TAM BAĞIMSIZ LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ!

Yunanistan, sen gerçekten on küsür milyon nüfusun ile seksenüç küsür milyon TÜRK’e kafa mı tutuyorsun?

Hayır yani anlayamadığım şu; neyin kafasını yaşıyorsun? Tutturmuşsun kara sularını 12 mile çıkaracağım diye. Bak bende sana şunu önerebilirim. Madem komşuyuz ve madem Adalar Denizine (sizin koyduğunuz ismi ile Ege Denizi) kıyısı olan tek iki ülkeyiz ve doğu cephe de biz batı cephe de siz varsınız, o zaman denizi ortadan ikiye bölelim, hem Osmanlı’nın “boğazın hasta adamı” olduğu dönemler de idaresini İtalyanlara bıraktığı ve sonra dan da İtalyanlar tarafından bizlere teslim edilmesi gerekirken haksızca sizlere bırakılan hakkımız olan TÜRK ADALARINI geri almış oluruz hem de 12 mile de çıkarsan 15 mile de çıkarsan orta da senin hakimiyeti ile çakışacak olan ne TÜRK kara parçası kalır ne de tecavüz edebileceğin TÜRK kara suları. Böylelikle iki komşu ülke arasında hiçbir sürtüşme olmaz, itlerin de sürekli olarak BOZKURT ’larımızla dalaş haline girmezler. Bak böylelikle bir taşla birkaç kuş vuruyoruz. Ne dersin?

Bakın ben devlet işlerini bilmem, ATATÜRK’ün ilke ve inkilaplarına ters düştüğünü düşündüğüm zaman gereken eleştriyi ve uyarıyı yaparım ama şunu çok iyi bilirim; ülkemizin kurucusu ulu önder ATATÜRK ortaya öyle bir TÜRKLÜK dehşeti saçmıştır ki, yarattığı ulus millet kavramı ile oluşturduğu TÜRK Ulusunu adalet ve eşit yurttaşlık hakları ile yine kendi kurduğu kalkınan yeni genç TÜRK devletine sıkı sıkıya gönülden bağlı kılmıştır. Ne olursak olalım, kim olursak olalım, yaklaşık yüz yıl önce sizin baş çeken olduğunuz TÜRK katliamlarını hiç unutmadık ve unutursak ta kanımız kurusun diye and içtik. Biz de ATAMIZ ATATÜRK’ün söylediği bir söz vardır; “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.” diye. Bu bence nedir biliyor musunuz? Millet devlettir. Devlette millettir.

Yunanistan-Fransa-Arabistan şeytan üçgenine karşı devletimin ve kahraman TÜRK Ordusunun sonuna kadar yanındayım. Kimse siyaset ile vatanperverliği birbirine karıştırmasın. Tabiiki yurt içinde nasıl yönetilmek istediğimizi, nasıl yaşamak istediğimizi bir yurttaş olarak dile getireceğiz. Fakat bu düşman devletlere; “ülkeyi idare edemiyorlar, gelin bir siz el atın” deme anlamı taşımıyor. TÜRK ülkesini ancak TÜRKLER yönetir. Bu sözümü de herkes için söylüyorum, not edin. Her anlamda “TAM BAĞIMSIZ LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ” her zaman esas olan net düşüncemizdir.

Devletin kurucusu da MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ‘tür. İsterse Yunanistan gibi dış mihraklar, isterse Türkiye içinde ki laiklik ve ATATÜRK’ün uyguladığı TÜRK devrimlerine karşı olan, tarikatçı iç mihraklar olsun, hangisi olursa olsun ve nasıl oyunlar oynarlarsa oynasınlar, nasıl kameralar karşısında gündem yaratıyorlarsa yaratsınlar, herkes gider fakat yine ATAMIZIN dediği gibi “LAİKLİK ANLAYIŞI İLE YÖNETİLEN TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ İLELEBET YAŞAYACAKTIR.“ Açık konuşuyorum; bundan şüphesi dahi olan veya bu durumdan başkaca hayalleri olanlar ahmakların ta kendileridir.

Ağustos TÜRK milleti için zaferlerle dolu bir aydır. Bunlardan en önemlisi ise; 19 Mayıs 1919 günü resmen başlayan Milli Mücadelemizi 26 Ağustos 1922 günü BAŞBUĞ ATATÜRK’ÜN BAŞKOMUTANLIK yaptığı Büyük Taarruz ile şahlandırıp 9 Eylül’de İzmir’den Adalar denizine döktüğümüz düşmanla vatanımızı temizleyerek topraklarımızda ki büyük işgali sonlandırmışızdır. Tüm kahraman ATALARIMLA gurur duyuyorum, bunların hepsine liderlik, öncülük ve komutanlık yapan ATAM ATATÜRK ile ise herkesten ve herşeyden çok gurur duyarken onu yaşadığım her an, aldığım her nefeste minnetle anıyorum.

Bu neden sürekli aynı şeyleri papağan gibi tekrar edip duruyor diye soranlara cevabım; defalarca tekrar edeceğim, defalarca konuşacağım, ne unutacağım ne unutturacağım. Yedi yaşında varlığını TÜRK varlığına armağan eden biri olarak büyük ve eşsiz bir fikir olan ATATÜRK’ü kanımın son damlasında bile hatırlatmaya devam edeceğim.

*

Giresun da yaşanan felaketi izlediyseniz; alana kuşbakışı bakıldığında arazi yapısını gördünüz mü? Dereli denen ilçenin arazi yapısına göre tepelerde toplanan su tamamı ile dere olması gereken bu alandan akıp denize veya göle ulaşacak. Ulaşıyor mu, evet yine ulaşıyor ama önüne herşeyi katarak ulaşıyor. Dere yataklarına yapılaşma ve yerleşim izni verilmemesi gerek. Bu durum açık ve nettir. “Ne yapalım, biz izin vermesek bile vatandaş kendi yapıyor, denetim altına alamıyoruz!” mu diyorsunuz? Keşfedildiği zaman uygulanacak olan caydırıcı cezalar ile bir müddet sonra tüm bu kaçak yapılaşmaların önüne geçebilirsiniz. Ama oy uğruna çıkarılan İmar Afları ile doğal afetler de oluşabilecek muhtemel can ve mal kayıplarının önüne geçemezsiniz. Keskin ve net olunmalı. Nihayetin de burada devletin ilk yapması gereken, vatandaşının hatalarına göz yumarak vatandaşa şirin gözükmek değil, herşeyden önce vatandaşının can ve mal güvenliğini korumak olmalıdır.

Evet, doğal afetler Allah’tan gelir ama öldürmez, öldüren bu afetleri felakete dönüştüren insanların ta kendisidir. Doğa yaşıyordur, tabii ki bunu gerektiren sel, çığ, deprem ve kuraklık gibi bir takım doğa olayları geliştirebilir. Bilime düşen ise bu durumları, potansiyelleri keşfedip elde edilen verilere ve çıkan sonuçlara göre çözüm önerileri üreterek insanlığın yararına projeler oluşturmaktır.

ATAMIZ BAŞBUĞ ATATÜRK’ün dediği gibi;
“Eğer bir gün sözlerim bilime ters düşerse, bilimi seçin”

TENGRİ BİZ MENEN! (TANRI BİZİMLE!)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir