Peki! Şimdilik öyle olsun…

Bu yazıyı okuyan siz, acaba ne işle meşgulsunuz? Neden soruyorum biliyor musunuz? Çünkü bugünler de halk için de hangi esnafa gitsem, hangi tanımadığım insanla konuşsam mevcut iktidardan yaka silkiyor ve “seçim de gidecekler, bu işin başka bir alternatifi yok” diyorlar. Kimisi ise “ben eskiden bunlara oy bile verdim, fakat artık hiç memnun değilim, sevmiyor ve desteklemiyorum” diyor.

İnanılmaz değil mi? Tam “O kadar severek ve desteklenerek göreve getirilen yöneticilerin arkadasından halkın, yani en azından benim karşılaşıp konuştuğum istisnasız Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, bu şekilde konuşmaları şaşılacak şey” diyecektim ki aklıma tarihten bu yana ülkemizin kurucusu yüce Başbuğ ATATÜRK dışında diğer seçilmiş devlet adamları hakkında konuşulanlar geldi ve aslında şaşırmadım… Haklı olduğu halde itibarsızlaştırılan mı ararsın, haksız olduğu halde itibarı geri iade edilen mi ararsın… Peki bu sefer ki durum hangi kategori de yer alır sizce? Haksızlığa uğrayan mı? Haksız iken yalandan haklı gibi gösterilen mi? Yoksaaaa hakettiği her ne ise hakettiğini doğrudan bulan mı? Bunu hepimize zaman gösterecek ve biz bu zaman için çok beklemeyeceğiz. 2023’e şunun şurasında ne kaldı, değil mi?

Bakın efendiler size bu yazımla halk ile söyleşilerimden birkaç örnek vereceğim. Bunları bilmelisiniz, bilmelisiniz ki belki nerede hata yaptığınızı bir nebze anlamış olursunuz.

İlk örneğim; bir esnaf şöyle dedi: “Ben bunları seviyor ve destekliyordum ama şimdi artık hem sevmiyor hem de desteklemiyorum, gitsinler, yaptıkları hoşuma gitmiyor… Bir de hani sen laiklik gidecek, Afganistan’a döneceğiz diye endişe duyuyorsun ya, duyma! Bu ülke de senin gibi düşünen çok insan var, bu ülkeyi islam cumhuriyetine döndürmek öyle kolay değil, merak etme.”

İkinci örneğim; yine alışveriş yaptığım bir esnaf şehre gelen bir devlet yöneticisinin korumaları yüzünden ne kadar mağdur olduklarını, halktan bu kadar uzak bir anlayışın zamanının dolmuş olduğunu ve gideceklerine tüm kalbi ile inandığını saklı bir öfke ile birlikte belirtti.

Üçüncü örneğim; pazarda rastladığım bir ev hanımı teyze, bu iktidardan hiç hoşlanmadığını, hergün gitmeleri için Allah’a dua ettiğini ve daha buna benzer ve ağır itham içeren bir sürü kelime fakat ben hepsini burada anmayacağım.

Dördüncü örneğim; bir kurum çalışanından, eskiden olsa hiç düşünmeden mutlaka mevcut iktidara oy vereceğini fakat şuan da onların gitmesinden başka bir isteği olmadığını elleri ile yakasını silke silke anlattı.

Konuşkan bir karakter olduğumdan ve yabancı insanlarla kolayca iletişim kurabilmemden dolayı tanımadığım insanlarla hemen muhabbeti koyulaştırabiliyor ve halkın nabzını yoklayabiliyorum. Daha bunlara benzer o kadar çok olumsuz yaklaşım ile karşılaşıyorum ki gerçekten halk şuan çok tepkili, yani en azından bu durum Tekirdağ için böyle.

Peki bu mevcut hal 2023 yılında gerçekleşeceği söylenen seçimler de ne kadar değişir? Ben pek değişeceğini sanmıyorum.

Kendimi örnek vereyim; 2002 yılından beri geçen süreçte icraatların bazılarını derinden eleştirip, bazılarına da kökten karşı çıktıysam da hiç hoşuma giden, memnun kaldığım hizmetler olmadı mı? Oldu tabii ki; örneğin ne kadar eleştriler olsa da ulaşım da ve sağlık alanında yapılan uygulamalara yap-işlet-devret modeli dışında kanımca dencek birşey yok.

Fakat bilirsiniz ki; bazen onca iyi şeye karşın yapılan bir kötülük veya hata tüm iyilikleri siler ve karalar.

Örneğin o nasıl açıklamar öyle, hala hepsi kulaklarımda çınlıyor:
1- “Taliban ile görüşlerimiz aynı doğrultu da.”
2- “Anayasa’nın ilk 4 maddesi değişebilir”

Taliban en son islami terör örgütü listesin de yer almıyor muydu? Anayasa’nın ilk 4 maddesi TÜRKLÜK ve ATATÜRK DEVRİMLERİ hakkında değil miydi?
Bakın efendiler bu açıklamalarınızın ikisi de yanlış, yolunuz yanlış.
Anayasanın ilk 4 maddesini de şuraya yazalım da, bilmeyenler okuyupta öğrensin;
I. Devletin şekli
Madde 1 – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
II. Cumhuriyetin nitelikleri
Madde 2 – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
III. Devletin bütünlüğü, Resmî dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti
Madde 3 – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır.
IV. Değiştirilemeyecek hükümler
Madde 4 – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Peki size son soru; kim TÜRK devletin de hem bir TÜRK olarak yaşar hem de devletin Anayasasında olan bu ilk 4 maddenin değiştirilmesini isteyebilir ki?
Nasıl anlamadım? Birisi oradan “Tabii ki SİYASAL İSLAMCILAR” mı dedi? Peki, böyle düşünenler TÜRK’E baş olmaya devam edebilir mi? Anlaşılan o ki; seçildiklerinde milli görüş gömleğini çıkardık diyenler gömleklerini geri giymişler. Peki! Şimdilik öyle olsun bakalım…

TENGRİ BİZ MENEN! (TANRI BİZİMLE!)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir