya yol açılacaktır, erkekler gizli dost tutacaklardır. Mustafa Sabri hilafetin kaldırılmasına da karşı çıkmıştır. Harf inkılabını da (sanki doğru dürüst Arapça okuma yazma bilen varmış ve Türkler sanki Arapça Kuran’ı anlıyorlarmış gibi) Türklerin Kuran ile ilişkisinin kesilmesi olarak görmüştür. İnkılapların arkasında İngilizlerin olduğunu söyleyip bir de iftira atmıştır. Oysa kendisi İngilizcidir.
Mustafa Sabri Türkçülüğe, Atatürk’e karşı da mücadele etmiştir. “Hilafetin İlgasının Arka Planı” adlı kitabında şöyle yazmıştır:
“Yusuf Akçura, Ağaoğlu Ahmet Bey, Ziya Gökalp, Hamdullah Suphi, Celal Nuri ve emsali kişilerin planları Mustafa Kemal’in planlarının aynısıdır. Onların arkasındaki güç Mustafa Kemal’dir. Turancıları koruyan, teşvik eden hatta parlamenter tayin eden de odur. Turancı düşüncenin felsefî temelini atan Ziya Gökalp’tir. Bu düşünce İslâm hilafetine alternatif olmak üzere geliştirilmiştir. Gökalp, Türklerin yakın geçmişinden tamamen koparak bâtıl ve kavmiyetçi esaslarla kendini yeniden oluşturması gerektiğini savundu.”
Mustafa Sabri yine aynı kitabında İttihatçıların ve cumhuriyetçilerin İslam’a verdiği zararı İngilizlerin esaretleri altındaki Müslümanlara vermediğini; İngiliz esareti altındaki ülkelerin gelişme ve zenginlik yönünden geçtiklerini yazmıştır. Bağımsızlık konusunda ise, bağımsızlık yerine dini tercih ederek şöyle demiştir: “Bağımsızlığın kaybı, dinin kaybından daha iyidir. Dinimize karışmayan yabancı bir yönetim, dinimizi yasaklayan laik bir yönetimden daha iyidir. Din ve devletten biri mutlaka ziyan olacaksa devletin ziyan olması hiç kuşkusuz daha iyidir.”
Görüleceği üzere bir yandan inkılapların arkasında İngilizler var diye iftira atarken, öte yandan İngiliz propagandası yapmıştır. Çünkü kendisi bir İngilizcidir. İngilizlere yaranmaya çalışmıştır.
İşte Mustafa Sabri böyle bir haindir!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir