Türkçülük Nedir? Türkçü Kimdir?

Türkçülük denince birçok kimsenin aklına farklı kavram ve tanımlar gelir. Türkçüler dahi Türkçülük denince farklı ifadeler ile tanımlar getirmişlerdir. Türkçülük büyük ideologları da Türkçülüğün ne demek olduğunu tanımlamışlar ve çeşitli usullerle ele almışlardır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu Türk Devrimlerinin en öncü fikir babası olan Ziya Gökalp’a göre Türkçülük, Türk Milletini yükseltmek demektir.’ Türk Milleti nasıl yükseltilebilir? İşte bu sorunun cevabı Kültürel kalkınmadan geçer. Toplumun kültürünün yükseltilmesi demek, pozitif bilimlere açık toplumu meydana getirir. Bu da elbette, bilimde ve sanatta gelişmeye neden olur. İşte Türkçülük bu alanda devreye giren birleştirici ve itici bir güçtür. Bu güç, milli güçlerin bir araya getirilerek gelişimciliğin ve ilerlemenin önünü açan, lokomotif görevi gören bir siyasi felsefedir. Bu felsefe, Türk Mucizesi olan Türkiye Cumhuriyeti devletini bağrından çıkarmıştır. Türk Devrimi’nin beslendiği fikir kesinkes söylenebilir ki; ‘Türkçülüktür’. Türkçülükle ilgili bunun ne demek olduğunu yine Türkçülük denince akla gelen birkaç isim nedir diye sorsak? Hiç şüphe yok ki; akla Atsız gelmektedir. Yani uzun adıyla Hüseyin Nihal Atsızdır. Hüseyin Nihal Atsızın ‘Türkçülük Nedir?’ sorusuna ‘Türk Ülküsü’ adlı kitabında yazdığı çeşitli makalelerle yanıt vermiştir. Atsız, Türkçülüğü şöyle anlatıyor;
‘Türkçülük, Türk milliyetçiliğinin adıdır. Kelimenin sonundaki ek, yerine göre, mensupluk, sevgi, taraftarlık gösteren bir ektir. Türkçülük de Türk sevgisi ve taraftarlığı demek olduğuna göre, kelime, yerinde kullanılmıştır. Başka milletlerin Türk taraftarlığı ve Türk sevgisi bu kelime ile ifade olunamaz. Zaten başka milletlerin Türk”ü sevmesi de gerçekten bir sevgiye değil, geçici bir nezakete, çıkara, siyasi zaruretlere işarettir. Türk”ü, gerçek olarak, Türk”ten başkası sevmez.
Türkçülük bir ülküdür. Ülküler, milletlerin manevi gıdasıdır. Ülküsüz milletlerin en talihlisi dahi silik ve sönük kalmaya mahkûmdur. Eğer bu millet talihli de değilse, onun sonucu yenilmek, ezilmek, hatta yok olmaktır.
Ülküler, gerçekle hayalin karışmasından doğmuş olan, düne bakarak yarını arayan, milletlere hız veren ve uğrunda ölünen büyük dileklerdir. Milletler, ölebildikleri kadar yaşama hakkına sahiptirler.
Türkçülük, büyük Türkelinde, Türk uruğunun kayıtsız şartsız hâkimiyeti ve bağımsızlığı ile Türklüğün her yönden bütün milletlerden ileri ve üstün olması ülküsüdür.
Bu ülkü, geçmişte, birkaç kere gerçekleşmişti. Büyük Türkçülük ülküsü ve inancı ile yetişen gençlik sayesinde yarın yeniden gerçek olacaktır.
Türkçülük, dün bir kaynaktı; bugün çaydır. Yarın coşkun bir ırmak olacak ve önünde yabancı duygu ve düşüncelerden gelen bütün engeller yıkılacaktır.
Türkçülük, dört kaynaktan geliyor:
1. Kökü çok eski olan ve Türk uruğunun şuuraltında yüzyıllardan beri yaşayan milliyetçilik;
2. Tanzimat”tan sonra, Avrupa”daki milliyetçiliklere benzeyen halkçı bir hareketin bizde de tatbik olunmasını isteyen milliyetçilik hareketi;
3. Devletimizin içindeki yabancı unsurların ihaneti dolayısıyla doğan tepki;
4. Türklerin 200 yıldan beri çektikleri büyük sıkıntılar.
Bu dört kaynaktan gelen düşünceler birbiriyle kaynaşıp yoğrularak bugünkü Türkçülük ortaya çıkmıştır. Türkler, Türkçülük ile güçlenecek, kurtulacak, ilerleyecek, yükselecektir.
Böyle uzun uzadıya anlatıyor merhum Atsız Türkçülüğün ne anlama geldiğini. Öte yandan Atsız hoca başka bir makalesinde ‘Türkçülük’ fikrinin ‘Dışarıdan Gelmemiş Olan Tek Düşünce’ olduğunu ifade ediyor. Hakikaten de öyledir. Bugün Türkiye’deki etkin ve bilinen düşünce ve ideolojileri, İslamcılık, Komünizm ve Kürtçülük olarak sıralarsak bu üçü de ya dıştan gelen yâda dış destekli ve suni bir düşüncedir.
İslamcılık; İslamcılık ve Ümmetçilik esasen İslam Dininin kurallarının ve Kuran şeriatının Devlette hâkim olması gerektiği düşüncesini savunan bir fikir akımıdır. Ümmetçilik de millet ayırmaksızın tüm Müslüman halkların eşit ve kardeş olduğu düşüncesidir. Esas olan Din birliğidir. Ancak ne var ki, tarih ve İslamcıların fiiliyat ve düşünce dünyaları bizlere şunu ispatlamıştır. İslamcılık; Türkleri kendi gelenek ve kültürlerinden kopararak, Arap töresine kurban etmekte lokomotif görevini görmüştür. İster Şii isterse Sünni İslamcılığın arasında hiçbir fark yoktur. İkisi de Türkleri milli benlikten uzaklaştırmada başı çeken unsurlardır. Elbette buna bir ayrı parantez açmak gerekir. Sünniliğin Maturidi ve Horasandan gelen ekol yani ‘Türk Sünniliği’ olarak ifade ettiğimiz ve Horasan Melamiliği, Haydarilik, Son olarak Bektaşilik ve Kızılbaşlıktan sonra Türk Aleviliği şeklinde ortaya çıkan 12 İmamcı Ehlibeyt ekolünü bundan ayrı tutmakta fayda var. Çünkü Türk Müslümanlığının iki kolu Maturidi inançlı Türk Sünniliği ve 12 İmamcı Türk Aleviliğidir. Bu iki ekolü özenle korumak ve kollamak gereklidir. Bunlar haricindeki Eş’ari Sünniliği ve Klasik Şiilik Türk Milletini öz’ünden uzaklaştıran, Arap ve Fars töresine gark ettiren dini düşüncelerdir. Özetle İslamcılık hangi mezhep kanalıyla gelirse gelsin Türk’ü kucağında eriten ve kendisinden uzaklaştıran bir ideolojidir.
Komünizm; Komünizm ise hem dinleri hem de milletleri yok etmeye programlanmış bir ideolojidir. Yâda bir zehir mi demeliydim. Friedrich Engels ve Karl Markx’ın yayımladığı ‘Komünist Manifesto’’da Dinlerle ilgili şu ifadelere yer veriliyor; ‘ Bugüne kadar var olan bütün dinler, tek tek halkların veya halk grupların gelişimlerinin tarihsel aşamalarının ifadesiydiler. Fakat komünizm, mevcut bütün dinleri gereksizleştiren ve onların yerini alan tarihsel gelişim aşamasıdır.’
İşte Komünizm böyle sığ bir bakış açısıyla değerlendiriyor dünya dinlerini. Yani gerçekçilikten habersiz Marks ve yancısı Engels bu şekilde dinleri değerlendiriyor. Yani Komünist olan halkların bütün mensup oldukları dinler yok olacak bunların hayalci düşüncelerine göre. Şimdi bir de Komünist manifesto’nun milletlere bakış açısına bakalım; ‘Ortaklaşacılık ilkesi uyarınca birbirleriyle birleşen halkların milliyetleri, bu birlikte bir o kadar kaynaşmak zorunda kalacaktır ve böylelikle, tabakalar ve sınıflar arasındaki çeşitli farklılıklar, temellerinin yani özel mülkiyetin terk edilmesiyle ortadan kalktığı gibi, bunlarda sonunda ortadan kalkacaktır.’ İşte bütün milletleri şuursuzlaştırmayı hedefleyen bu düşünce toplumları içinden çıkılması zor buhran ve bunalımlara sürüklemiştir. Bizim açımızdan ele alırsak Türk Gençlerinin bir kısmının bu akıma kayması hem devletimizin hem de toplumumuzun enerjisini vakumlayan komünizm, kültürümüzün ve milletimizin baş düşmanlarındandır. Kürtçülüğü hiç ele almayacağım bile. İçi boş suni ve dış destekli yalancı delillerle kurgulanmış eninde sonunda patlayacak bir balondur.
Şimdi gelelim Türkçülük Nedir? Sorusunu güncel çağımızda sormaya. Benim düşünce dünyamda Türkçülük, Türk Milletinin geleceğini her şeyden ve her milletten öncelikli görmektir. Türkçülük, dilde, kültürde, sanatta ve bilimde en ileri de olmak için başta bireysel olarak çalışmanın yanında toplumsal olarak ilerlememiz için girişimde bulunmak yâda bu alanda yapılan çalışmalara katılmaktır.
Türkçülük, Türklüğe dair her değeri sevmek ve onu benimsemektir. Türk’ün adını yükseltmek ve ona dair her kültürel öğeyi korumak ve geliştirmektir. Türkçülük, verilen görevi en iyi şekilde yapmaktır. Türkçülük, çevreyi temiz tutmaktır, idman yapmaktır, hayvanları korumaktır, doğayı korumaktır. Türkçülük, kamu malını korumaktır, halkın payını savunmaktır. Gelirde adil pay edinmeyi savunmak ve bunu için mücadele vermektir. Türkçülük haksızlığı devlette yapsa buna karşı durmaktır. Bu yanlışın düzeltilmesi için mücadele vermektir. Zira biz önce Türkçüyüz sonra devletçiyiz.
Türkçülüğü Kürt karşıtlığı olarak konumlandırmak doğru değildir!
Türkçülük, İslamcılık karşıtıdır. Ancak İslam karşıtı değildir!
Türkçülük kapitalist bir ekonomik sistemi savunamaz. Dolayısıyla Yapı itibariyle anti-emperyalist ve antikapitalisttir!
Türkçülük sadece soy bağını esas alan bir ideoloji değildir. Soy ve kültür bileşimini bir arada savunur!
Türkçülük Avrupa’daki milliyetçilik akımlarından hareketle 200 yıllık bir ideoloji değildir. Türkçülük bin yılların birikiminin ve Türk töresinin sözlü kültürlerinin oluşturduğu büyük medeniyetin vücuda getirdiği bir Kutlu ideolojidir! Kısacası Türkçülük andımızda da ifade edildiği gibi, yükselmek ve ileri gitmektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir