Siyasi Dürüstlük

Sevgili okurlar,

Hiç düşüncelerinizi oturup yazıya dökmeyi denediniz mi? Tahminen kiminiz evet, kiminiz hayır diyordur. Hayır diyenlerin sayısı çoğunlukta ise bence bu üzücü bir durumdur. Neden diyeceksiniz? Gazetecilik hayatı ile ilk bir yerel gazete de köşe yazarlığı yaparak tanışmıştım. İlk yazılarım da kendimi nasıl ifade etmem gerektiği konusunda biraz bocaladıktan sonra yaza yaza bu durumu çabucak toparladım. Ama bu kişisel duygu ve düşünce aktarımında farkına vardığım en önemli şey; insan güncel meseleler hakkında ki düşüncelerini yazıya döküp dönüp kendi yazdığını okuduğu zaman meselenin ne olduğunu ve kendi konuya yaklaşımının mantıklı mı mantıksız mı olduğunu daha iyi anlayabiliyor. Evet bu sizlere gerçek bir tavsiye olsun, değerlendirebilirseniz ne ala…

Dürüstlük önemli bir konudur. İnsan herşeyden önce kendine sonra da hizmet ettiği olguya karşı dürüst olmalıdır.

En başta da siyasiler ve siyasi yöneticiler dürüst olmaldır.

Peki siyasi dürüstlük nedir bilir misiniz?

Siyasi dürüstlük, örneğin bir ülkenin ekonomisi kötü giderken, parası oldukça değer kaybetmişken, birşey olmuyormuş hatta herşey kontrol altında ve mükemmel ilerliyormuş gibi krizi pişkinlikle yönetmek değil, durumu açıkça ortaya koyup ya görevden çekilmek ya da gerçekçi çözüm önerileriyle topyekün sorunları giderecek seferberliği ilan etmektir.

Siyasi dürüstlük, örneğin kendi makamını kullanarak vatandaşlar arasında fırsat eşitsizliğine yol açabilecek bir ayrımcılık yapmamak veya yapılmasına ön ayak olmamaktır.

Siyasi dürüstlük, örneğin sırf oy toplamak amacıyla kendini ülkemizin kurucusu ulu önderimiz ATATÜRK’e bağlı gösterip onun üzerinden siyaset yaparak insanları manevi duyguları ile aldatmamaktır veya aynı şey dini duyguları sömürerek taraftar toplamak için de söylenebilir.

Siyasi dürüstlük, örneğin insanların gözünün içine baka baka yalan söylememek, halkı aptal yerine koymamaktır.

Siyasi dürüstlük, örneğin mevcut elde edilmiş makamların verdiği güçleri kullanarak ihalelere fesat karıştırmamaktır. Aksi durumu siyasi ahlaksızlıktır.

Siyasi dürüstlük, örneğin partiler de veya seçimlerle elde edilen yetkili kurumlar da liyakatın esas alınarak görevlendirme yapılmasıdır. İlkokul mezunlarının sırf bulunduğu makamdan dolayı Profesörlere akıl brifingi vermesi olmayacak bir durum değil midir sizce?

Siyasi dürüstlük, örneğin vergilerle beslenen ödeneklerin çarçur yapılmadan israfı önleyerek planlı ve vatan millet yararına harcanmasıdır.

Liste böyle örneklerle uzayıp gider.

Peki konu hakkında son soru… Siz siyasi platform da dürüstçe hareket eden bir siyasi lider olduğunu düşünüyor musunuz? Cevabınız “evet” ise hemen önünüz de bir kağıda ismini yazar mısınız? Yazdıysanız sesli okur musunuz? Okuduysanız sesinize ve söylediğinize kendiniz de inandınız mı?

Cumhuriyetimizin 98. yaşını kutladığımız bu güzel günler de geçen 98 yıldan sonra elimiz de ki değerin kıymetini ne kadar bildik ve bilebiliyoruz hiç değerlendirdiniz mi? Bana göre 1950 yılından sonra göreve gelen ve yargılama süreci sonucunda suçlu bulunup idam edilen Bay Menderes’in göreve gelmesiyle birlikte Cumhuriyetimizin temel taşları yerinden sarsılmıştır. Bu kişi hiçbirşey yapmamış olsa bile mutlaka birşey yaptı ve o da Köy Öğretmen Okullarının 27 Ocak 1954’te -Menderes döneminde- kapatılmasıdır.

Hani 10. yıl Marşında diyor ya “10 yılda 10 milyon genç yarattık her yaştan” diye, düşünün bu marşta ki yarattık kelimesine takan yobazlar bile hala var bu ülke de.

Ben ATATÜRK devrimlerinin ulu önderimizin erken vefatı ile yarım kaldığı (tamamlanamadığı), bazılarının da değiştirildiği görüşündeyim. Biz bu devrimlere sahip çıkmazsak, yarım kalanları tamamlamazsak ve değiştirilenleri geri uygulamazsak kurulan laik cumhuriyetin sürekliliğinin olmayacağı kanaatindeyim.

Bir inanmış toplumu en iyi aldatma yolu dindir ve bu din meselesi yüzünden nice toplumlar kimlik değiştirmiş, nice toplumlar özünü kaybetmiştir. Örneğin şunu biliyor muydunuz… Trakya’nın bazı köylerin de öğrenciler okulları kapalı olması ve çoğu zaman kullanılmaz hale dönüşmüş olup öğretmen atanmamasından dolayı taşımalı eğitim ile eğitimlerine devam ederken, hiç cemaati olmayan kapısı kilitli camiler de kendi kendine namaz kılarak her ay maaşlarını tıkır tıkır alan görevli imamlar mutlaka var. Neden?

Neden? Neden? Neden? Neden dürüstçe yönetilemiyoruz?

TENGRİ BİZ MENEN! (TANRI BİZİMLE!)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir