TARIMDA TIBBİ AROMATİK BİTKİLER VE YETİŞTİRİLMESİ

Tarım sektörü Türkiye’nin göreceli olarak en düşük yaşam standardına sahip kesimidir. Buna karşılık, kırsal alanda tarım sayesinde güçlükle ayakta durmaya çalışan kitlelere yönelik bir önlem alınmamaktadır. Bu nedenlerle tarım kesiminde geliri arttırabilmek için önlemler almak ve çözüm önerileri geliştirmek gerekmektedir. Destek politikalarının yanı sıra üretimde yer alabilecek yeni ürünler üzerinde durulmaktadır. Bu noktada özellikle son yıllarda önemi giderek artan tıbbi – aromatik bitkiler ve süs bitkileri yetiştiriciliği devreye girmektedir.TR21 Trakya Bölgesi Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli illerinden oluşmakta, Türkiye yüzölçümünün %2,4’üne, nüfusun %2,1’ine sahip ve önemli bir tarımsal potansiyeli barındırması (Türkiye buğday üretimin %12’sini, ayçiçeği üretiminin %46’sını, pirinç üretiminin de %46’sını karşılaması) gibi nedenlerle öne çıkmaktadır. Bu nedenlerle bu çalışmada TR21 Trakya bölgesi ele alınarak, tarımsal üretimde bölgede var olan üretimin yanı sıra yetiştirilebilecek tıbbi-aromatik bitkiler ve süs bitkileri belirlenmiştir. Tıbbi ve aromatik bitkiler asırlardan beri gıda, baharat, ilaç ve şifa vermek amacıyla kullanılmaktadır. Bu nedenle kimyon, haşhaş, anason gibi bazı bitkilerin tarımı tarih öncesi devirlerden beri devam etmektedir. 20. Yüzyılın başlarında listelenen ilaçların %40’ından fazlası bitkisel kökenlidir. 1970’li yılların ortasında bu oran %5’ ten daha aşağıya düşmüştür. Ancak; özellikle 1990’lı yıllardan sonra, tıbbi ve aromatik bitkilerin yeni kullanım alanlarının ortaya çıkması, doğal ürünlere olan ilginin artması bu bitkilerin kullanım hacmini her geçen gün arttırmıştır (Bayram ve ark., 2010). 2000 yılında 60 milyar dolar olan bitkisel takviyeler ürün pazarı, 2008 yılında 93 milyar dolara yükselmiştir. Bu pazarın 2015 de 103 milyar dolara, 2017 de de 107 milyar dolara yükseleceği öngörülmektedir. Bitki örtüsünün zenginliğine bağlı olarak doğadan toplanan ve kültürü yapılan tıbbi ve aromatik bitkiler büyük bir ekonomik potansiyele sahiptir. Tıbbi ve aromatik bitkiler ağırlıklı olarak Ege, Marmara, Akdeniz, Doğu Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden toplanmaktadır. Toplanan bitkilerin başında genellikle defne, adaçayı, biberiye, kuşburnu ve ıhlamur gelmektedir. Tıbbi ve aromatik bitkilerde sürdürülebilir üretim ve Pazar potansiyelini yeterince değerlendirmek için bu ürünlerin istenen miktar ve kalitede olması gerekmektedir. Türkiye’de tıbbi bitkilerin öneminin artmasına paralel olarak tarımsal çalışmalara başlanmış, özellikle son yıllarda bu Kekik tarımı 20 yıl önce 10 dekar alanda başlamış, son yıllarda 90.000 dekara ulaşmıştır (Anonim, 2015b). Başta Denizli olmak üzere; Manisa, İzmir, Isparta, Burdur, Aydın ve Çanakkale illerinde yoğunlaşmış durumdadır. Ülkemizde kekik tüketimi yıllık yaklaşık 1.500 ton civarındadır.Yapılan çalışmalarda, elde edilen kuru yaprak veriminin iyi tarla ve bakım koşullarında; dekara ortalama 500-600 kg arasında değiştiği, ancak bu verimin bakım şartları ve ekolojiye bağlı olarak 800 kg’a çıkabildiği gibi 100 kg’a kadar gerileyebildiği de bilinmektedir. Kekik üretiminde Türkiye dışında Yunanistan, İspanya, Şili, Meksika, Suriye ve Mısır öne çıkmaktadır. Adaçayı da dış satımda mevcut talep nedeniyle son yıllarda üretimi yapılan bitkiler arasına girmiştir. Marmara bölgesinde yapılan çalışma da adaçaylarında uçucu yağ oranının Tekirdağ-Gaziköy ve Marmara adası populasyonlarında %2,5’in üzerinde olduğu belirlenmiştir . Lavantanın da üretimine başlanmış olup, üretim alanı artma eğilimindedir. Türkiye’de lavanta tarımı en fazla Isparta ilinde yapılmaktadır. Bu ilin Keçiborlu İlçesinde (özellikle Senir ve Kuyucak Mevkiinde) yaklaşık 3000 – 3500 da. alanda lavanta kültürü yapılmaktadır Ancak yöredeki lavanta alanlarında dikim sıklığı çok geniş bırakıldığından, birim alandaki bitki sayısı azlığından dolayı kuru lavanta verimi 100 kg/da civarındadır. Normal koşullarda bu çeşitte verim 200-250 kg/da civarındadır. Trakya Bölgesi de Türkiye gibi, üç denize kıyısının olması, nehirler ve dağlar gibi farklı ekolojik özellikte alanları bir arada bulundurması nedeniyle, zengin bitki çeşitliliğine sahiptir. Trakya doğal bitki örtüsünde 145 familyaya ait 2450 taksonun varlığı bu zenginliğinin göstergesidir Bölgenin zengin doğal bitki örtüsünde bulunan tıbbi- aromatik özellikte birçok bitkinin toplanarak ticareti yapılmaktadır. Doğadan yoğun olarak toplanan bitkilerin kültüre alınması, korunmalarının yanı sıra kaliteli, saf, temiz, standartlara uygun dolayısıyla piyasa değeri yüksek drog elde etmek yönünden önemlidir. Herhangi bir bitkinin kültüre alınması konusunda karar verebilmek için çeşitli faktörler göz önünde bulundurulmalıdır. Öncelikle doğal olarak yetişen, çeşitli şekillerde yararlanılan ve bu amaçla toplanan bitkiler belirlenmelidir. Bu bitkilerin hangi amaçlarla kullanıldığı, kullanımındaki gelişme eğilimi, ihracatı yapılıyorsa ihracat miktarları ve rakip ülkelerin olup olmadığı, bitkiden bilinen kullanım amacı dışında yararlanılıp yararlanılmadığı araştırılmalıdır. Bir türün doğadaki potansiyeli az, kullanımı fazla ise bu tür mutlaka kültüre alınmalıdır. Kullanımı az doğadaki potansiyeli fazla ise kültüre alınması gerekli değildir. Bir türün potansiyeli fazla, kullanımı da fazla ise veya türün potansiyeli az ve kullanımı da az ise bu türlerde kültüre alma çalışmaları başlatılmalı ve gerektiğinde kültürü yaygınlaştırılmalıdır. Herhangi bir türün nesli tehlike altında ise bu türden yararlanılsın veya yararlanılmasın mutlaka kültüre alınarak neslinin devamı sağlanmalıdır. Eğer bir bitki endemik ve yararlanılıyor ise o bitkinin doğadaki azlığına ve çokluğuna bakılmaksızın mutlaka kültürünün yapılması gereklidir. Koruma altına alınan ve toplanması yasaklanan bitki türlerinden yararlanmak isteniyorsa mutlaka kültürü yapılmalıdır. Bir bitkiyi değerlendirmek üzere bir sanayi kurulmuşsa tesisin düzenli olarak çalışabilmesi ve hammadde ihtiyacının güvence altına alınması için o bitkinin kültürü yapılmalıdır. Yapılan çalışmalar sonunda ortaya konulan üretim modelinin ekonomisi de mutlaka iyi analiz edilmelidir. Doğadan toplamaya göre üretimden elde edilen ürünün maliyetinin çok defa daha yüksek olduğu bilinmektedir. Tıbbi bitkilerin tarımı bu bitkiler için geliştirilmiş iyi tarım uygulamaları , baharat için iyi tarım uygulamaları kapsamında ve/veya organik tarım içerisinde düşünülmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir