TÜRK DEVLETİ ÇÖKÜYOR MU? YÜKSELİŞE Mİ GEÇİYOR?

Bugünlerde gündeme gelen ve toplumu en çok telaşlandıran konu Türkiye’nin bozuk bir sistemle yönetilmesi ve buna bağlı yaşadığı belirsizlik. Esasen Türkiye hep bir belirsizlik ve fetret devrine girdiğinde sonunda güçlenerek ve büyüyerek çıkmıştır. 15 Temmuz Hain Kalkışmasından 1 ay sonra 14 Ağustos 2016 tarihinde ‘Beşinci Sancılı Döneme Girmişken’ başlıklı bir makale yayınlamış ve Türk Devletinin geçmişteki dört sancılı dönemlerine değinerek durumu analiz etmiştim. İlgili bölüm şöyleydi

‘Son Bin senedir Anadolu birkaç ara dönem ve belirsiz zaman dilimlerine girmiş ve Anadolu derin ve ciddi bir keşmekeş durumun içerisine sürüklenmiştir. Bu dönemler de Türk Milleti ağır yaralar almasına rağmen her defasında bu badirelerden anlının akıyla çıkmayı bilmiştir. Bu kırılma zamanlarını sayarsak şu şekildedir.

1. 1240 ve sonrası Moğol istilaları (Kösedağ savaşı) ve Şii-Türkmen Babai ayaklanmaları
2. 1402 Osmanlı-Timur Ankara Savaşı (11 senelik fetret devri ve Türk Birliğinin parçalanması)
3. 1514 Osmanlı- Safevi Türkmen Devleti arasında geçen Çaldıran savaşı ve bunun sonucunda Anadolu’da Türkler ciddi bir sarsıntı geçirmiştir.
4. 1912 yılını takip eden 1914-18 yılları arasında 1. Dünya Savaşına giriş ve akabinde Anadolu’nun işgaliyle başlayan, Milli refleksle birlikte “YA İSTİKLAL YA ÖLÜM” sloganıyla girişilen Milli Mücadele dönemi. 1912-1923 arası tam 11 yıl sürmüştür.

İşte bu dört kırılma ve ara dönem sonrasına baktığımız da Moğol İstilaları, Türkmen ayaklanmaları, Selçuklunun yıkılış süreci ve Ankara’da Ahi Cumhuriyeti kurulurken, Odman (Osman) beyin Osmanlı Beyliğini kurmasının kararının verilme süreci ortaya çıkmıştır. Bu belirsiz dönem sona ermiştir. Selçuklunun yerini zamanla Osmanlı almıştır. Böylecikle birinci sancılı dönem sona ermiştir. İkinci sancılı dönem ise Timur ile Yıldırım’ın 1402 yılında yaptıkları Ankara savaşıdır. Bu savaş sonrası Türk birliği bozulmuş ve 11 yıllık belirsiz döneme girilmiştir. Ardından 1413 yılında yeniden Osmanlı Devleti kendisine gelmiştir. Bu tarihten tam 40 yıl sonra İstanbul’un fethi ile 1453 itibariyle Avrupa içlerine kadar ilerleyen ve teknolojik olarak da en ileri düzeye gelmiştir Türk Devleti. Bu güçlü sistem 1514 yılına kadar devam etti. Ardından Kızılbaş Devleti ile Osmanlı Devleti arasında (Çaldıran Savaşı) bir kardeş kırgını yaşandı. Ortalama 60 yıllık düzen bozulmuş ve yeni bir belirsiz döneme girilmiştir. 1520 Kanuni Sultan Süleyman ile kısmen düzelse de Anadolu’daki Türkmen isyanları aralıklarla devam etti. Ardından 16. yüzyılın son çeyreğinden itibaren 19. yüzyılın son çeyreğine kadar tam 300 yıl Türk Devleti tekeri patlamış bir kamyonet haline dönmüştür. Bu 3 asır hep devşirmeler devleti yedi bitirdi. Ardından 119 maddelik Kanun-i Esasi yazıldı. Osmanlının ilk Anayasası idi. Sadece bir maddesi devlet bürokrasisinin Türkleşmesi sürecini başlattı. O madde şöyleydi:

‘MADDE 18.- Tebaai Osmaniyenin hidematı Devlette istihdam olunmak için devletin lisanı resmisi olan Türkçeyi bilmeleri şarttır.

Özet olarak ‘Osmanlı tabasından olup da Devlet hizmetinde bulunmak (memuriyet için) için devletin resmi dili olan Türkçeyi bilmeleri şarttır.’ Deniyordu. Yani kısacası Osmanlı İmparatorluğunda tüm tebaa Yahudi, Ermeni, Rum, Arap kim olursa olsun Türkçeyi bilmek zorundaydı artık memur olmak için. Bununla birlikte bürokrasinin Türkleşmesi hızlandı. Dolayısıyla 1912’ye kadar bu süreç devam etti.

ARDINDAN DÖRDÜNCÜ SANCILI DÖNEM

4. Sancılı dönem ise İstiklal Savaşıdır. 1912-23 arasında gerçekleşmiş bu fetret ve belirsizlik dönemi kanlı boğuşmalar ve savaşlarla geçmiştir. Kanun-i Esasi ile başlayan Türkleşme 47 yılın sonunda adında ‘Türk’ olan ‘YENİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ meydana gelmiştir. 2. Sancılı dönem 11 yıl (1402-1413) 4. ve son sancılı dönem yine 11 yıl (1912-1923) sürmüştür. Bugün beşinci sancılı döneme girmiş bulunmaktayız. Türk Devleti hastalığının son parçalarını bu dönemde atıp yükselişe geçmeyi hedeflemektedir. Bu süreç 11 yıl değil 2016 15 Temmuz’u esas alırsak ilk etabı 2016-2031 arası 15 yıl ardından Milli Atılıma hazırlık aşaması olarak 2031-2038 yılları arasında gerçekleşecektir. Peki, önümüzdeki 19 yıllık sürecin hazırlıkları için Türk Devleti hangi adımları atıyor?

1. 2004 itibariyle devlet içindeki Natocu Sabetay Kemalistleri temizliyor
2. 2013 itibariyle devlet kadrolarındaki Fetöcüleri temizleyerek yerlerine Türk Milliyetçilerini getiriyor.
3. Siyasal İslamcı iktidar aracılığıyla, cemaatlere müdahale ediyor.
4. Siyasal İslamcılık devlet eli ile bitiriliyor. Çünkü Erdoğan yeniden yükseliş öncesi sistemi yıkacak olan kişiydi.
5. 2015 itibariyle terör örgütü PKK’nın yurt içindeki etkinliğini ciddi anlamda azaltarak belini kırmıştır.
6. 2016 15 Temmuz hain kalkışması ile ordudaki ciddi orandaki fetöcüler ifşa olmuştur. Bununla birlikte zaten devlet arşivinde dosya ve kayıtları tutulan fetöcüler tam 2 yıl süren Olağan üstü hal ile çok hızlı bir şekilde bürokrasinin yavaşlığına takılmadan seri bir şekilde kritik noktalardan fetöcüler temizlenmiştir. Hala da devam etmektedir.
7. Türk Ordusu 24 Ağustos 2016 itibariyle ‘FIRAT KALKANI’ adını verdiğimiz askeri harekâtını başlattı. 15 Temmuz hain kalkışmasından tam 40 gün sonra Türk Silahlı Kuvvetleri dünyaya meydan okurcasına bu harekâtı gerçekleştirerek, vermesi gereken mesajı verdi.
8. Özgür Suriye Ordusu’nun adı çoğunluğu Türkmenlerden meydana gelen ‘Suriye Milli Ordusu’ şeklinde değiştirilerek doğrudan Türk Devletinin kontrol ettiği bir askeri yapı haline getirildi. (Suriye Türkmenelisinin alt yapısı için)
9. Irak’ın kuzeyine askeri harekâtlar ve müdahaleler arttırıldı. (Musul Özdemir Harekâtı Projesi devreye sokuldu)
10. ABD’ye rağmen S 400 Hava Savunma Sistemleri Rusya’dan temin edildi. Ordunun silah envanterinin millileşmesi hızlandı.
11. Akdeniz’deki enerji haklarımızı korumak için Türk Silahlı Kuvvetleri ‘MAVİ VATAN 2019’ adını verdiği Cumhuriyet tarihinin en büyük deniz tatbikatı başlatıldı. 115 savaş gemisi 3 Sondaj gemisine eşlik etti. (Elde edilecek Petrol ve Doğalgaz rezervi enerji bağımlılığımızı sıfıra indirerek 570 yıl bize yetecektir)

Bugün her şeye ve herkese rağmen Türk Devleti tam anlamıyla sahaya inmiştir. Havada karada denizde ordunun tamamı teyakkuzdadır. Daha sayamadığım ve söyleyemediğim birçok adım atılıyor. İçerde ve dışarıda Türk Devleti millileşme, gelişim, büyük atılım ve büyüme adımlarını atmaktadır. Kim bilir belki de Türkiye Cumhuriyeti yakın gelecekte Türkiye Cumhuriyetler Birliği şeklinde tıpkı, ABD, ÇİN ve Rusya Federasyonu gibi modern bir imparatorluk olarak küresel bir güce erişerek dünya sahnesinde yerini alacaktır. Elbette bu süreci başarıyla atlatacağız. Türk Devleti planlarını her devletten daha derin ve daha akıllıca yapmaktadır. Çağ’ın yükünü sırtlanan Türkler yine ayağa kalkmaya ve şahlanmaya hazırlanıyor. Türk Devleti var olsun!

1 thought on “TÜRK DEVLETİ ÇÖKÜYOR MU? YÜKSELİŞE Mİ GEÇİYOR?

  1. Masal anlatmışsın muhterem
    Türkler devlete hakim oluyorlar derken İsrail’in kurduğu 73 tarikat mensuplarını mı kastettin.
    TSK yerine tarikatların oraları ele geçirilişini görmüyorsun
    Asad denilen gizli bir ordunun kurulduğunu kayıp silahların kimler için kullanılacağını ve nerelerde saklandığı, ülkücü adı altında TÜRK düşmanlarının TÜRKÜ TÜRK’E kırdırmak için hazırlandığını, Ermeni Asıllı Bahçeli’nin kime ve neye hizmet verdiğini bilmyorsan ve onun izinden gidiyorsan bende bizden görünen yıkıcı ÇAKALLARDANSIN
    Tayyip’e neden Büyük İsrail Cesaret Madalyasının verildiğini ABD’ye her gittiğinde neden Yahudilerle bir araya geldiğini sorguladın mı?
    Yükselişmiş amma da atmışsın
    Ayakta uyuyorsunuz ve büyüklere Masallar anlatarak doğrusu budur diye kendinizin uydurup inandıklarınıza başkalarını da inanmasını istiyorsunuz
    BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ ?
    TAYYİP’E BÜYÜK İSRAİL NİŞANININ NEDEN VERİLDİĞİNİ NEDEN BOP EŞ BAŞKANI OLDUĞUNU ÖĞRENİN
    AKP’NİN BUGÜN UYGULADIĞI POLİTİKALARIN
    1897 YILINDA İSVİÇRE’NİN BASEL’KENTİNDE DE SİYONİST YAHUDİ KONGRESİNDE ALINDIĞINI BİLİYORMUYDUNUZ?
    BASEL KARARLARI (1897)
    Madde 1- Genç nesilleri ahlaksızlığa sürüklemek, ahlaksızlığı yaygınlaştırmak.
    Madde 2- Aile hayatını yıkmak.
    Madde 3- Dini kullanarak Cahil sınıflarla birlik olup muhalif olanlara tahakküm etmek
    Madde 4- Sanatı zayıflatıp yok ederek edebiyatı müstehcen ve şehevi bir hale sokmak.
    Madde 5- İnançlara olan saygıyı iktidara yakın din adamları ve kadınları kullanarak yıkmak, saygı ve sevgiyle anılan kişiler hakkında iğrenç ve iftiralar uydurmak.
    Madde 6- Sınırsız bir lüks, baş döndürücü modalar oluşturarak çılgınca harcamayı teşvik ederek halkı borçlandırarak kontrol altına almak
    Madde 7- Milletlerin vakitlerini eğlence ve oyunlarla geçirmesini sağlayıp, düşünmelerini engellemek.
    Madde 8- Fikirleri zehirlemek, yalan söylemlerle ve kargaşa çıkarmak, sınıflar arası ayrım çıkartarak insanları bölüp birbirlerine düşman etmek.
    Madde 9- Aristokratlara müthiş vergiler koyarak onları bunaltmak. Bunlar arasında kin ve nefret duyguları oluşturarak birbirlerine karşı kışkırtmak.
    Madde 10- İşveren ile işçi arasını açmak, grevler ve sabotajlar tertip etmek
    Madde 11- Yüksek tabakanın manevi kuvvetini her çareye başvurarak kırmak.
    Madde 12- Sanayinin tarımı ezmesine imkân verip, köylü sınıfını ortadan kaldırmak.
    Madde 13- Saçma fikirler ortaya atarak halkın normal düşünme şeklini yok etmek dolambaçlı yollara sevk etmek.
    Madde 14- Fabrikaları kapatmak, Hayat pahalılığını körüklemek. Konulacak vergilerle Halkın alım gücünü yok etmek
    Madde 15- Ülkeler arasında sürtüşmeler çıkartarak, milletler arsında kin ve nefret tohumlarını saçmak.
    Madde 16- Milletlerin eğitim ve inançlarını cahil, edep ve terbiyeden mahrum kimselerin ellerine geçmesini sağlamak.
    Madde 17- Bütün hükümet şekillerini değiştirmek, devlet sırlarını sırları ortaya dökmek.
    (Kripto odasının açılarak Türkiye’nin sırlarının ortaya dökülmesi )
    Madde 18- Meşru hükümet tarzlarında mutlak tek adam idaresine geçirmek.
    (Tek bir yöneticinin toplumu baskı altında yönetmesine dayanan düzen, baskıcılık, hiç bir hakkın ve özgürlüğün bulunmadığı tek adam yönetimi.)
    Madde 19- Siyasi Ekonomik bunalımlar yaratarak, halkın elindeki birikimlerini yok etmek.
    Madde 20- Ekonomik ve Mali istikrarı bozarak, krizleri çoğaltmak.
    Madde 21- Asılsız haberlerle, altını belirli ellerde toplamak, büyük sermayeleri felce uğratmak.
    Madde 22- Hükümetlerin ölümlerini hazırlamalı. İnsanları elem, ıstırap ve yoksulluk içine atmak. (Parlementer sistemi yok ederek tek adam egemenliği kurmak)
    Bunları ve 2023 şifresini çözmeden hayal kurmak güzel
    İdip’de kurulacak olan koridorun ne anlama geldiğini ve ne için gerçekleştirilmesini istediklerini düşün bakalım sonuç ne çıkacak
    Irak’ın 36. paralelinin yasaklandığına benzemiyormu.?
    Suriyelilerin bu ülkeye getirilmesinin ve kaç milyor oldukları yönünde yapılan yanıltıcı açıklamalara karşın en az 10 milyon olduğunu biliyormuydun?.
    Neden getirildiler. onlarla birlikte gelen İŞİDÇİLERİ neden hem bedava besleyip ceplerine bizden kesilen vergilerden maaşlar verildiğini bile düşünmediğinizi sanırım
    Oynanan oyun geçmiştekiler gibi değil daha büyüğü ve bir iç şavaşta TÜRKÜ TÜRKE kırdırmak üzerine kurulu buda din üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılıyor .ARAP SEVİCİ TÜrklerle Gerçek TÜRKleri birbirine kırdırıp aradan kendi istedikleri gibi geçip istediklerini tek kurşun atmadan elde etmek.
    Bunun birinci bölümü 70 li yıllarde sağcı solcu diyerek gerçek vatan evlatlarını birbirlerine öldürtterek aradan Diinciler sıyrıldılar ve bugün iktidardalar.
    Hiç birisinin kökeni TÜRK değil Tıpkı Alpaslan TÜRKEŞ gibi
    Alpaslan TÜRKEŞİ’İn gerçek kimliğini biliyormuydunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir