TEALİ-İ İSLAM CEMİYETİ VE İHANET BİLDİRİLERİ

Teali-i İslam Cemiyeti, Millî Mücadele yıllarında gericiler, yobazlar, işbirlikçiler tarafından kurulmuş olan bir ihanet kuruluşudur. Cemiyet İstanbul hükümetine, İngilizlere, Yunanlılara hizmet etmiştir.
Teali-i İslam Cemiyeti, önce Cemiyeti Müderrisin adıyla önde gelen dinci yobazlar tarafından 15 Temmuz 1919 tarihinde kurulmuştur. Bu ilk adının anlamı Müderrisler Cemiyeti demektir. İlk kuruluşta Başkan, hain Mustafa Sabri olmuştur. Kurucular arasında İskilipli Atıf, Said-i Kürdi ve o dönemin ileri gelen dinci yobazları bulunmuştur. Dernek Hürriyet ve İtilaf Partisi ile ilişki içinde bulunmuş, adeta partinin yan kuruluşu gibi faaliyet göstermiştir. Bu ilişkiyi Mustafa Sabri sağlamıştır.
Mustafa Sabri 150’liklerdendir. Millî Mücadele düşmanıdır. Milliyetçilerin Yunan’a karşı zafer kanamalarıyla yurt dışına kaçmıştır. Yurt dışında iken cumhuriyet, inkılaplar ve Atatürk aleyhinde yayınlar yapmıştır. Mustafa Sabri hilafetin kaldırılması hakkında bir kitap yazıp yayınlamıştır. Bu kitapta laik yönetim dini kaybetme olarak gösterilmiş, İngilizlerin esaretleri altındaki Müslümanlara daha iyi davrandıkları belirtilmiştir. Mustafa Sabri kitapta sonuç olarak kanaatini şu şekilde açıkça dile getirmiştir: “Bağımsızlığın kaybı dinin kaybından daha iyidir!” Mustafa Sabri adeta İngiliz propagandası yapmıştır.
Cemiyet-i Müderrisin 1919 Aralık ayındaki kongresinde dernek adını değiştirmiştir. Adı Teali-i İslam Cemiyeti olmuştur. Böylece halkın din duyguları daha kolay istismar edilmeye çalışılmıştır. Dernek başkanı Mustafa Sabri’nin tekrar şeyhülislam olması nedeniyle başkan değişikliği yapılmış ve bu defa derneğe başkan olarak İskilipli Mehmet Atıf Efendi (Atıf Hoca) seçilmiştir. Said-i Kürdi ise İslamcılık yanında Kürtçülük de yapmak için Kürt Teali Cemiyeti’ne geçmiştir. Orada Kürtçülük ve İslamcılık yapmıştır.
İskilipli Atıf başkanlığında dernek yeni adıyla birçok yerde şube açarak ülkeye yayılmıştır. Yobazlığın yoğun olduğu yerlerde özellikle örgütlenmiştir. Mesela İstanbul ve Konya bunlardan birkaçıdır. Konya’da Millî Mücadeleye karşı olan yobazlarla birlikte dindar halkı Ankara hükümetine yani milliyetçilere karşı kışkırtmışlardır. Kısacası dernek kuruluşundan sonuna kadar milliyetçilere karşı olmuştur. İstanbul hükümetinin ve İngilizlerin menfaatlerine hizmet etmiştir. Padişah ve çevresi de derneği kendi menfaatleri için kullanmıştırlar.
Milliyetçi Ankara hükümeti bakımından dernek hain bir kuruluş olarak görülmüştür. Nitekim Heyet-i Temsiliye adına hareket eden Mustafa Kemal, 12 Şubat 1920 tarihli telgrafında Teali-i İslam Derneği’ni halkın fikirlerini yanıltan ve karıştıran bir kuruluş olarak tanımlayıp bunun vatana ihanet olarak tanımlanması gerektiğini belirtmiştir.
Cemiyet üyeleri Meclisi Mebusan’ın açılmasından sonra bazı şehirlerde Kuvayı Milliye ve milliyetçiler aleyhine gösteriler yapmışlardır. Mustafa Kemal, Rauf Beye gönderdiği 21 Şubat 1920 tarihli telgrafında derneğin adını vererek uyarıda bulunmuştur. Dernek Karabiga, Bandırma, Gönen dolaylarındaki Çerkezleri Kuvayı Milliye’ye karşı padişahın yanında yer almaları için kışkırtmıştır. Bütün şubeleri Anzavur’un Cemiyet-i Ahmediye’yi desteklemiştir. Anzavur isyanını hazırlayan İngilizlerle irtibat halinde olmuşlardır. Yine bu tarihlerde Biga’daki gerici isyanda İngilizlerden yedi torba altın aldıkları tespit edilmiştir. Bütün bu hususlar istihbarat raporlarında ve Mustafa Kemal’in telgraflarında yer almıştır. Kısacası bu dernek yöneticileri ve üyeleri, İstanbul hükümeti ve İngiltere ile işbirliği içinde olmuşlardır. Ayrıca İngiliz Muhipleri Cemiyeti ve Kürt Teali Cemiyeti ile ilişki içinde bulunmuşlardır. İngiliz Muhipleri Cemiyeti, İngilizlerle ilişkilerde irtibat görevi görmüştür.
Milliyetçilere karşı gerek padişah ve gerekse İstanbul hükümeti giderek hain konumuna düşmüştür. İngilizlerle birlikte Yunan’a karşı savaşan orduyu vaz geçirmeye çalışmışlardır. Kuvayı Milliye’yi zayıf düşürmek ve oyalayarak emperyalizmin zafer kazanmasını sağlayabilmek amacıyla isyanlar çıkartılmıştır. Özellikle Çerkezler ve Kürtler bu isyanlarda kullanılmışlardır.
İskilipli Atıf Hoca’nın başkanlığını yaptığı sırada Teali-i İslam Cemiyeti iki defa ayrı ayrı bildiri yayınlamıştır. Bu bildiriler Yunan uçaklarıyla Türk askerlerinin üzerine atılmıştır. İskilipli Atıf Türk ordularının zaferinden korktuğu için daha sonra birinci bildiriyi tekzip etmiştir fakat ikinci bildiri tekzip etmemiştir.
Bildiriler aslında o dönemlerde İstanbul’da hükümet olan Damat Ferit kabinesinin ve padişahın fikrini yansıtmıştır. Mesela Damat Ferit hükümetinin Adalet Bakanı Ali Rüştü Efendi 12 Temmuz 1920’de bir demeç vermiştir ki demeç tam bir ihanet ve işbirlikçilik ikrarıdır. Demeç İstanbul’daki işbirlikçi basında büyük puntolarla yayınlanmıştır. Ali Rüştü demecinde şöyle demiştir:
“General Paraskevopulos’un ordusu şimdi sürat ve şiddetle harekâta devam edecek olursa birkaç haftada Ankara surları önünde bulunacaktır. Yunan ordusunun başarısı için dua ediniz! Bu ordu bizim ordumuzdur! Yunan ordusu Mustafa Kemal’e ceza verme işini yapıyor!”
Görüyor musunuz ihaneti?
İşte o dönemde İstanbul hükümeti bu zihniyettedir!
Nitekim Mustafa Kemal Atatürk daha sonra Nutuk eserinin ilk bölümlerinde ihanet kuruluşlarından söz ederken bu derneği de anmıştır. Nutuk çok önemli bir kaynaktır. İhanetleri bir bir ortaya döktüğü için hainler sevmezler. Atatürk, Nutuk’ta birçok hain kuruluşun adını andıktan sonra şöyle demiştir:
“Memleket dâhilinde ve İstanbul’da millî varlığa düşman teşekküller:
Vücuda gelmeye başlayan bu teşekküllerden başka memleket dâhilinde daha birtakım teşebbüsler ve teşekküller de vukua gelmişti. Bunlar arasında Diyarbakır, Bitlis, Elazığ vilayetlerinde İstanbul’dan idare olunan Kürt Teali Cemiyeti vardı. Bu cemiyetin maksadı yabancı himayesi altında bir Kürt hükümeti vücuda getirmekti. Konya ve havalisinde İstanbul’dan idare olunan Teali-i İslam Cemiyeti teşkiline çalışılıyordu. Memleketin her tarafında İtilaf ve Hürriyet, Sulh ve Selamet cemiyetleri de vardı.”
Teali-i İslam Cemiyeti’nin bildirileri Yunan uçaklarıyla Türk ordusu üzerine atılmıştır. Her iki bildiri de Yunan’la savaşılmamasını ve padişahın yanında yer alınmasını istemiştir. Yalan bilgilerle telkinler yapılmıştır. Bildiriler çok uzundur. Burada sadece birkaç paragrafı aşağıya aldım. Bu ihanetin benzerini Çerkez Ethem de yapmıştır. O da Yunan uçaklarıyla Türk askerlerinin üstüne bildiri attırmıştır.
Teali-i İslam Cemiyeti’nin Birinci bildirisinde şöyle denmiştir:
“….Anadolu’da Mustafa Kemal ve Kuva-yı Milliye maskaraları Yunan askerlerinin önünden alçak bir surette kaçarken, zavallı saf ve gafil ahali ve askerden topladıkları kuvvetleri düşmanla savaşa tutuşturarak ve “siz mevkiinizde sebat edin, biz şu taraftan onların arkasını çevireceğiz” tarzında yalanlar ve hilelerle savuşup kaçarak zavallı erlerimizi ve ahalimizi boşu boşuna kırdırmak yöntemini takip ediyorlar…. Çaresiz millet! Bu yankesicilerin hilelerini, oyunlarını hâlâ tamamen anlayamamıştır….
İngilizleri kızdırdınız, üzerimize Yunanlıları musallat ettiler. Savaşta mağlup olduktan sonra uslu oturmak ve mağlubiyetin sonuçlarına katlanarak telafisini sabır ve sükûn ve akıl ve tedbir dairesinde gidermekten başka çare var mıdır?…. Hem sizler ey yalancı ve alçak şakiler! Kendi milletimize karşı yabancı milletlerden hiçbirinin yapmadığı eşkıyalık ve kötülükleri yapıp dururken milleti, memleket eşrafını, medrese hocalarını asıp keserek, mallarını yağma ederken kendinize ne hakla, ne yüzle, ne utanmazlıkla Kuva-yı Milliye adını veriyorsunuz? Milleti öldürerek, yok ederek milletin haklarını koruyacaksınız öyle mi? Utanmaz hainler, artık yetişir, yakamızı bırakın…. Vaktimiz pek daraldı ve bu asilerin, serkeşlerin, eşkıyalıklarından, cinayetlerinden halk bunaldı kaldı…. Allah’ın emri ve halifenin fermanına uyarak bu canileri, bu katil canavarları yok etmeye daha fazla görevli ve yükümlüsünüz. Şu alçaklar ve arkadaşları bu cinayetleri hep sizin sayenizde yapıyor; bunların vücutlarını tamamen dünyadan kaldırmak, insanlık için, Müslümanlık için bir farz olmuştur….
Askerler! Bu kadar uyuduğunuz artık yeter, bu zalimlere alet olduğunuz artık yetişir! Padişahımız halifemiz efendimiz hazretlerinin merhamet ve şefkat kucağı size açılmıştır. Hepiniz koşunuz, geliniz dünya ve ahiret saadetini hazırlayınız; işte size ihtar ediyoruz, Allah’ını, peygamberini ve padişahını seven bu tarafa gelsin!”
Derneğin ikinci bildirisi de birinciden farklı değildir. İkinci bildiride şöyle denilmiştir:
“Mütarekenin imzalanmasından sonra devletin en zayıf ve en nazik zamanında da iktidar mevkiine gelen hükümetlere mağlubiyetin gerektirdiği siyaset tarzını uygulatmamak için her türlü engel ve zorluğu çıkarmaya çalıştılar. Galip devletlerin vatan ve milletimiz hakkında olumlu yatkınlıklarını ters çevirebilecek akıllıca girişimlere ve endişe yaratmaya meydan bırakmamak ve aksine dünyayı aleyhimize öfkeye itmek için çalıştılar! İzmir olayı üzerine hükümetin tuttuğu siyasî yol başarıyla sonuçlarını göstererek belirtilerini göstermeğe başladığı bir sırada, hükümet ile millet arasına girmek istediler. Kuvayı Milliye adı altında hükümete karşı rahatsızlık veren müdahalelere ve vatanı daha büyük felaketlere sürükleyecek serkeşlik ve isyanlara kalkıştılar. Milletin birliğini ihlal ettiler. Ülkeyi yeni baştan tahrip ettiler. Dünyada görülmedik, işitilmedik kötülük ve zulümler yaptılar. Ülkeye dış düşmanların yapmak istemeyeceği kötülükleri yaptılar. Sonuçta barış şartlarımızın akla gelmez bir şekle sokulmasına sebep oldular….
Barışın imzasıyla büsbütün kesinlik gösteren bu görevin kaçınılmazlığı hususunda artık tereddüde meydan kalmamıştır. Bundan dolayı araçların hazırlığı ile meşgul bulunan hükümetin ilk işaretinde kendisine zahir olmak için millet de görev yapma hissini duymalı ve ona göre hazırlanmalı ve serkeş ehlinin tepelenmesi için güç birliğine ant içmelidir.”
Şimdi bu bildirilerden sonra düşünün ki milliyetçiler canları pahasına ortaya atılmasalardı ya da padişah, İstanbul hükümeti, İngilizler ve Türk olmayanların oluşturduğu ihanet cephesinin tertip ettiği iç isyanlar ve entrikalar karşısında zayıf düşseler ne olacaktı?
Cevap çok açık: Sevr yürürlüğe girecekti!
İşte Teali-i İslam Cemiyeti böyle hain bir kuruluştur!

1 thought on “TEALİ-İ İSLAM CEMİYETİ VE İHANET BİLDİRİLERİ

  1. Bahset tarih balığın tırmandığı kavaktan…
    Şu nevzuhur kemalist Türkçülük….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir