Sevgili okurlar,

Bu hafta ses tonu diye başladık söze. Sesimiz bogazımızdaki ses tellerinin titreşimiyle oluşur ve gramafonun, salyongoz biçimindeki ahizesinden yayıldığı gibi ağzımızdan yayılır. İnsanoğlu aynı zamanda biyolojik bir ses makinesidir. Eskiler, sesin gırtlaktan çıktığını söyler. Ama biraz daha mütehassıs müzik adamları, iyi sesin göbekten çıktığını iddia eder. Ama müziğin piri olmuş bilge kişiler, sesin ruhun yanından geldiğini savunur. İşte bu yüzden sesimiz ve kullandığımız ses tonumuz kişiliğimiz konusunda bizi ele verir.

Bazı avrupa ülkelerinde 4 senelik yüz okuma sanatı üzerine yüksek okullar mevcuttur. Buradan mezun olanlar özel ve kamu teşebbüslerinin işçi-memur-uzman alımı bölümlerinde istihdam edilir. Bu kişilerin tek vazifesi işe alınaak elemanların yüzüne bakıp, bu kişi iyi mi, kötümü, iş yapar mı, yapmaz mı konusundaki kanaatlerini patronlarına söylerler. Puanlamada etkili olurlar. Şimdi ben şuraya yazıyorum. Çok yakında ses okuma sanatı üzerine de okullar açılırsa kimse şaşırmasın. Hepiniz iyi bilirsiniz ki el yazısından kişi karakterini tespit edebilen birçok uzman günümüzde mevcuttur.

Tüm zamanların en parlak sanat güneşi Zeki Müren ile Anadolu Tezenesi Neşet Ertaş’ın sesleri ruhundan gelir. Aynı zamanda bestekar olan padişahlarımızdan Üçüncü Selim döneminde yaşayan Hamamızade Dede Efendi çok güzel ney üflerdi. Soluğu ruhundan gelirdi. Padişahın otağına batı müzisyenleri kurulmuş konser vermişti. Konserin sonunda Padişah hazretleri, bizden de bir kaç eser dinleyin deyip Dede efendiye baktı. Dede efendi cebinden neyi çıkarıp üflemeye başlayınca batı müzisyenlerinin şefi vecde gelip bayıldı. Şöyle seslendi Üçüncü Selim Dede Efendiye:

– Bre Dede Efendi bayılttın kafiri,
– Emredin hünkarım öldüreyim.

Sesimiz, ruhumuzun aynasıdır. Birisi bize garip bir ses tonuyla ‘evet’ dese, biz o evet sözcüğünün ‘hayır’ anlamına geldiğini sezebiliriz. Birileri çıkıp, gülümseyerek ve yumuşak bir ses tonuyla konuşsa da; arkadaşlar bazı devlet dairelerinin ve belediye binalarının ön tarafındaki ibarelere TC. Eklemek bölücülüktür dediğinde, biz o sözde bazı sorunlar olduğunu, kişiyi ele verdiğini anlarız. Çünkü paramızda da TC yazıyor ve bu bölücülük ise demek ki devlet baba bu bölücüğü yıllardan beri kendisi yapıyor deriz. İstiklal marşında da Türk sözcüğü geçiyor, acaba değiştirmek mi istiyorlar diye sorgularız. Bayrağımız da nereden bakarsan bak Türk anlamına geldiği için acaba bayrak ta sırada mı diye düşünürüz.

Farkında mısınız son zamanlarda belirli makama gelmiş devlet adamları yüksek sesle ve bağırarak konuşuyorlar, demeçler veriyorlar. Buna hiç gerek yok. Eski İstanbul kabadayıları da nara atardı. Lakin onlar racon gereği atardı bu naralarını. O zamanlar mahalle bekçileri yoktu. Bir mahallenin namusunu ve itibarını korumak için onlar gönüllü olarak yapıyordu bu koruyuculuğu. Onlar meyhane kültürü almışlar, ayıbı edebi, sevgiyi saygıyı bilen adamlardı. Sizler hiç bir İstanbul kabadayısının mahalle çocuklarını dövdüğünü, taciz ettiğini, hırsızlık yaptığını duydunuz mu? Ben hiç duymadım.

– Anamı kesen ben, babamı kesen ben

Bu sözcükler sadece kötüleri korkutmak için bir racondu.

Neden yüksek ses tonuyla bağırarak konuşuyorsun ey sözcü?
Bu millet sağır mı? Yoksa 80 milyonluk bir milleti mi azarlıyorsunuz da biz farkında değiliz.

Konuşurken kullandığımız sesimiz, ne kadar yüksek ve ne kadar düşük olursa olsun ruhumuzu ele verir. Çünkü tüm sesler ruhtan gelir. Hele ruhtan gelen bu seslere sözcükler de eklenirse bir belgesele dönüşür.

Bağırmak bizi haklı kılmaz.
Sözcüklerin arkasından dolanmak bizi hiç haklı yapmaz.
Eğer sosyal medyada adlarının önüne TC ekleyen kişiler bölücü ise bırakın o zaman PKK avlamayı efendi, Türkleri avlayın,
Sakın ha böyle bir düşüncenin şakası bile olmaz.

Sağduyulu bir kişi olarak şunu hemen belirteyim ki, devlet dairelerinde TC ibarelerinin kaldırılması, okullarda okunan AND’ın kaldırılması üzerine halkımızın bir tepkisidir bu adlarının önüne TC ibaresi koymak. Başka hiçbir anlama gelmez Sayın Vekil.

Sesimiz, ses tonumuz bir aynadır, bizi ele verir.
Kullandığımız sözcükler hepimiz için birer kimliktir. Bizleri ifşa eder.

Bugün benim canım kendimi ele vermek istedi.

Büyük Atamızın da dediği gibi;

Ne mutlu Türküm Diyene

Celal ÇALIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir