TAŞ MI, BAŞ MI?

Bu nasıl bir yazı başlığı diye içinizden geçirenler olmuştur sevgili okurlar. Ülkemizdeki siyasi partiler hararetle yerel seçimlere hazırlanırken benim de eski hobilerimden biri depreşti ve bir balık akvaryumu hazırlamaya başladım.

Su arıtma sistemi yanında, tatlı su hayvanlarının yaşayacağı ekolojik ve doğal bir ortam olsun istedim. Eski ağaç dalı, canlı bitki ve en son balıklar alınacaktı. Akvaryumun altına uygun kumu serince dekoratif amaçlı taş aramaya koyuldum. Siyasi liderler kentler için başlar ararken ben de yollara koyulup akvaryuma uygun taşlar aramaya başladım. Gereği kadar taş buldum ancak birisi biraz büyüktü. Diğerlerinden büyük ve gösterişli taş bana sorun yarattı. Ön tarafa koyuyorum olmuyor. Arka tarafa koyuyorum olmuyor. Akvaryumun tam ortasına koysam taş merkezli bir akvaryum oluyordu. Bunca canlıya hakaret gibi. Oysa canlılar özgür doğarlar, laik bir sistemde yaşarlar. Kurbağa kablumbağanın inancına ve yaşam şekline müdahale edemez. Biz insanlara göre oldukça demokratiktirler. Yem için kavga etseler de birbirini öldürecek kadar bu işi abartmazlar. Asla ve asla birbirlerine iftira, çamur atmazlar. Böyle birşey canlıların zaten doğasında yoktur.

Parti liderlerinin kentler için baş seçme işlemleri çok uzun sürdü. Bu seçim baş merkezli bir seçim olacakmış gibi görünüyor. Halkı hiçe sayarak neredeyse hiçbir yerde ön seçimler yapılmıyor. Halbuki doğadaki canlılar lider olmak için bilek güreşi yaparlar. Kıran kırana bir mücadelenin sonunda liderlerini seçerler.

Şimdi gelelim benim büyük taşa. Sonunda taşı çıkarıp attım akvaryumdan. Nihayet bu bir balık akvaryumu. Son haliyle akvaryum ekolojik bir denge kazandı. Kimse kimseden ne büyük ne de küçük. Kiraz karidesi, pilati, lepistes, çöpçü ve birkaç melek balığı barış içinde geçinip gidiyorlar.

Eğer yapılan seçimlerden sonra bizler de seksen milyon olarak böyle barış içinde geçinip gideceksek hiç sorun olmaz. Ama bu kavgalar devam ederse çok kaygı duyuyorum ülkem adına.

Nice nice seçimler yaşadık. Ayaklardan baş, başlardan ayak yaptık. Mevlana’nın dediği gibi nice güzel kumaş ceketler gördük içinde adam yoktu. Nice ademler gördük, sırtında ceket yoktu.

İyiki Allah’tan büyük taşı akvaryumdan çıkarıp attım. Beni en az on gün uğraştırmıştı. Sonra şöyle delice bir düşünceye kapıldım aniden:

Ya bir baş koysaydım akvaryumun içine. Akvaryum bu başı hazmedebilir miydi. Ekolojik denge diye birşey kalır mıydı? Yavru balıklar acaba çok korkar mıydı?

Aklınızdan geçeni seziyorum sevgili okurlar. Bu ne başı diye soruyorsunuz içinizden.

– Yok. Devenin başı.

Güzel bir hafta diliyorum.
Sevgilerimle.

C. Çalık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir