Türkiye Şehitlerini Anıyor

‘DUR YOLCU! BİLMEDEN GELİP BASTIĞIN BU TOPRAK BİR DEVRİN BATTIĞI YERDİR!’

Bayrak nedir ki? Sancak nedir ki? Millet nedir ki? Toprak nedir ki? Diyebilen zihniyete seslenmek gerek: ‘Aç kulağını kardeşim, dinle duy bakalım, gerçek neymiş anla!’ demek gerek. Sen hiç yemeğine tuz yerine toz döküldüğünü gördün mü? Geceleri çadırda ki karpetinden silah sesiyle fırladın mı? Mehtaplı gecelerde yakamozları değil, kıpırdaşan gölgeleri izledin mi? Seninde saçlarını kekik kokulu rüzgarlar barut kokusuyla karışıp taradı mı? Vatanın bütünlüğü için elde silah dağ başlarında, uykusuz geceliyenleri bilir misin? En sevdiğin arkadaşının kanı sıçradı mı üzerine? Yarasını elinle sarıp bir yudum su verdin mi kendisine? Can arkadaşının yastık yaptığın dizinde can verişini gördün mü sen hiç? Şehitlik dene o yüceler yücesi fikri birkez olsun hissettin mi sen yüreğinde? Türkiye’nin istikbali gençlerimizi vatan borcunu yaparken acımasızca sırtlarından vuranları bilir misin? Sen hiç şehit babası gördün mü? Sen hiç şehit anası gördün mü? Sen hiç şehit çocuğu, sen hiç şehit karısı gördün mü? Bu vatan için ‘Gazi’ mertebesine ulaşmış, kolunu, bacağını, gözlerini dağlarda bayırlarda bırakmış gencecik insanlara rastladın mı? Bu insanlar için birşey yapmayı aklının ucuna bir kez olsun getirdin mi? Bu adamlar geriye dönmeyi hiç düşünmediler, arkadaş! Dudaklarının arasından her zaman sadece iki kelime süzüldü. Dediler ki ‘VATAN SAĞ OLSUN!’ ‘Canım al bayrakta bir damla kan olsun, yeter ki vatan sağolsun, VATAN SAĞ OLSUN!’
Bir kurttan kuzu doğar mı hiç? Doğmaz! Bir kurt yine bir kurt doğurur! Sonradan kahraman olunmaz yani. Ya öylesinizdir zaten anadan babadan, ya da değilsinizdir, sadece bir korkak gibi yaşarsınız. Süpermenlarimiz yok belki bizim. Ama sanal değil, hakiki kahramanlarımız var bizim. Yiğit askerlerimiz, yiğit polislerimiz, yiğit güvenlik korucularımız var. Hangi birini sayayım. Tükenmiyor ki kahramanlar. Ve geride kalanlar gözlerini bile kırpmadan düşenlerin yerini alacaklar. Dillerinde sadece iki kelime olacak. ‘VATAN SAĞ OLSUN, VATAN SAĞ OLSUN! VE BU VATAN HER ZAMAN HER KOŞULDA DAİMA DAİMA SAĞ OLACAK’
‘15’liler geliyorlar, kızların gözü yaşlı’ Biz bu şarkının melodisi ile, melodi böyle değil tabii ki oyun salonlarında düğün salonlarında çaldı uzun yıllar boyunca oyun oynadık, afedersiniz ama göbek attık, o sözlerin ne mana taşıdığını bilemeden, ne anlam taşıdığının şuuruna varamadan oyun oynadık. Oysa, yaş baş olan pek çok delikanlı ve genç kız görüyorum şuanda, o 15’liler, o 15 baharı yaşamış gençler, daha oyun yaşında ki çocuklar, bıyıkları henüz terlemiş ya da terlememiş, sırtlarında ki tüfek boylaırnı geçmiş yada daha geçememiş o masum o güzel delikanlılarvatanlarından yurtlarındna evlerinden ayrıldılar ve birdaha o eve hiç bir zaman dönmediler. Onları uğurlayan anne ve babalar, o küçücük yavrularının, o küçücük ellerini kınalayarak ve belkide zaten geriye dönemeyeceklerini bile bile çocuklarını savaş meydanlarına, er meydanlarına, sanki düğüne gönderiyormuş gibi davul zurna ile yolcu ettiler. Ve o çocuklarda gittikleri her yerde bugun kü onların torunları yarın ihtiyaç olursa aynen yapacakları gibi, düşmana ‘DUR YOLCU!’ Dediler ‘DUR YOLCU! BİLMEDEN GELİP BASTIĞIN BU TOPRAK BİR DEVRİN BATTIĞI YERDİR! EĞİL DE KULAK VER! BU SESSİZ YIĞIN BİR VATAN KALBİNİN ATTIĞI YERDİR! BU ISSIZ, GÖLGESİZ YOLUN SONUNDA, GÖRDÜĞÜN BU TÜMSEK ANADOLU’NDA, İSTİKLAL UĞRUNDA, NAMUS YOLUNDA, CAN VEREN MEHMED’İN YATTIĞI YERDİR!’ dediler. Canlarını verdiler ama düşmana geçit vermediler.
İstiklal Marşımız ‘KORKMA’ diye başlıyor. Korkma! Biz KORKMA diye başlayan bir Istiklal Marşını kanlarıyla yazan şanlı bir ecdadın şanlı torunlarıyız. Korkmayız! Burada ki delikanlılar, burada ki genç kızlar, eğer bu duyguları yüreklerine sindirebilirlerse bu toprakların ataları tarafından, dedeleri tarafından, nasıl alındığını ve nasıl muhafaza edildiğinin idrakına varırlarsa, bu topraklar üzerinde dolanırken, gezinirken, o toprağın üzerine bastığında titreyecekler. Eğer farkına varırlarsa böyle olacak! Eğer farkına varmazlarsa, laf olsun diye gelişigüzel alırlarsa bu mübarek havayı, ciğerlerine öylesine doldururlarsa, bu toprakların üzerinde yürürken sadece dans edecekler. Geçmişini bilmeyen, bi haber olan birisi ecdadını tanımaz! Ne yaptığını bilmez, bilemez. Öyle birisi bağrından yeni kahramanlar çıkaramaz. ‘Tut ki Ali’den miras kaldı sana Zülfikar, eğer dende Ali’de ki o yürek yoksa o Zülfikar neye yarar’ diyor Hz. Mevlana. Bu vatan bize, bu alnından ter akan delikanlı varya, bu boy boy dizilmiş küçücük bebeler varya işte onların dedelerinin emaneti, bu vatan bize atalarımızın emaneti, bu çocuklar atalarının emanetine sahip çıkacaklar. Çünkü onlarda o yürek var. Fıtrat değişir sanma, kan yine o kandır. Şehitlerimizde de o yürek vardı. Bakara suresinde bir ayet var: ‘Rabbim bizi düşmana karşı muzaffer kıl’ diyor. Şehitleirmiz işte bu duaları ederek şehadet şerbetini içtiler. Geride kalanların acılarını yüreğimizin en derininde en derin şekli ile paylaşıyoruz ve hissediyoruz. Ama ateş her zaman düştüğü yeri çok daha fazla yakıyor. Ola ki biz akşama ya da yarına ya da 3 gün sonrasına unutabiliyoruz. Ama ateş düştüğü yerde hiç bir zaman sönmüyor. Yüreği kavrulan analara, babalara, ablalara, abilere, bacılara, ellere, çocuklara sırt sıvazlamak yetmiyor. Çünkü giden evlat bir daha geri gelmiyor. Bitecek inşallah bu acılar. Az daha sabredeceğiz ve sonunda muhakkak bitireceğiz. İntikamları alınacak, kanları yerde asla kalmayacak.

ALBAY ERHAN ALTUNOK
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ
GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir