ON (SUZ) KASIM

Sizce nasıl bir ülkede yaşıyoruz sevgili okurlar? Demokrasinin olmadığı, gerçekten faşizmin ve diktatörlüğün hüküm sürdüğü bir vatanımız mı var sizce? Ben böyle olduğunu düşünmüyorum. Şahsi konuşmak gerekirse; benim dünya devletleri arasında kendimi en özgür hissettiğim ülke canım vatanım Türkiye Cumhuriyeti’mdir. Gördüğüm; doğru ve dürüst bir vatandaş olduktan sonra kimse size ne şişşt gel buraya der ne pişşt git oraya der. Bizim tek affetmeyeceğimiz husus vatana, Türklüğe ve kutsal bayrağımıza ihanettir. Bu güzel cennet vatanımızda arınla, namusunla, şerefinle, haysiyetinle, Türklük onuruna yakışır bir şekilde yaşayıp ölmeli insan. Bu hassasiyetlerimiz dışında gelişen diğer hatalı olayları affedecek toleransa da sahip bir millet olduğumuzu her defasında da kanıtlamışızdır. Bu benim 40. Yazım, birçok yazımda yanlış gördüklerimi vatandaş olarak dile getirmişimdir, lakin kimse bana, bu aslında herkesin bildiği ama dile getirmediği doğrulara değindiğim için ‘susacaksın’ demedi, demez de, neden desin ki? Sonuçta hepimizin tek amacı daha iyi, daha güçlü bir Türkiye’de yaşamak değil mi? Lafı fazla uzatmadan ve çevirmeden demem odur ki ben sayın Cumhurbaşkanımızın faşist veya diktatör olduğunu düşünmüyorum. Aksine bazı ihanetlere karşı çok ılımlı, anlayışlı, hoşgörülü ve aşırı derecede sabırlı olduğu kanaatindeyim. Nedenini bir sonraki satırlarımda yaşadığım örnekten vereceğim.

Geçen günlerde bir davete katıldım. Bulunduğum masada yeni tanıştığım Trakyalı bir şahıs, koyu sohbet esnasında ‘Ne normal ki bu ülkede, en başta krtleri susturdular’ deyiverdi. Kulaklarıma inanamayarak sözü anlamadığımı ve tekrar söylemesini istedim. Dedi ki ‘Bunların yaptıkları en güçlü şey krtleri susturdular’ İçimden dedim konu bende, tırnaklarım uzadı, dişlerim çıktı ve döndüm hangi krtlerden bahsettiğini sordum. Gözümün önünden film şeridi gibi hızlı bir şekilde AK Partinin 2009 yılında başlatıp 2015 yılında bitirmek zorunda kaldığı sözde çözüm süreci boyunca verdiğimiz yüzlerce şehit kardeşimin cenaze törenleri, arda kalan ağlayan eşleri, öksüz evlatları geçti. ‘Kim, AK Parti mi krtleri susturdu?’ dedim ‘Çözüm sürecini bu ülkeye yaşatanların hala iktidarda ülkeyi yönettiklerinin bilincinde değilsiniz galiba?’ diye sözlerime devam ettim. Bu tepkimin üzerine tüm krt partisinin milletvekillerinin tutuklandığı, konuşanı içeri aldıkları gibi altyapısı olmayan boş sözler sarf eden yeni tanıdığım şahsa verdiğim cevap yüksek bir ses tonuyla ‘BU ÜLKEDE KİM TERÖRİSTE SAHİP ÇIKAR VE DESTEKLERSE CEZASINI ÇEKER, TERÖRÜN VE TERÖRİSTİN AFFI YOKTUR, BU İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİLDİR, VATANA İHANET MUTLAKA CEZASINI BULUR’ oldu. Ben sustuğumda herkes sustu, konu kapandı. Bana göre ‘aydın olmak’ bu değildir. Bu Atatürkçü olmak demek değildir. İfade ve düşünce özgürlüğü adı altında kimse vatan evlatlarını şehit eden bölücü teröristleri destekleyici sözler sarf edemez, hareketlerde bulunamaz. Bölücü teröristle birlikte hareket eden kendisi de teröristtir. Sırf sayın Erdoğan’ı istemiyorsunuz diye ona karşı Atatürkçü kimliklerinizle gidip teröristleri kendinize yoldaş yapamazsınız. Sizin Atatürkçülüğü benimsemiş duruşunuzda ancak Türkçülük hissiyatınız ön planda olabilir, gidip kimseyle krtçülük yapamazsınız. Öyle bir lüksünüz yok. Eğer maskeyse kafalarınızdaki, o zaman bir an önce bu maskelerden kurtulmanızı tavsiye ederim. Çünkü şuna emin olun; bir gün gerçek Atatürkçüler sizi sorgulamaya başladığında, kimseye verebilecek bir cevabınız olmayacaktır. İnanıyorum ki bir gün bu ülkeyi gerçek Türkler, Ata-Türkçüler yönetecektir. İşte siz o zaman o çok özlemini çektiğiniz özgürlüğü en küçük hücrenize kadar hissedersiniz, merak etmeyin sadece bekleyin.

Kasımda aşk başkadır, çünkü Kasım bizim son Başbuğumuza, tek liderimize olan aşkımızı ölümsüzleştirmiştir. ON (suz) KASIM’ ı, ölümsüz aşkımızı, Paşamızı, Atamızı, babamızı minnetle ve özlemle tüm millet olarak, Türkiye’min dört bir yanında derin bir saygıyla anarak geride bıraktık. Türklüğü ölümden kurtarıp bu güzel Cumhuriyetimizi kuran ve bize emanet eden son Başbuğumuz, ulu önderimiz ve ebedi Başkomutanımız büyük lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü bir gün değil, yaşadığımız her gün anmalı ve açtığı yoldan gösterdiği hedeflere, fikirlerini yaşatarak hiç durmadan yürümeliyiz. Aslında onun bedenen aramızdan ayrıldığı günden beri yapılması ve olması gereken tek doğru buydu. Toplumumuzun bazı kesimleri ve birtakım idarecilerimiz zaman zaman bu yoldan ayrılıp kendilerine başka yollar arama peşine girseler de aradıkları başka çarelerin onların başlarına bela olarak geri döndüğünü hepimiz gördük ve yaşadık. Bu 10 Kasım da özellikle AK Partinin ‘Atatürk atağı ve açılımı’ takdire şayandı. Lakin bana, sonradan gelişen ve geliştirilen bu tip davranışların samimiyet derecesi hakkındaki fikirlerimi ne siz sorun nede ben size söyleyim. Doğduğumuz ve yaşadığımız bu ülkenin kurucusunu sevmek damarlarımızdaki asil kanımızda mevcuttur. Kendini Türk olarak hissedip Atamızın dediği gibi ‘Ne mutlu Türk’üm diyene!’ diyen her bireyin içinde zaten hiçbir zaman söküp atılamayacak bir vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi mevcuttur, bu değerlere olan sevgi sonradan gelişmez. ‘İki ayyaşın yaptığı Anayasa’ diye devam eden sözleri, seneler sonra, ‘Atatürk’ü birtakım marjinal düşüncelerin tekeline bırakamayız’ çağrılarının takip etmesini trajikomik bulduğumu itiraf etmeden geçemeyeceğim. Sayın Cumhurbaşkanının yaptığı ‘Allah’tan başka herkes eleştirilebilir, bunlara Atatürk’te dahil’ açıklamasının beni bir konuda huylandırdığını da söylemeden sözlerimi bitirmeyeceğim. İnşallah, bu sonradan oluşup birden açığa çıkan Atatürk sevgisinin ardından ‘Bizde Atatürk’ü seviyoruz ama bakın bunları yanlış yapmış, şunları böyle yapsaymış’ gibi eleştiriler gelmeye başlamaz. Çünkü bu durum; ‘Atatürk’ü Türk milletinin gözünde itibarsızlaştırmayı inceden inceye işlemek’ art niyetinden başka bir anlama gelemez. Atatürk düşmanlığı, Cumhuriyet düşmanlığınla eş değerdir ve bence vatan hainliğinin de ta kendisidir, buda böyle biline.

Ruhumun gıdası olan bir şarkı, sözleri benden hepimize gelsin;

‘Taşında gözü olanın, yurduna mezar kazacağız,

Hainin, soysuzun, döneğin alnına VATAN yazacağız,

Hainin, soysuzun alnına YAŞASIN TURAN yazacağız’

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir