Tarımda İlaç Kullanımı ve Çevreye Etkisi

Trakya topraklarında bilinçli ilaç kullanımı olmadığı takdirde bölge toprakları zarar görmektedir.Trakya’da var olan ekosistemler için çarpık kentleşme, kontrolsüz sanayileşme, her geçen gün artan taş, maden ocakları ve kaya gazı işletmeleri, kurulması planlanan termik santraller, rüzgar enerji santralleri ve nükleer santral, bilinçsizce kullanılan tarım ilaçları, kirlenen yer altı ve yüzeysel su kaynakları bölge için tehdit oluşturmaktadır..
Trakya başta olmak üzere çevre tahribatını önlemek için yapılacak çalışmaların anlatıldığı bildirgede şu önerilerde bulunuldu:
“Zeytinlikler, meyvelikler, bağlar gibi ile doğal orman ve meraların statüsünün korunması, değiştirilmemesi, enerji yatımlarına kapanması, tarımsal sit alanı ilan edilmesi konusunda ilgili bakanlıklarla girişimlerde bulunulması, var olan fiili durumlar ile ilgili hukuksal mücadele verilmesi, kamuoyu oluşturulması, toprak ile ilgili her türlü müdahalede
Biyotermal enerji, maden arama, taş ocakları, doğal gaz ve kaya gazı arama çalışmaları, hurda metal geri dönüşümü gibi nedenler ile çevre tahribatının önlenmesi gerekmektedir.
Trakya topraklarının tarımsal sit alanı olmasının sağlanması talep edilerek, şu görüşlere yer verildi:
“Üretim ve tüketim düzenleri daha fazla üretip daha fazla tüketmek mantığı ile doğanın yasalarına uymayan bir yıkıcılıkla sürüp gittikçe, çevre sorunlarının çözümünde başarı sağlanamaz. Başta Trakya olmak üzere, ülkemizde ve giderek tüm dünyada çevreyi savunmak, yaşamı savunmak demektir. Yapılan yanlış uygulamalar dünyamızın ve hepimizin sonunu getirmektedir. Genelde ülkemizin yatırım ve uygulamaları, yerelde Trakya’nın il bazında ve bölge bazında planlanması bilim, hukuk ve kamu yararı kavramları rehberliğinde insan ve doğa lehine yapılmalıdır. Trakya topraklarının tarımsal sit alanı olması sağlanmalıdır. Gerçeğe ve bilime aykırı planlamaya karşı, hukuk mücadelesi güçlenerek sürmelidir. Çevreyi koruma mücadelesi herkesin içinde olduğu bir mücadele alanına çevrilmelidir. Politika geliştirirken koruyucu yaklaşımın benimsenmesi, kirletici unsurlar ve yarattıkları sağlık sorunlarını tespit edecek bilimsel araştırmalara olanak sağlanmalı, destek verilmelidir. Bilimsel araştırma sonuçları kamuoyu ile paylaşılmalı, gerekli önlemler acilen alınmalıdır. Çevre kirliliğine yol açmak, sağlıklı olma hakkının önünde bir engeldir ve insanlık suçu olarak değerlendirilmelidir. olmalıyız. Sürdürülebilir kalkınma değil, sürdürülebilir bir gelecek istemeliyiz. Doğal kaynakların sınırsız olduğu yanlışından dönmeliyiz.” Yazın yağan dolular, seller, orman yangınları, mevsimlerin değişmesi, iklim değişikliğinin istenmeyen sonuçlarından bir bölümüdür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir