TAYYAR RAHMİYE HANIM

Savaş bütün insanlığın kaderidir. Her millet biraz savaşçı olmakla beraber hiç şüphesiz ki savaşçılık söz konusu olduğunda akla gelen ilk milletlerden biridir Türk Milleti. Neredeyse insanlık tarihi kadar eski olan Türk tarihine baktığımızda şan, şeref ve kahramanlıklarla dolu savaşlar görürüz. İşte o savaşlardan biride çok değil bir asır kadar öncesinde yaşadığımız Kurtuluş Savaşımız’dır. Milletimizin yedi düvele karşı adeta ölüm kalım mücadelesi verdiği bu savaşta adını tarihe ve Türk Milletinin kalbine altın harflerle yazdıran kahraman Türk kadınlarından biridir Tayyar Rahmiye.

1890 yılında Osmaniye’nin Kaypak ilçesine bağlı Kayalı köyünde doğmuştur. İki evlilik yapmış, birinci eşinden iki kızı ikinci eşinden iki oğlu olmuş fakat oğullarının ikisi de küçük yaşlarda ölmüştür. O her şeyden önce savaşçı bir Türk kadını olmanın yanında evlat acısını iki kez üst üste yaşamış acılı bir annedir. Gel gelelim ki bu yıllarda ülkenin hali de Rahmiye hanımın halinden pek farksız değildi. Ateş çemberinden geçen ülkenin neredeyse her yanı düşman işgali altındaydı. Bu yıllar aynı zamanda direniş çetelerinin milli orduya katıldığı Kuva-yi Milliyeli yıllardı. 1920 yılında Fransız askerleri güneydoğuyu işgal edip halka zulm etmeye başlayınca Rahmiye hanımda bu duruma tahammül edemeyerek Hüseyin Ağa’nın milli kuvvetlerine gönüllü olarak katılmış ve 9’uncu Tümenin yanında savaşa girmiştir. Savaşın ilerleyen dönemlerinde Hasanbeyli civarında 89’uncu Tümenle icra edilen ortak taarruzda müfrezesiyle birlikte Fransız kuvvetlerinden 80 tüfek ve 2 makinalı tüfek ele geçirmeyi başarmıştı. Bu çarpışmalar neticesinde bazı arkadaşları geride kalınca milli kuvvetlerle birlikte çok hızlı bir şekilde gidip onları kurtarmış ve bu kahramanca davranışından sonra uçan manasına gelen “Tayyar” lakabıyla anılmaya başlanmıştır.

Yaptığı başarılı çarpışmalar ve kısa sürede elde ettiği başarılar neticesinde yıldızı parlamış namı yayılmış ve adı dilden dile dolanır olmuştu. 1 Temmuz 1920 sabahı Tümenden aldığı bir emirle Osmaniye’deki müstahkem(sağlamlaştırılmış) Fransız karargahına müfrezesiyle birlikte taarruza geçti. Ustaca bir tertiple başlayan taarruz yavaş ve emin adımlarla devam ederken öyle bir an geldi ki gerek Fransız karargahının güçlü tahkimi gerekse de çok sayıda silahla korunuyor olmasından dolayı artık ilerleme imkanı kalmamış bütün ümitler tükenmişti. Duraklayan müfrezeyi harekete geçirmek ve yeni bir taarruz için sarf ettiği bütün gayretin boşa çıktığını gören kahraman Türk kadını ağır düşman ateşine rağmen bir anda ayağa fırladı ve “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olmanıza rağmen yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz!” diye bağırdı.

Bu sözler müfreze üzerinde adeta soğuk duş etkisi yarattı. Tayyar Rahmiye’ nin bu sözleri karşısında kayıtsız kalamayan kahramanlar deyimi yerindeyse aslan kesilmiş, yerlerinden fırladıkları gibi düşmanın bütün ateş gücüne rağmen bir an olsun hız kesmeksizin taarruza devam etmiş ve karargah bir hamlede alınmıştır. Ne yazık ki karargahın kapısına on adım kala Tayyar Rahmiye hanım şehit düşmüştür. Şehit Tayyar Rahmiye bugün Ulu camii yanındaki Enver-ül Hamid şehitliğinde yatmakta ve mezar taşında şu sözler yazmaktadır: “Yarınların sahibi ey gençlik, İyi tanı, ebedi sükunetle bu mezarda yatan. Hak için, bayrak için canını feda edip, armağan etti bize bu mukaddes vatanı… “

Bu vesileyle Mete Han’dan günümüze kadar vatanı ve milleti için canını seve seve feda eden bütün şehitlerimizi rahmet minnet ve saygıyla anıyor, bende bir Türk askeri olarak aynı şerefe nail olmayı Yüce Yaradan’dan niyaz ediyorum. Aziz şehitlerimizin Ruhları şad mekanları cennet olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir