ÖN TÜRKLER KAZIM MİRŞAN TESPİTLERİ

Kazım Mirşan’ın Türklerin tarihini yaklaşık MÖ 15.000 yıl öncesine dayandıranın Ön-Türkler tezi üzerinde önemle durulması gereken bilimsel bir çalışmadır. Kazım Mirşan,1919 yılında Doğu Türkistan’ın Kulca kentinde doğmuştur. Almanca, İngilizce, Rusça’ya ilaveten Özbekçe, Uygurca, Başkurtça, Tümenlikçe, Kırgızca’da dahil olmak üzere 9 Türk lehçesi ve ayrıca araştırma yapabilecek düzeyde Yunanca, Latince ve İtalyanca bilmektedir. 41 eseri mevcuttur. Bütün bir ömrünü Türklerin kökenini araştırmaya adamış ve bir çok bilimadamınca da kabul edildiği üzere geçmişi MÖ 15.000 yılma dayanan Türklerin tamga (damga) dilini çözümlemiştir. M.Ö. 15.000 ile M.Ö. 2000 tarihleri arasındaki yazı elemanları içeren kaya resimlerini ve yüzlerce yazıtı okuyarak tespit ettiği bilgileri 1970 yılında Proto Türkçe Yazıtlar ismiyle kitap olarak yayınlamıştır.
Kazım Mirşan’ın tespitlerine geçmeden önce Orta Asya’daki yerleşik yaşam hakkında yabancıların tespit ettiği şu hususları belirlemek gerekir. R.Pumpelly (1908), A.Belenitsky (1987), D. Sch. Besserat (1987) Orta Asya’da yerleşik bir yaşamın milattan yüz binlerce yıl öncesinde varlığını ortaya koymuşlardır. Tacikistan Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Rus asıllı bilim adamları V.A. Ranov, 1993 yılında Orta Asya yerleşik kültür merkezlerinin eski taş (paleolitik) döneminden itibaren var olduklarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koymuş ve bu tarihi M.Ö. 850.000’lerde başlamıştır. V.A.Ranov’ın Orta Asya’da tespit ettiği yerleşim merkezlerinden birisinin tarihi M.Ö 10.500’dür. Almanlar, Çin kaynaklarından bu merkezin adının uşuy olduğunu tespit etmişlerdir. (Kazım Mirşan, bu kelimelerin aslının uşunguy ve anlamının “egemenliğe tabi birlik” olduğunu belirtiyor.)
Yine bilimsel tespitlere göre, buzul çağlarıyla, kıtlıklarla kesilen dönemler sonrası, Orta Asya insanı M.Ö 30.000 yıllarında kayalara resimler yapmaya başlamıştır. Bu kaya resimleri gelişerek tekrarlanan kavramlar sabitleşip M.Ö 15.000 yıllarında, sembol şekiller halini almaya başlamıştır. Bunlara petroglif, yani yazı elemanları içeren kaya resimleri deniyor. Bu sembol şekiller biçimindeki yazı elemanlarına Orta Asya’da tamga (damga) adı verilmiştir. Bu tamgaların Kazım Mirşan tarafından Ön -Türkçe olarak okunmasıyla, Orta Asya Taş Dönemi dilinin Ön-Türkçe olarak gelişmiş olduğu ortaya çıkıyor.
Adı tamgalı üçgeni olarak bilinen, Orta Asya’daki Türk yurdu Tamgalısay – Talaş – Issıq Köl bölgesinde M.Ö. 7000’li yıllarda yazı ekolü ve yazıtlar ortaya çıkıyor. Kazım Mirşan, bu bölgede M.Ö. 9000 ile M.Ö. 1517 yaşamış olan devleti Bir – Oy Bil (Tek Devlet Egemenliği) olarak tanımlıyor. Kazım Mirşan, binlerce petroglif’in yanı sıra, içlerinde Anadolu ve Etrüsk yazıtları da olmak üzere 1996 yılına kadar 400 yazıt okuduğunu belirtiyor.
Kazım Mirşan bu çalışmaları sonucu şu sonuçlara varıyor ve bunları dünyanın bilgisine sunuyor:
1 – Bugünkü Türk dili Orta Asya’da M.Ö. 15.000’den başlayarak Ön Türk olarak tanımladığı topluluklar, boylar tarafından oluşturulmuştur.
2 – Bu topluluklar, M.Ö. 9000’den başlayarak Bir-Oy Bil (m.ö. 9000 – m.ö. 1517), At – Oy Bil (m.ö. 1517 -m.ö. 879) ve
Ögül-Uqus’lar gibi bir çok yerleşik devletler kurmuşlardır. Türkler aslında göçebe değillerdir. Zorunlu nedenlerle göç etmek durumunda olmuşlardır.
3 – İlk tek tanrı inancını geliştiren Türklerdir. Budizmin kökeninde Türklerin Altı Yarıq Tigin isimli din kitabı vardır. Ve Ön Türkler evren kavramına sahiptir.
4 – Batı uygarlığının kurucusu olarak bilinen Etrüsk’ler Türktür ve dilleri Ön-Türkçe’dir.
5 – Kökeni açıklanamayan eski Mısır hiyerogralif yazısında (M.Ö. 3000 – 3200) 18 Ön – Türkçe harf mevcuttur.
6 – Sümer yazısında 18 Ön-Türkçe tamga mevcuttur.
7 – Ön-Türkçe ilerideki bin yıllarda Fenike, Grek, Bizans, Latin, Slav alfabelerinin kökeninde yer almışlardır.
8 – Doğu Anadolu’daki Subar’lar (Sabir, Suvar) Asya’da-ki Isıb-Ura Bil halkının devamıdırlar. Orta Doğu’ya inen bir kol da Aral gölü civarından bu bölgeye göçen Esenler’dir.
9 – Türkler, Anadolu’da M.Ö. 15.000 yıllarından beri mevcuttur.

Kazım Mirşan’ın bu tespitleri dünya tarihinin yeniden yazılmasını gerektirecek önemdedir. Bu tespitler bir çok yabancı bilim adamları tarafından da kabul edilmektedir. En azından Etrüsk medeniyetinin bir Türk medeniyeti, Etrüsklerin Türk olduğunu, örneğin, İngiliz Prof, Taylor, Fransız, Baron Carra ve Vauks, Avusturyalı, Vahilhem Brainshtain kabul etmişler ve bu gerçeği yazdıkları kitaplarda dile getirmişlerdir.
Kazım Mirşan’ın bu yoldaki en büyük başarısı ise Etrüsk alfabesinin Türk alfabesi olduğunu bütün dünyaya kabul ettirmiş olmasıdır.
Batılıların önemli bir bölümünün, Etrüsk alfabesinin Türk alfabesi olduğunun kabul etmelerine rağmen, Kazım Mirşan’ın anlam okumalarına karşı çıkmalarının temelindeki neden Etrüsk’leri Batı medeniyetinin kurucusu olarak kabul etmiş olmalarıdır. Batı’nm kökenlerinin Türklerle ilişkilendirilmesine tahammülleri yoktur.
Kazım Mirşan, Türkiye’nin İtalya Büyükelçiliği vasıtasıyla bin bir güçlükle dünyaca ünlü Etrüskolog Prof. Compa-reale ile görüşmüş (Etrüsklerin vatanı orta İtayla’dır) ve elinde delilleri ortaya koymuş, sorularını cevaplandırmıştır. Bu ünlü Etrüskolog “hayretler” içinde kalmış ve sonuçta “Evet, Etrüskçe yazılar okunmadı” demek zorunda kalmıştır. Ancak, Kazım Mirşan’ın okumalarını kabul etmemiştir. Ne var ki bilimsel bir tenkitte de bulunamamıştır.
Kazım Mirşan’ın, Öntürkçe okumaları bugüne kadar hiçbir bilim adamı tarafından bilimsel temelde tenkid edilememektedir. Bunun bir nedeni Batı’da Ön -Türkçe bilen bilimadamının mevcut olmamasıdır.
Yeni bir bilimsel araştırma, Kazım Mirşan’ın Öntürkler konusundaki verdiği bilgileri doğrulamaktadır. Gaziantep Üniversitesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Ahmet Arslan, 7.12.2004 tarihli Vatan gazetesinde yayınla-nan söyleşisinde, Konya’daki sağlık ocağında alman kan örneklerinin DNA analizlerinin italya’da Prof. Santa Chiara Benerecetti’nin merkezinde yapıldığını ve özellikle Portekizlilerle, Fransızların Türklerle yakın kan bağı olduğunun tespit edildiğini, Türklerin bir çok Avrupalı milletlerin atası olduğunu açıkladı. Bunu haber olarak Alman Rheiniche Post gazetesinin web sitesinde yayınladığını belirtti.
Kazım Mirşan’ın tezini destekleyen bir başka araştırma 08.12.2004 tarihinde İtalya’da Ferrara Üniversitesi’nde sonuçlandırılmıştır. Dipt. Biolog. Guido Barbujani ve ekibi tarafından yapılan “genetik analiz” sonucu Etrüskler’in On-türk oldukları tespit edilmiştir.
Fransa ve Portekiz, İtalya ile birlikte Öntürkçe tamga ve yazıtların en çok bulunduğu Avrupa ülkeleridir. Kazım Mir-şan bunları da incelemiş ve okumuştur. Kazım Mirşan’ın Avrupa ülkelerinde okuduğu Öntürkçe belge sayısı 1998 tarihi itibariyle 310’dur.
İtalya’da yapılan DNA analizlerinin bir benzeri birkaç yıl önce İspanya’da yapılmış ve yine Avrupalıların Türklerle kan bağı olduğu tespit edilmiştir.
Yine benzer bir başka bilimsel araştırma da Kazım Mirşan’ın tespitlerini doğrular mahiyettedir. ABD’li antropolojik genetikçi Spencer Wells ve ekibinin 1998 yılında Orta Asya’da yaşayan 2500 kişiden aldıkları DNA örneklerindeki Y kromozomu incelemeleri sonucu, insanların atalarının 30.000 yıl öncesinde Orta Asya’dan göç edenler olduğunu ortaya koyuyor.
Bütün bunlar, Kazım Mirşan’ın araştırma ve bulgularının çok daha ciddi olarak değerlendirilmesini gerekli kılan bilimsel tespitlerdir.
Ontürkler konusunda kapsamlı bilgi edinmek için Hulki Cevizoğlu’nun 29.06.2002 ile 20.07.2002 tarihleri arasında ATV’de yaptığı,toplam 12 saati aşan 3 programı kitaplaştırarak yayınladığı Tarih Türklerde Başlar isimli kitabın mutlaka okunması gerekir.
Bu programlara; bizzat Kazım Mirşan’ın, dünyanın en önde gelen 3 Sümerologundan biri olan Prof. Dr. Muazzez İlmiye Çığ’ın, uluslararası üne sahip araştırmacı Haluk Tarcan’ın, Prof. Dr. Bozkurt Güvenç’in, Yrd. Doç. Dr. İsmail Doğan’ın, araştırmacı Turgay Tüfekçioğlu’nun, Adile Ayda’nın ve daha birçok saygın araştırmacı ve bilimadamının katılmış olmaları bu kitabın değerini daha da artırmaktadır.
Kitabımızın kapsamı ile ilgili olarak, konumuza dönersek; Kazım Mirşan’ın ortaya koyduğu tartışılmalı gerçek, Türklerin Anadolu’daki 17.000 yılı bulan varlığıdır, (m.ö. 15.000’den bu yana)
Bugün; Türkiye’de, Orta asya, Yenisey, Aral, Balkaş, Pamir, Kazakistan, Kırgızistan, Tamgalı Say, Talaş, Issıq Kölü, Başkurtistan v.s de mevcut onbinlerce pigtogram (mağara resmi), petroglif (yazı elemanlı kaya resmi-tamga) ve yüzlerce yazıtın aynısı ya da yakın benzeri geniş bir coğrafyaya dağılmış olarak Anadolu’da da mevcuttur. Bunlar, Türklerin Anadolu’da -17.000 öncesine varan varlığının kanıtlarıdır.
Sadece Doğu Anadolu yaylasında tarihleri M.Ö. 15.000-1000 olarak tespit edilen tam 45.000 kaya üstü ve mağara resmi mevcuttur.
Resim ve yazıtların bölgelere dağılımını ve sayılarını kendisini yıllardır Kazım Mirşan’ın eserlerine adamış olan ve bu konuda çok sayıda yayını bulunan Haluk Tarcan’ın Ön – Türk Tarihi isimli kitabından aktarıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir