Türkiye Şehitlerini Anıyor

Onbaşı Hamza ve Er Kamil

Vatan bizim kalbimizdir, kalbimiz. Kalbi kaybedersek herşeyimizi kaybederiz. Bu millet evinde doğar, savaş alanında ölür. Dün böyleydi. Bugün ne değişti? Bugünde böyle!
TİM Komutanı Assubay Üstçavuş Erkan Keskin, şanlı TÜRK Silahlı Kuvvetlerinin nice adsız kahramanından birisidir. Hani’den Sur bölgesine intikal ettiler, tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi yer yer 8 metre hatta 5 metreye kadar düşmanla içiçeydiler. Hemen yanıbaşlarında bombalar patlıyor, hemen her köşede her delikte bir tehlike kol geziyordu. Toz duman arasında ilerliyorlardı. Bir hain el el yapımı patlayıcıyı fırlattı. Büyük bir gürültü ile patladı. Çok sayıda şarabnel Erkan Assubayın karnına ve bacaklarına denk geldi. Silah arkadaşlarının birkaç adım kadar önündeydi, onlar hemen bir hamle yaptılar Erkan’ı kurtarmak için, eliyle durun manasında bir işaretle cevap verdi onlara. ‘Durun, gelmeyin! Sizde kendinizi tehlikeye atmayın.’ Durdular. Birden parmağında nişan yüzüğünün olmadığını farketti. Daha 15 gün öncesinde İzmir’de unutmuştu da o nişan yüzüğünü, nişanlısı binbir sitem ederek, tatlı tatlı da kızarak ve birdaha da parmağından çıkartma o yüzüğü diyerek Erkan’a göndermişti kargoyla. Gözleri o hengamede yüzüğü aramaya başladı. Biraz ilerde o karmaşa arasında, o tozduman arasında gözgöze geldiler yüzükle. Çok mutlu oldu! Uzandı alamadı, birkez daha uzandı yine alamadı, son birkez uzandı bu sefer aldı yüzüğü ama cebine koymak öyle zor geldi ki çünkü eli kolu kan içerisindeydi. Yüzük ve kan sanki ay ve yıldız olmuşlardı, sanki bayrak olmuşlardı. O yüzüğe kavuşmak Erkan’a yere düşen bir bayrağı kaldırmak gibi, sevdiceğine tekrar kavuşmak gibi geldi. Tutmayan eli, sürüklenen bacağı, tükenen takati birden yenidne yerine geldi. O cehennemden belkide manevi değeri tarif edilemeyecek kadar büyük o küçücük yüzük sayesinde çıkabildi. Vatan aşkı, o sevdiceğine olan aşkı kendisini ayakta tuttu.
Şehit Onbaşı Mehmet oğlu Hamza, Antalya’da dünyaya geldi. Çetin bir çocukluk ve sonrasında da yaşanmamış bir gençlik… Gülsüm hanımla evlendiğinde kendiside Gülsüm hanımefendi de zaten birer çocuktular. İki evlatları geldi dünyaya, birisinin adı Ali, diğeri de Süleyman. Savaş var dediler, koştu. Nerden bilsin ki bir daha dönemeyecek! Çanakkaledeydi artık. Bir gurur savaşıdır Çanakkale, olmaz denileni olduran, düşmanın o çirkin kibrini kıran bir efsane savaştır Çanakkale! Zığındere mevkiinde idiler. Tam 7 gün karşılıklı taaruza da geçen bir cehennemdi Zığındere. Saatlerce dövdüler sırtlarımızı, o kadar top mermisiyle dağ taş bile dayanamadı, eridi ama TÜRK askerine birşey olmadı. Bir gece ne kadar sürebilir? Onu saatlerle ölçemezsiniz. Onu iki kişiye sorun. Bir hastaya; sabah olsun diye dua eder. İki savaşana. İşte o yiğitlerdne biriside Mehmet oğlu Hamza’ydı. Aynı köyden de bir silah arkadaşı vardı. Topçu Mustafa derlerdi ona. ‘Mustafa’ dedi birgün ‘Zorlu bir göreve çıkacağız, hissediyorum, kalbime doğdu, ben galiba birdaha geriye dönemeyeceğim, memlekettekilere selam söyle emi?’ Selamı Mustafa götürdü memlekete. Ona sordular, kendi yokmu dediler, yok dedi, peki gelmeyecek mi dediler, gelmeyecek dedi, VATAN SAĞOLSUN! VE ALEYKÜMSELAM dediler aldılar yiğidimizin selamını.
Osman oğlu Kamil, Lapseki Yalı mahallesinde dünyaya geldi, tez zamanda ele avuca sığmayan bir delikanlı oldu. Güçlü, kuvvetli ve efendi. Necmiye hanımefendiye vurgundu, daha ilk gördüğü anda aşık olmuştu, ondan da zaten bir karşılık almıştı, bu karşılıkta bir mendildi. Sadece bir mendil. Kokladığı bir mendil ve son nefesini verene kadar da o mendil onun yanında oldu. Arzusu rüyası gerçek oldu. Dünyaevine girdiler hanımefendiyle ve onların da iki evladı dünyaya geldi, onların da bir tanesinin adı Ali diğeri de Kemalettin. Arıburnunda’ymış en son. Anzak kuvvetleri sadece ilk çıkarmada 3500 kayıp verdiler. Düşmanını bile incitmeyen bir asker varsa işte o askerin adı TÜRK ASKERİDİR. Bir yaralı askere avucuyla su içirirken gördüler onu en son. Napıyorsun dediler bırak ölsün. YOK dedi, o da bir ana kuzusu.
Çiçeklerle hoş geçinin, balı incitme gönül, bir küçük meyve için dalı incitme gönül, dokunur hayretine, karışma hikmetine, sahibi hürmetine kulu incitme gönül.

ALBAY ERHAN ALTUNOK
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ
GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir