Türkçülüğün İdeolojik Söylemleri ve Günümüz Şartlarında Türkçülük -1-

Son bir asırdır Türk Devletinin siyasi ve ideolojik yönünü tayin etmekte lokomotif görevini üstlenen Türkçülük son derece büyük emekler sonucunda meydana getirilmiş bir ideolojidir. Bu fikir Devletleşme sürecindeyken karşısına düşman olarak doğal gelişimlerin sonucunda Batı emperyalizmi kendisini göstermiştir. Yani Türk’ü boğmaya çalışan ve kendi yurdunda onu toprağa gömmeye çalışan İngiliz Emperyalizminin başını çektiği, Fransa ve İngiliz Piyadesi görevini gören Yunanlılar olmuştu. Öte yandan Anzaklar, Afrikalı ve çeşitli İngiliz sömürge ülkelerinden getirilen on binlerce asker. Ermeniler de Türk’ü boğmaya çalışan Birleşik Batı Kuvvetlerinin piyonu ve vefalı birer neferleri idiler. Tüm sömürgeci güçler bir cephe ve Türk Milleti onca yokluk içinde bir cephe ve tek vücuttu. Başlarında Gazi Mustafa Kemal vardı. Nihayet Üstün bir ideoloji olan Türk Milliyetçiliği artık Devletleşmiş ve fikri iktidar olmuştu. On yılların birikimi vücut bulmuş, Türkçüler Devletlerini Türk’e göre yönetmeye başlamıştı. 1912’de Türk Ocaklarıyla başlayan kutlu hareket sancılı günlerin, işgal gibi karanlık ve fırtınalı yılların, kanlı boğuşmaların yıllarca süren savaşın ardından meyvelerini 1923’de verecekti. Türk Milli Devrimini Gazi Mustafa Kemal Atatürk şu şekilde tanımlıyor; ‘Uçurum kenarında yıkık bir ülke… Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar… Yıllarca süren savaş. Ondan sonra, içerde ve dışarıda saygı ile tanılan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet (sürekli alkışlar) ve bunları başarmak için arasız, devrimler… İşte, Türk genel devriminin bir kısa diyemi.’ Cumhuriyetle birlikte Türkçülük fikri iktidar olmuştu ve söylemler devlet eliyle geliştirilmeye başlandı. Özellikle Ulu Önder Atatürk’ün söylemleri ve veciz sözleri çok önemli yer tutuyordu. Bunlardan bazıları şunlardır;
Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Şu anda, büyük Türk Milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın, en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.
Türk, Türk olduğu için asildir. Çoğumuz, büyük babamızın babasını hatırlamayız. Bütün soy gururumuzu, Türk olmanın içinde buluruz.
Mensup olduğum Türk milletinin şan ve şerefi varsa, benim de bir ferdi olmak sıfatıyla şanım ve şerefim vardır.
Türk Milleti yüzyıllardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istiklâli yaşamak için şart saymış bir kavmin kahraman evlatlarından ibarettir. Bu millet istiklalsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.
Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır.
İşte bu sözler ve konuşmalar sonuna kadar Devlet’in Türk Vatanseverliği ve Milliyetçiliği düşüncesiyle yönetildiğinin en büyük kanıtıydı. Şimdi gelelim Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran Atatürk’ün feyiz kaynağı ve ‘Fikirlerimin babası’ olarak ifade ettiği Ziya Gökalp’in eserleri ve düşüncelerine. Ziya Gökalp ‘Türkçülüğün Esasları’, ‘Türk Töresi’, ‘Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak’ (Çağdaşlaşmak), ‘Türk Medeniyet Tarihi’ gibi hayati önem taşıyan müthiş eserleriyle Türkiye Türkleri için adeta Türkçülüğün en önde gelen Fikir adamlarından biridir. Azerbaycan Türkleri için Bir Lider olarak Mehmet Emin Resulzade, fikir adamı olarak Hüseyinzade Ali (Turan) ne ise Türkiye Türkleri içinde lider olarak Mustafa Kemal Atatürk ve fikir adamı olarak da Ziya Gökalp böyle bir konumdadır. Ziya Gökalp’in fikir dünyamızda birkaç hususta çok önemli bir yeri vardır. Bunlardan birincisi ‘Türkçülüğün Esasları’ eserini meydana getirerek Türkçülüğe bir Doktrin sunmuş olmasıdır. Üstelik doğrudan Türkçe bir kavram kullanmış ve ‘Türk Milliyetçiliğinin Esasları’ yerine direk olarak ‘Türkçülüğün Esasları’ diyerek dilde sadeleştirmeyi de ön planda tutmuştur. Diğer bir önemi de dediğim gibi dilde sadeleşme konusudur. Gökalp, konuşurken ve yazarken mümkün olduğunca Türkçe sözcük kullanmanın doğru olacağı görüşünü savunuyordu. Eğer kullanılan Arapça yâda Farsça sözcüğün Türkçesi varsa Türkçesini kullanmamız, eğer yoksa ve sözcük Farsça yâda Arapça ise Türkçeleşmiş sözcük olarak saymamız gerektiği tezini savunuyordu. Diğer bir yönü ise Ziya Gökalp’in ‘Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler’ başlıklı çalışmasıdır. Bu çalışmasında ilk defa sosyolojik olarak Kürtleşmiş Türkmen aşiretlerine dikkat çekmiş ve gündeme getirmiştir. Doğu ve Güneydoğu’da Çaldıran savaşı sonrası Türkmen Aşiretlerinde birkaç yüzyıl içerisinde yoğun bir Kürtleşme olduğu tespitini yapmıştır. Kürtleşen Türkmenler konusunda çığır açan bu değerli eserinde Ziya Gökalp şöyle demektedir; ‘Türkmenlerin Kürtleşmesi; Türkmenlere dair yaptığım tetkiklerden çıkan neticeye göre, birçok yerlerde Türkmen aşiretleri Kürtleşmiştir. Mesela Diyarbekir’de Karacadağ’da yaşayan ‘Türkan / Terkan’ (Türkçe Türkmenler manasındadır) aşiretinin bütün fertleri, Oğuz ilinin Beğdili boyuna mensup halis Türk olduklarını bilirler. Bununla beraber, Türkçeyi unutarak onun yerine Kürtçeyi ikame etmişlerdir. Bu aşiretlerden Karakeçi aşireti ise Osmanlıların Ecdadı Kayı boyu ile akrabalık iddiasında bulunmakla beraber, kendilerini Kürt zannetmektedirler. Yine Karacadağ’da yaşayan Çuvan aşireti içinde Satan, kaçak, Şekiran / Şekeran gibi batınlar mevcuttur. Mardin’de Khelacan / Halecan ismindeki aşiretinde Halaçlar olduğu anlaşılıyor. Halecan içinde Beğ ili adında bir batın vardır. Türkler şehir medeniyetine daha kabiliyetli olduğundan şehirler Türklük merkezi halini almakla beraber, oralara gelen Kürtleri de Türkleştirmektedir. Köylerde ve çadırlarda yaşayan Türkmenler ise sahra medeniyetinde daha kuvvetli bulunan Kürtlüğe asimile olmaktadırlar.
(devamı gelecek sayıda)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir