SANATTA KADIN

En eski kayıtlarda bilindiği gibi Türk Toplumunda kadının yeri siyasette, savaşta, devlet yönetiminde ve iş alanında erkekle hep eşittir. fakat daha sonraları İslamiyetin kabulü ile kadın toplum hayatında güçsüz konuma düşürülmüştür.
Bunun yanı sıra bugün modern toplumlar diye baktığımız toplumlarda da kadının bilim sanat gibi konularda yerinin olmadığını gözlemleyebiliriz. Batı dünyasında pek çok hanım besteci ya bir erkek adı alarak gerçek kimliğini gizlemek suretiyle yer almak zorunda kalmıştır. Ya da yok sayılmıştır. Ya da karalanmış, ismi ve yaşamı üzerinden linç edilmiştir. Öncelikle tarihte rastladığımız nadide şahsiyetlere değinelim.
Bingenli Hildegard (Hildegard von Bingen) (1098-1179), Benedikten tarikatına mensup Alman rahibe, yazar, besteci, alfabe mucidi, filozof, hezârfen. Ortaçağ’da Avrupası’nın en tanınmış kadın şahsiyetlerinden birisi olan Bingenli Hildegard, yüzyıllardır Roman Katolik Kilisesi tarafında azize olarak tanınmış, 2012’de Papa Benedictus tarafından “Kilise Doktoru” ilan edilmiştir.
Bir çok alanda eser vermiş; bitkileri, hayvanları, doğadaki canlı-cansız varlıkları konu alan kitabıyla tarihin ilk kadın doğa bilimcilerinden birisi arasına girmiştir.[1] Ortaçağ’ın önemli bestecilerinden birisi idi; Ordo virtutum adlı ünlü orotoryoyu bestelemiştir. Lingua Ignota adlı bir alfabe geliştirmiştir.
Francesca Caccini
1587-1640 yılları arasında yaşamış italyan besteci. Bingenli Hindegard’dan sonra gelen en önemli kadın bestecidir. ncelikle sesiyle ün yapmış ardından besteleriyle de kendini kabul ettirmiştir. Babası Giulio Caccini’den çok daha fazla ses getirmeyi başarmıştır. Eserlerinden günümüze kalan ve İtalya dışında sahnelenen ilk İtalyan operası olma özelliğini de taşıyan “A Liberazione di Ruggiero Dall’isola A’alcina”dır. 1600 yılında Palazio Pitti’de babasının bestelediği Jacopo Peri’nin Eurydice operasında sahne almış ve şarkıcılığıyla herkesi büyülemiştir. Şarkıcılıktan sonra besteciliğe de başlayan Francesca, beş opera bestelemiştir.
Barbara Strozzi
Bir şair ve libretto yazarı olan Giulio Strozzi, Barbara’yı kızı olarak evlatlık aldı. Barbara muhtemelen Strozzi’nin ve onun uzun zamandan beri hizmetkarı olan Isabella Garzoni’nin gayri meşru kızıydı. Venedik’in Cannaregio semtinde Santa Sofia kilisesinde vaftiz edildi.
Giulio Strozzi, kızının müzik yeteneğini teşvik etti, hatta Barbara’nın performanslarının onaylanıp halka arz edilebileceği bir akademi yarattı. Sayısız vokal yeteneklerini daha geniş kitlelere sergilemesini istiyordu. Bununla birlikte, şarkıcılık onun tek yeteneği değildi. Ayrıca kompozisyon açısından yetenekliydi ve babası, besteci Francesco Cavalli ile çalışması için ona yardım etmiştir.
Strozzi’nin bir fahişe olduğu söylentileri yayılmıştır fakat bu, erkek çağdaşlarının iftiralarından başka bir şey değildir. Alışılmadık bir hayatı olduğuna inanılsa da sessiz bir şekilde hayatını sürdürdü. Dört çocuğundan aynı babadan olduğu kanıtlanmıştır. Çocuklarının babası, erken dönem operanın önemli destekçilerinden Giovanni Paolo Vidman’dı. Strozzi, Padua’da 1677’de 58 yaşında öldü.
Elizabeth Jacquet de La Guerre
Paris’teki Saint-Louis-en-l’Île kilisesinde usta çalgı yapımcısı ve müzisyenlerden oluşan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Dahi bir çocuk olarak ilk müzik eğitimini babasından aldı ve genç yaşta Kral XIV. Louis’den önceki dönem müziğini harpsikordda seslendirdi. Gençlik çağında saraya müzisyen olarak kabul edildi ve eğitimini burada sürdürdü. 1684 yılında ünlü orgçu Michel de La Guerre’in oğlu Marin de La Guerre ile evlendi. Evlendikten sonra evinde eğitmenlik yapmaya ve beste çalışmalarına devam etti. Jacquet de La Guerre, zamanının az tanınan kadın bestecilerinden biriydi ve çağdaşlarının çoğunun aksine çok farklı alanlarda besteler vermiştir.
Büyük besteci Chopin ile büyük aşk yaşayan Fransız, George Sand (1804-1876) (gerçek adı Aurore Dupin’dir) Vefat eden eski eşinin adını ve gücünü kullanarak (Baronne Dudevant) erkekler dünyasında takma adlı bir kadın olarak sansasyonel bir hayat yaşamış ve etkileyici eserler vermiştir. Bizim böyle bir konuya rastlamamız sanat tarihinde epeyce geç bir zamana denk gelmekte, bu durum kronolojide kendiliğinden mümkün olmamıştır maalesef. İlginç bir durumdur ki kadınların adlarını sanatta bulabilmemiz için aramamız gerekiyordu.
Mesela büyük besteci Schumann’ın sevgili eşi, biricik aşkı Clara (Schumann) Wieck (1819-1896) yılları arasında yaşamış büyük bir piyanist ve akademisyendi. Babası gibi kendisi de büyük bir piyanist olan Wieck, Schumann ile evliliğinden önce de tanınmış bir icracıydı. 1878’den 1892’ye kadar Frankfurt yüksek konservatuvarında piyano profesörlüğü yaptı ve orada öldü. Clara besteci olarak Robert Schumann’a “Rückert Lied”lerinden op. 12, 4 ve 11 numaralılarını bestelemiş, ayrıca piyano eserleri, bir piyano konçertosu ve oda müziği eserleri bırakmıştır.

Batı dünyasında yer alan müstesna hanım şahsiyetler varken bizde olmaz olur mu?
İşte size TRT repertuarına eserleri alınan hanım bestecilerimizin bazıları. Tabi ki bu hanımlar şehirli ve varlıkla hanımlardır. Ama eminim Halk Edebiyatında, adı gizli nice hanım ozanlarımız vardı. Bir sonraki yazımız da onlar kon almak üzere aşağıdaki listede saray eşrafından olan ve yaşamlarına dair pek bir şey bilmediğimiz besteci hanımlarımızın adlarını zikredelim.
Dilhayat Kalfa: 1710-1780 tarihleri arasında yaşadığı tahmin edilmektedir.
Dürr-i Nigâr Kalfa: Doğum ve ölüm tarihleri bilinmiyor. Abdülmecid zamanında sarayda piyano hocalığı yapmıştır. Esma Sultan: 17 Temmuz 1778 tarihinde doğdu. 4 haziran 1848 tarihinde vefat etti. Tarab-Saz Kalfa: Doğum tarihi bilinmiyor. 1825’te vefat etti. Adile Sultan 18 Mayıs 1826’da doğdu. 1899’da vefat etti. Fatma Sultan: 1840 yılında Sultan Abdülmecid’in kızıdır. 29 Temmuz 1884’te Fransa’nın Nice kentinde vefat etti. Leyla Saz: 1850’de İstanbul’da doğdu. 7 Aralık 1936’da İstanbul’da vefat etti. Hadice Sultan: 5 Mayıs 1870’te İstanbul’da doğdu. Sultan V. Murat’ın kızıdır. 13 Mart 1938’de vefat etti. Fehime Sultan: 11 Haziran 1875’te İstanbul Çırağan Sarayı’nda doğdu. 15 Eylül 1929’da Ayşe. İhsan Raif Hanım: 1877’de Beyrut’ta doğdu. 4 Nisan 1926’da vefat etti. Kevser Hanım: Doğum yılı1880, Ölüm yılı ise 1950 olarak tahmin ediliyor. Rukiyye Sultan: 1 Haziran 1885’te Çırağan Sarayı’nda doğdu. V. Murat’ın torunudur. 16 Haziran 1971’de vefat etti. Sultan (Hamide Ayşe Osmanoğlu): 2 Kasım 1887’de İstanbul Yıldız Sarayı’nda doğdu. Beşiktaş Yahya Efendi Dergahı’nda vefat etti. Faize Engin:1892 tarihinde İstanbul’du. 21 Şubat 1954’te vefat etti. Ulviye Sultan: 12 Eylül 1892’de Ortaköy Sarayı’nda doğdu. Mehmet Vahidettin’in kızıdır. 25 Ocak 1967’de vefat etti. Bedriye (Şerbetçigil) Hoşgör: 1896’da Konya’da doğdu. 1968’de vefat etti. Afife Tanyeri: 1901 yılında İstanbul’da doğdu. Ölümü bilinemiyor. Fatma Gevherî Sultan (Gevherî Osmanoğlu): 2 Aralık 1904’te İstanbul’da doğdu. 10 Aralık 1980 tarihinde İstanbul’da vefat etti. Neveser Kökdeş (1904-1962) Melahat Pars: 23 Mart 1919’da İstanbul’da doğdu. Yüksel Kip: 31 Mart 1937’de İstanbul’da doğdu. Ayla Aktan:13 Mart 1939’da Ankara’da doğdu. Cansın Erol: 5 Haziran 1943’te Sinop’ta dünyaya geldi. Mine Akyüz: 30 Ocak 1961’de İstanbul’da doğdu. Azize Gürses: 5 Kasım 1962’de Ergani’de doğdu. Alev Erguner: 03 Mayıs 1963’de Ordu’da dünyaya geldi. Aysim Dolgun: 9 Kasım 1969’da İzmir/Ödemiş’te doğdu. Aslı Pakalınlar: 11 Haziran 1975’te Ankara’da doğdu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir