TÜRKÇÜLÜĞÜ İTİBARSIZLAŞTIRMAK


Türkiyede çoklu partili döneme geçildiğinden beri, Türkçülük daima geri plana atılmıştır.
Konuşmak isteyenler susturulmuş, susturulamayanlar ise işkencelere maruz kalmıştır.
Türkçülük anlayışı tehlikeli olarak görünüyordu bir çok ideoloji için, komünistlerin işine gelmezdi, siyasal islamcılar zaten Türklüğün kendisinden bile rahatsızlardı.
Türkçülük kendi başına yükselemezdi, bir şeyler ile sentezlenmeliydi ki bu fikrin önüne geçilsin.
Günümüzde görüldüğü gibi belli bir Milliyetçi partinin destekçisi değil isen, Milliyetçi olarak görülmüyorsun.
Biz Türkçüler zaten Milliyetçi kavramını pek doğru bulmayız bunun yerine, TÜRK MİLLİYETÇİSİYİZ demeyi tercih ederiz.

Atatürk halkına YÜCE TÜRK MİLLETİ diye seslenirdi.
Türkçülüğü itibarsızlaştırmak istiyorlar ve bunda gayet başarılılar.
Günümüz Türkçü hareketinde bir yol başçı bulunmaması, parça parça ayrılıp birlik olamamamız bunun başlıca sebepleridir.
Türkçülüğün itibarsızlaşması siyasete bile yansımıştır. Oy almak uğruna her türlü köçekliği yapacak siyasi kişiler, Türkçülerin oyunu almak için bir çaba bile göstermiyor.
Bizi bazıları ciddi derecede azınlık olarak görüyor bazıları ise hiç bir şekilde görmüyor.
Bizler varız, bizler güçlüyüz, davasına ihanet etmeyip bunun için kendinden her türlü fedakarlığı verenleriz.
Atalarımızdan miras kalan yüce davamızı yükseltmek en büyük gayemiz olmalıdır.
Türkçülüğü itibarsızlaştırmak isteyenler için yapılacak bir çok şey bulunmaktadır.
Öncelikle birlik içinde hareket edilmeli, birlik içerisinde hareket edildikten sonra Türkçü hareket içerisinde, propaganda sorumlusu olmalı.
Propaganda TÜRK gençliğini kazanmamızı sağlar, sesimizi daha etkili ve gür bir şekilde duyurmamızı sağlar.

İkinci olarak bu davaya gönülden hizmet verip, tüm geleceğini ateşe atmak uğruna savunan Türkçü teşkilatlarımız var.
Bu teşkilatlarımız ne kadar farklı isimlerde olsalarda aynı çatı altında olmalıdır.
Türkçülerin kendi içerisinde muhalefeti hiç bir şekilde fayda sağlamamakla birlikte, hedefimize doğru ilerlememizi olumsuz şekilde etkilemektedir.
Bu da ilk maddede bahsettiğim gibi birliğin sağlanması ile mümkün olacaktır.

Üçüncü olarak kendi içimizde doğru bir şekilde bilgili ve bilinçli Türkçü birey olmak yer alıyor.
Duyduğumuz her şeyi araştıralım, bilgi birikimimizi geliştirelim, her Türkçü birey ne kadar bilinçli ve bilgili olursa hareket alanımız o denli genişleyecektir.
Geçmişimizi tanıyarak buna başlayabiliriz, TÜRK olan ismimizin hakkını vermek bizlerin en kutsal görevidir.
Aldığımız her nefesi zevki sefa olarak geçirmek yerine, neyi değiştirebilirim, nasıl faydalı olabilirim, geleceğimiz nesline ne bırakabilirim diye düşünmek gerekir.

“Türk, Türklüğünün bilincini gerçek anlamda kavradığı zaman, Türk soyu, Kutlu davası Türkçülük ile ilelebet daim olacak ve kızıl elmaya ulaşacaktır.”

Dördüncü ve son olarak, asla ve katiyen Türkçülüğü tek ele düşürmemek gerekir, menfaat ve çıkar uğruna tek ele almaya çalışanlar olacaktır, Türkçülüğün yükseldiği noktada bu gerçekleşecektir, içimizde belirecek düşmanlara karşı her zaman gözümüzün açık olması mühimdir.

Sanatta ve zanaat dan söz etmiyorum bile biz TÜRKLER savaşçı br ruha sahip olduğumuz kadar, aynı zamanda sanatçı ve zanaatkar bir kişiliğede sahibiz, sanatımızı ön planda tutalım, camiamızda bulunan sanatçılarımıza, zanaatkarlarımıza desteğimizi eksik etmeyelim, içimizde bulunan değerleri elimizde tutalım ve davamız ile birlikte yükseltelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir