Partizan olmayın, hizmeti değerlendirin.

Ramazan Bayramı’na günler kala yine sizlerleyiz sevgili okurlar…
Belki bu şeker bayramımızı büyük bir heyecanla kutlayamayacağız ama gelecekten umutla bir sonra ki bayramlar da sağlıkla kucaklaşacağımız günleri göz önüne getirerek sabırlı olmalıyız. Herşeyin bizim için, herşeyin sağlıklı olmamız için planlanan önlemler dahilinde olduğunu hiç bir zaman unutmayalım lütfen.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti yöneticilerine ve bu salgın sürecin de özveri ile çalışan sağlık çalışanlarımıza buradan tekrar çok teşekkür ediyorum. Bugüne bakarsak diğer bir takım sözde ona gelişmiş ülkelere göre çok iyi bir durumdayız, umalım ki bu bu şekil de bir son bulur. Ayrıca Covid-19 nedeni ile hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Tanrı’dan rahmet diliyorum.

***

Partizan olmak kötü bir şey ve bence olaylara tek taraflı bakmanızı sağlıyor. Benim tartışmayıp vazgeçmeyeceğim tek şey ülkemizin kurucusu ATATÜRK’üm ve onun yaptığı TÜRK Devrimleridir. Bunların dışın da kalan her türlü kişi aynı ölçektedir benim için. Aynası iştir kişinin. Ben yapılan işe bakarım. Eğer bu vatana bir yenilik, bir hizmet getirilmişse, yiğidi öldürürüm de hakkını gene veririm.
Örneğin savunma sanayin de bir çok yenilik getiren, TV programların da gençlerin teknoloji bakımından eğitilmelerini istiyorum, ülke olarak ilerlemek istiyorum derken gözleri dolan bir insanı sırf “damat” diye dışlayamam ki. O insanın vatanına hizmet konusun da ki samimiyetini yaptığı benzersiz işlerden hepimiz görüyoruz. Neden onla gurur duymayalım? Kim ne düşünürse düşünsün; ben savunma sanayin de atılan adımlarla çok gurur duyuyorum.
Bu belediyecilikte de böyle mesela. Çünkü insana daha küçük ölçekte ulaşabildikleri için hizmeti birebir alıyoruz ve gördüğümüz şeyi değerlendirebiliyoruz.
Örneğin; geçen de bir halk otobüsü geliyordu karşı şeritten son model, belli ki vatandaşa rahat bir ulaşım sağlayacak, bir baktım Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi yazıyor üzerinde, işte budur dedim, helal olsun Kadir Başkan’a dedim. Şimdi bakın burada değerlendirdiğim Büyükşehirin hangi partiden olduğu muydu? Yoksa benim anneme, babama, komşuma akrabama, kısacası vatandaşa vereceği hizmet miydi?
Başka bir örnekte ise; canla başla çalıştığını her daim gördüğümüz Süleymanpaşa Belediyesi ekipleri… Yolları yeniliyorlar, salgınla mücadele kapsamında Süleymanpaşa’nın tüm sokaklarını dezenfekte ediyorlar, Milli Bayramlarımızda halkla planlı mahalleler de eğlence etkinlikleri düzenliyorlar, hiç büyük burunluluk yapmıyorlar. Ben onlara baktığım zaman başkanları değil halkın içinden vatandaşa ve şehre hizmet için gönüllü olmuş birilerini görüyorum. Sonra bir bakıyorum 19 Mayıs ATATÜRK’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı haftasında Belediye Başkanı Cüneyt Yüksel’ın makamının olduğu Belediye binasının cephesinde kocaman bir ATATÜRK posteri asılmış. Bu durum tabii çok hoşuma gidiyor. Hemen değerlendiriyorum; şehrimize belediyecilik olarak çok isabetli hizmetler ediyorlar, milli duygu ve değerlerimize sahip çıkıp bunla ilgili her türlü etkinlikleri sunuyorlar. Bunlar vatana hizmeti aşk ile yapan tam anlamıyla birer Atatürkçüler. Şimdi napayım; yanlış politikalarını her daim eleştirdiğim bir partiden oldukları için onların bu Tekirdağ için eşsiz hizmetlerini görmezden mi geleyim? Ne alakası var? Ülke yönetimi farklı belediyecilik farklı. Tabii ki kimseden çekinmeden yanlışa yanlış demeliyiz, ama doğruya da doğru demesini de her zaman için bilmeliyiz.

Ben ATATÜRKÇÜYÜM arkadaş! Ve bundan şunu anlıyorum;
kim görevini en iyi yaparsa o vatanını milletini en çok sevendir. Atatürkçülükten partizanlık anlamıyorum. Çünkü o büyük insan hepimizin Atasıdır, bu vatanı kendi vatanı olarak benimseyip burada özgürce yaşayan her bir yurttaşın Atasıdır ATATÜRK. Onun fikirlerine ve devrimlerine sahip çıkmakta sözle değil vatana millete özveriyle hizmet ederek olur.

Tekirdağ’lı sıradan bir vatandaş olarak hem Tekirdağ Büyükşehir Başkanı sayın Kadir Albayrak’ın hizmetlerinden çok memnunum, hem de Süleymanpaşa Belediye Başkanı sayın Cüneyt Yüksel’in tüm samimiyetinle şehre verdiği emeklerden çok memnunum. Tabii ailem de benle aynı fikirde…

Olabilir, belki de herşey mükemmel değildir ama şimdiye kadar olanların en iyisinin bu ekipler olduğunu görüyorum ve düşünüyorum.

Birde son olarak şu tepkimi ortaya koymak istiyorum. Ben her zaman TÜRKÇE’nin her yerde kullanılmasından yanayım. TÜRKÇE baldan tatlı anadilimizdir. Örneğin ibadetin de, ezanların da TÜRKÇE okunmasından tarafım. Ama bu şu demek değildir; ben ezanların okunmasına karşıyım. Hayır, aksine benim düşüncem özümle dinimin bütünleşmesidir. Beni anlamak için sadece “TÜRKÇE” düşünmek gerekir.

“Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli”

İzmir’de yaşanan minarelerimize olan TÜRK ULUSU ile bağdaşmayacak alçakça saldırıyı şiddetle kınıyorum, sorumluların biran önce bulunup cezalandırılmalarını istiyorum. Laikliği savunanlardanım. Ama laiklik şudur; din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak. Benim yurdumun milli ve dini değerleri ile kimse dalga geçemez. Dalga geçmeye cesaret eden de cezasını en ağır biçim de öder. O kadar!

TENGRİ BİZ MENEN! (TANRI BİZİMLE!)

Share this:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir