Trakya Bölgesinde Hayvancılığın Sorunları

Türkiye hem hayvansal ürünlerin dışsatımından önemli ölçüde döviz geliri sağlayabilecek ve hem de nüfusun hayvansal protein gereksinimini rahatlıkla karşılayabilecek bir potansiyele sahiptir. Ancak beslenme bakımından en büyük açık hayvansal protein kaynağı olan et ve süt ürünleri tüketimindedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde et, süt, tereyağı, yumurta gibi hayvansal ürünlerde kişi başına tüketim, Türkiye’deki kişi başına tüketimden çok fazladır. Örneğin, gelişmiş Avrupa ülkelerinde et tüketimi 60 ile 100 kg arasında değişirken, Türkiye’de et tüketimi sadece 20 kilogramdır.
Türkiye’nin tarımsal yapısı incelendiğinde hayvansal üretimin yıllar itibarıyla gerilediği görülmektedir. İzlenen yanlış ve yetersiz tarım politikaları nedeniyle hayvancılık ve bitkisel üretimde yaşanan sorunlar halen sürmektedir .
Bölgede yetiştirilen hayvanların önemli bir bölümü kültür+melez şeklinde olup oranı yüzde 98,28 dolayındadır. Geriye kalan yüzde 1,72’lik bir oran ise yerli ırklardan oluşmaktadır. Kültür+melez ırkların önemli bir bölümünü Holstein tipi ırklar (yüzde 73.8) oluşturmaktadır. Süt verimi yüksek olan büyükbaş hayvanlardan elde edilen sütler, yine bölgede bulunan mandıra ve süt işleme tesislerinde süt ve süt ürünlerine işlenmektedir. İnek başına süt verimi Türkiye genelinde yaklaşık olarak 1,5 ton/yıl iken Trakya bölgesinde ortalama olarak 4.4 ton/yıl olarak tespit edilmiştir
Tekirdağ ilinde özellikle süt sığırcılığında kültür ve melez hayvanların kullanılması, gerek süt ve gerekse et verimini arttırmaktadır. Kültür ırkı sığır mevcudunun oranı Türkiye oranının 4 katıdır. Yerli ırklar ise Tekirdağ ilinde git gide azalarak yüzde 0,44’lük orana kadar gerilemiş bulunmaktadır. Tekirdağ ilinde kültür ırkı olarak Holstein (Siyah Alaca) oranı yüzde 98,22’dır. Edirne ilinde de yüzde 93,59’ luk kültür ırkı ve melez hayvan varlığı bulunmaktadır. Küçükbaş hayvanların önemli bir bölümü koyunculuk ile ilgilidir. Bölgede yaşayanların kırmızı et tüketim tercihleri genelde büyükbaş hayvan veya kuzu etinden yanadır. Bölgede toplam olarak 512 bin 140 küçükbaş hayvan bulunmaktadır..
Bölgede yapılan araştırmalar üreticilerin karşılaştıkları en önemli sorunların süt fiyatının düşük olması ve fiyat istikrarsızlığı olarak ortaya çıkmıştır. Bunu yem ve veteriner masraflarının yüksekliği izlemektedir. Bölgede ürünün satışı konusunda sorun yaşanmamaktadır.
Özellikle tarımsal ürünlerden elde edilen gelirin düşük olması hayvancılığın önemini daha da artırmıştır. Ancak bölgede yapılan hayvancılık daha çok aile işletmeciliği şeklinde olup küçük ölçekli işletmelerdir. Süt üretimi amacı ile kurulan büyük ölçekli hayvancılık işletmeleri ise oldukça sınırlıdır
Mera olması gereken meyilli ve hatalı sürülmüş araziler oldukça fazladır. Bu arazilerde binlerce yılda oluşmuş üst toprak ortadan kalkmış, ana kaya ortaya çıkmıştır.
Meraların bakımı yapılarak yem kapasiteleri artırılmalıdır. Dağınık ve parçalı araziler, toplulaştırma ve engebeli arazilerin tesviyesiyle işlemeye daha uygun hale getirilmelidir. Üreticilerde toplulaştırmaya karşı olan psikolojik tepkinin aşılması için çiftçi eğitimi önemli bir araçtır. Bölgede çayır ve meraların azlığı nedeniyle entansif ve karma yeme dayanan hayvancılık faaaliyetlerine yönelme olmuştur. Türkiye genelinde olduğu gibi, mera ve yem bitkileri üretiminin yetersizliği koyunculuk faaliyetinin de giderek azalmasına neden olmaktadır. Yem bitkilerinin ekili alan içersindeki payı yüzde 2-3 civarındadır. Bu oranın yüzde 20-yüzde 25’lere çıkarılması gerekir.

***

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurban Bayramı’ndan önce Brezilya’dan ithal ettiği büyükbaş hayvanlarda şarbon olduğu açıklanınca, İstanbul başta olmak üzere bazı büyük şehirlerde vatandaşlar tedirgin olmuştu.
Şarbon tehlikesi ile ilgili olarak Trakya’da bulunan vatandaşlar konuyla ilgili yetkililere ulaşmaya çalışsa da herhangi bir bilgi alamadılar.
Son olarak 3 Eylül 2018 Pazartesi günü Kırklareli’ de siyasi kimliği ile bilinen kişilerin sosyal medyada paylaştıkları “Kırklareli’nde 60 kişi de şarbon görüldü”, “Gümüşyaka’da Şarbon tehdidi”, “Silivri’de şarbon hastalığı tespit edilen etler buzdolabı ile birlikte toprağa gömüldü” paylaşımları vatandaşların tedirgin olmasına yol açtı.Vatandaşın ucuz et ihtiyacını karşılamak için devletin başlattığı et ithalatı,kur oynaklığıyla oluşan fark nedeniyle bir süredir sübvanse ile yürüyordu.Böylece 3.80-4euro arasında yapılan ithalat 20 TL nin altına geliyordu.Şu anda kur farkı ile oluşan maliyet 30 TL ye kadar çıktı.Kur farkına ilave şarbon hastalığı ile gelen ithal et korkusu ise devletin ucuzlatılmış et organizasyonuna darbe vurma ihtimali taşıyor.
Koyun ve sığır gibi hayvanlardan insanlara geçen şarbon hastalığı marketlerin ve kasapların kırmızı et satışlarını yavaşlattı. Türkiye Kasaplar Federasyonu Başkanı Fazlı Yalçındağ hastalığın, kurban bayramından sonra hemen ortaya çıkması kırmızı et satışlarını olumsuz etkilediğini söyledi. Yalçındağ, sozcu.com.tr’ye yaptığı açıklamada, “Kırmızı et satışları her yıl olduğu gibi bayramda biraz azalırdı. Ancak şarbon hastalığının meydana çıkması hem kasaplardaki hem de marketlerdeki kırmızı et satışlarını ciddi yavaşlattı.” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir