SANATI SEVMEK

Yeter ya! dedi bana sesini yükselterek. İşte o ana kadar hiç böyle şaşırmamıştım. Yeter ! Müzik müzik müzik, başka bir şey konuşmaz mısın sen! Başımı ağrıttın. Başka bir şey bilmez misin! Hızlı adımlarla salondan çıktı. Bakakaldım ardından. Ne diyeceğimi bilemedim. İnsanlar sordular nereye gittiğini. Bilmiyorum dedim: Sohbet ediyorduk kızdı ve gitti. Saplantılı buldum o an kendimi. Acaba dedim tekrarlarca, çok mu sıkıcıydım.Emin olamadım gerekçelerimden, kendimi savunamadım kendime. Bunalttım mutlaka.
Hep gurur duymuşumdur müziğe olan aşkımla. Birlikte çalıştığım pek çok arkadaşım zaman içinde sazına daha bir meşakkatli sarılmıştır mesela. Çalışkanlığım örnek olmuştur. Bilmek istediklerini bana rahatça sormuştur insanlar. Bilgiyi paylaşmayı sevmekle övünmüşümdür. Sormaktan da gocunmadan. “Biz müziğe hizmet edeceğiz kızım” demişti canım hocam. “Müzik bize değil.” Müziği konuşmak niye sıkıcı olsundu ki? Şimdi küsüp gitmek nerden çıktı? Zamanla sevecenliğimi mi yitirdim ben kabuğuma çekilip? Sevmiyorum samimiyetsiz dostlukları. İçinden hep garip şeyler çıkar oldu bütün kalbimle baktığım arkadaşlıkların. Kendimi acayip buldum. Çok sevdiğim arkadaşlarım, kardeşim dediğim insanlar… Ne kadar şaşırıyorum bu hava dolaşımına. Sürekli değişiyor etrafımda yörüngeler. Sadece müzik var bana kalan. Aile ve insan ilişkilerim, başıma yıkılan herşey buğulu bir görüntü aldığında bana sadece sesler kalıyor.
Saplantı belki tutku. Nerden baktığına bağlı. Ama her zaman dedim ki iyi ki müzik var. Pek çok zaman akıl hocam olmuştur büyük müzisyenler. Ne büyük bir konfor! Ama katı kurallarımı eğdi büktü hep hayat. Son derece muhafazakar bir konservatuar öğrencisiydim. Olanaklarım el vermeyince çok trajik yollardan geçtim. inanmadığım müzikler icra ettim bazen. Ama bu süreç beni hep dolaştırıp kendi müziğime getirdi getirmesine. İşkencecisine aşık bir kurban gibi rolden role. Otobiyografiler düzecek kadar büyük bir müzisyen değilim, sadece böyle bir rengim ben bir yerlerde. Evrenin köşesinden gelip geçmekte olan bir kum tanesi gibi.
Tüm zamanlarımın en sevgili anlarıdır; güzel bir müzik eşliğinde kafamın içinde uzak bir tatile çıkarım bir kahveyle. En zor günlerinde çocukluğumun, Bach avuturdu beni, neşelendirirdi Mozart ve bazen avuturdu Miles Davis, yeniyetme korkularımı. En güzeli nedir bilir misin? Hala kayıtlıdır ilk sıralarda radyomda klasik ve caz çalan kanallar, can öğretmendir onlar.
Sevmek kolay mıdır gerçekten? Sevmek dediysem öyle bir beklentiye tabi olmayan, karşılığında bir istek olmayan bir sevgi. Kaprisli bir aşığı sevmek gibi. Sadece kafanda yarattığın hoş ve fantastik bir dünya için sevmek. Sadece sevmenin hazzı için sevmek. Kesinlikle bu bir cennettir. Sevdiğin için emek vermek. Sevmenin gerçek hazzı için sevmek. Saatlerce tükenmeyen bir hevesle, tutkuyla sevmek. Sanatı sevmek…
Bitmeyen bir monolog gibi anlattım. Kendime anlattım, iç katmanlarıma, dışardakilere. Neden sevdim ben sanatı?
İşin gerçeği, sevemediğim bir an yaşamadım ki, bilmiyorum. Başka türlü olmayı bilmediğim için. Sevmek en kolay ve zahmetsiz olandı. Bence yeryüzündeki en göksel olgudur müzik. İçinde müzik barındıran tüm diğerleri gibi çok sevgilidir. Her zaman önem sırasında birinciliği aldı benden. Müziğe emek vermek demek müziğe gönül vermek; müziğe gönül vermişlerle gönül bağı kurmak demek.
Şaşkınlıkla irkildim yerimden yeniden doğrulup. Ne yapabilirim ki ben buyum. Kendimi anlatmam nafile hiç işe yaramaz. Aldığım diplomalar gibi kazandığım ödüller gibi itibarsız bir durum bu fani gözüyle. Oysa gündüz kuşağı berbat bir programının birkaç saniyesinde yer alan sesim ve yüzüm sülale eşrafında büyük heyecan yarattı, adam yerine koyup övgüde bulunduklarında tahammül etmem gerekti. O zaman kızıp gitmelere de bozulmamalıyım. Ben neysem oyum dedim kendime; gidene de selam olsun. Fonda çalan müzik Lullaby of Birdland tazeledi içimi. Yogaya başlamam gerek en yakın zamanda. Bir yer arıyorum ama tek işi yoga olmalı ve dinle saçmalıkla alakası olmamalı diye düşündüm.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir