TRAKYA’DA ORGANİK TARIM VE ÜRETİMİ

Günümüzde, dünya nüfusunun artması sonucunda , yüksek miktar ve kalitede gıdaya gereksinim vardır. Bunu sağlamanın yollarından biride çevre ve insan sağlığını korumak için organik tarım yapmaktır. Türkiye, uygun çevresel koşulları nedeniyle, en büyük tarımsal üreticilerden biridir. Türkiye kirlenmemiş toprağa, uygun iklime ve büyük tarımsal kapasiteye sahip olmasına rağmen maalesef organik ürinlerin üretimi ve satışında istenen seviyelerde değildir. Türkiye’ nin organik üretiminde, ileri tarımsal pratiklere ve geniş işlenebilen alan ve ormanlara sahip olan ve Avrupa’ ya yakın olan Trakya Bölgesinin payı çok azdır. Bölge topraklarının verimli olması, üreticilerin yenilikleri takip etme çabaları ile üretim de üksek olmaktadır. Uygulanan tarımsal politikalar nedeni ile dönem dönem hatalı uygulamalar yapılmıştır. En belirgin örnek eğimine bakılmaksızın ayçiçeği ve buğday ekimlerini devamlı olmaktadır. Bu amaç doğrultusunda erozyon tehlikesi ile karşı karşıya gelinen arazilerin başında Şarköy bölgesinde bozulan bağlar gelmektedir. Bu arazilere tekrar bağ tesis edilmeye çalışılmaktadır. Bölgenin ana bitkileri buğday ve ayçiçeğidir. Geniş alanlarda (%81-90) üretimleri yapılmaktadır. 2005 yılı verilerine göre Türkiye buğday üretiminin %11.82’ si ayçiçeği üretiminin ise %80.63’ ü, pirinç üretiminin de %56.83’ ü Edirne, Kırklareli, Tekirdağ illerinde üretilmektedir ve verim ortalamaları Dünya ve Türkiye ortalamalarının oldukça üzerindedir. Küçük işletme (20-500 da) yapısına sahip bölge işletmelerinde ihtiyaç karşılamaya yönelik sebze üretimi ile sınırlı üretime sahip meyvelikler bulunmaktadır. Yüksek verim elde etme gayesi ile ilaç ve gübre kullanım oranı oldukça fazladır. Ancak, ülkemiz çeltik ekim alanının büyük bir bölümü Edirne’de yer alması nedeni ile kimyasal ilaç kullanımı da yaygındır. Edirne’de özellikle çeltik tarımı nedeniyle kullanılan pestisit miktarı Tekirdağ ilinin yaklaşık 2 katına ulaşabilmektedir. Dolayısı ile toprak kirliliğine paralel olarak filtre edilmeyen ilaçlı suların yeraltı ve yerüstü su kaynakları yanında havaya karışarak çok yönlü kirlenmeye neden olmaktadır. Daha da kötüsü kentsel atıkların da boşaltıldığı Meriç nehrindeki kirlenme tehlike sınırlarının ötesindedir. Toplam gübre kullanımında Tekirdağ ilk sırada yer almaktadır. İkinci olarak Edirne, son sırada ise Kırklareli bulunmaktadır. Birim alana kullanılan gübre miktarı dikkate alındığında, her üç ilde de gübre kullanımının Türkiye ortalamasının üzerindedir. Gübre kullanım yoğunluğu ise tarım kültürü ve sulama imkanları yanında yağış rejimi ile toprak verimliliği bakımından doğrudan ilişkilidir. Bölgede sulu tarımın yapıldığı Meriç havzasında yer alan arazilerle, gölet sulama sistemlerine dahil alanlarda kimyevi gübreler yoğun olarak kullanılmaktadır. Trakya bölgesi, kooperatifleşmenin, tarıma dayalı sanayinin (Yağ, un, süt ürünleri vb) gelişmişliği yüksek olan bir yöredir. Konvansiyonel tarımın ve sanayileşmenin yoğun olduğu bölümleri dışında, bölgenin batı kesimleri organik üretim için uygun havza niteliği taşımaktadır. Öte yandan, Trakya Bölgesinin iç kesimleri (Ergene Havzası) tarıma uygun, eğimi az, geniş düzlüklerden oluşmaktadır. Ancak Ergene Havzası içerisinde yer alan Lüleburgaz, Muratlı, Çorlu, Çerkezköy civarında başta tekstil olmak üzere birçok sanayi tesisi burada faaliyet göstermektedir. Bu tesislerden kaynaklanan kirlilik (örneğin yüzey sularında), topraklarda tuzluluk, ağır metal birikimi gibi sorunlar gündeme gelmeye başlamıştır. Ayrıca göç alan yoğun yerleşim alanları nedeniyle organik tarımın uygulanamayacağı yerlerdir. Yörenin, organik tarıma geçiş aşamasında, konvansiyonel tarımın yapıldığı alanlardan uzak olmasının getirdiği birçok avantaja sahip olduğu görülmektedir. (Toprak verimliliğinin korunmuş olması, ekoloji içerisinde doğal düşmanların varlığı, toprak organik maddesinin sömürülmemiş olması, su rezervinin ve yağışın yeterli olması vb.) Yörenin bu özelliği, organik tarıma geçiş sürecini kısaltabilecek, yatırım maliyetini azaltacak bir unsurdur. Diğer yandan, geniş orman varlığı nedeniyle doğal alanlardan ürün (ekolojik) toplama ve ekolojik arıcılığın teşviki üzerinde durulabilir. Bu yörede tarım yapılan alanların az ve küçük olması nedeniyle tarla bitkileri yetiştiriciliği yerine emek-yoğun faaliyet olan sebze ve meyve yetiştiriciliği tercih edilebilir. Sebzeler için uygun rotasyon planları çıkarılarak özellikle kışlık sebze türleri, meyvecilik bakımındansa düşük sıcaklıklara mukavemeti yüksek, sıcaklık toplamı isteği daha az olan türlerin seçimi yerinde olacaktır. Trakya bölgesinde çok sayıda küçük göletler mevcuttur. Gölet çevresindeki sulanabilir tarım arazilerinde organize olmak kaydı ile organik üretim yapılabilir. Bu yaklaşım aynı zamanda su kaynaklarının temiz kalmasına, su flora ve faunasının zenginleşmesine yardımcı olacaktır. Türkiye’de talep artışına yol açabilecek yaş meyve ve sebze üretiminin, et-süt ve ürünlerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Organik üretimin bölgelere göre dağılımında Marmara Bölgesi önemli bir yer tutmasına rağmen, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ illerini ve İstanbul ile Çanakkale’nin bir kısmını kapsayan Trakya yöresinde organik tarım faaliyetleri duraklama devresindedir. Organik tarıma geçiş aşamasında olan üretici sayısı yetersiz düzeydedir. Oysa bölgenin sahip olduğu avantajlar, organik üretimi teşvik edebilecek niteliktedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir