Türkiye Şehitlerini Anıyor

Er Mehmet ve Er Esat

Şehit Komiser Yardımcısı Taner Aktaş’ın adı çın çın çınlıyordu koca meydanda. Meydanın adı Zafer meydanı, yer Gümüşhane! Kalabalıktan iğne atsanız yere düşmeyecek. 1071’de Alparslan Anadolu kapılarını nasıl açtı bize? O kutlu zaferi nasıl kazandı? O muhteşem Ordu nasıl savaştı o zafer meydanında? İşte o zafer meydanıyla aynı. O günde o zafer meydanında, Gümüşhane’de şehidimize cennetin mübarek kapıları ardına kadar açıldı.
Vatan korkakların değildir. Kıyıda köşede saklananların, gizlenenlerin değildir. Yar koynuna baş koymadan şehit olanlarındır vatan. Boş yere mi diyoruz? ‘Sızlasa da gönüller, düşenlerin yasından, koşar adım gitmeli, onların arkasından.’ Minik kızı Betül, minik elleriyle babasının tabutu üzerinde ki ay-yıldızlı bayrağa dokunuyordu. Olan bitenden habersizdi. Gümüşhane, Bayburt, Erzurum ve tüm Türkiye o gün, her acı karşısında, her meşakat karşısında olduğu gibi, tek yürekti, elelleydi, gönül gönüleydi, diz dizeydi. ‘Vatan benden hizmet bekliyor, ben elimden geleni yapayımda, şehadet gelecekse benim için düğün dernektir.’ demişti. İçine doğmuş meğer. Aradan çok geçmedi ve şehadet kucakladı yiğidimizi. ‘Kızın okula başladı babası’ diye yazdı şehadetinden sonra eşi, kzın fotoğrafının altına bu notu düştü. Okula şehidimizin silah arkadaşları götürdüler o küçük kızı. Herkes ‘Benim kızım, benim kızım’ diyordu. ‘benim babam bir kahraman! Onunla gurur duyuyorum! Onu çok seviyorum’
Renginde şehitlik var hilalinde Atzıs yiğitler. Gölgen bile incinse, yüreğimden dem gider. Destan yazna can bizim, kurban olsun bayrağım. Üstündeki kan bizim, helal olsun bayrağım!’ diye diye bir bir vaktinden çok önce çekti gitti yiğitler, bize bu vatanı emanet ederek.

Şehit Er Bekir Oğlu MEHMET
Karabük’te Bekir bey ve Hatice hanımın evladı olarak dünyaya geldi. Büyüdü, delikanlı olur olmaz everdiler onu, ikide çocuğu oldu. Nuri ve Zehşan. Kardeşi Muharrem ile birlikte gittiler askere. Mehmet bir daha hiç dönemedi geriye. Önce Balkan harbi, avucumuzdan bir çırpıda çıkan giden bir onca toprak. Ardından Çanakkale cephesi. 7 Düvele meydan okunan yiğit er meydanı. Türkiye’nin kuruluş imzası. Halis duygularla saldıran kibirli düşmanın şımarık gururun, parça parça parçalandığı yer ve en son 42. Alay ile birlikte Hicaz ve Yemen cephesi. Hani şu gidenin dönmediği, sevenlerin bir daha sevdiklerini göremediği cephe varya işte o cephe. Kutsal emanetlerin korunması için kendilerini siper eden peygamber ocağı yiğitleri. İşte yiğit Mehmet’te oradaydı. Medineyi kahramanca savunan Fahrettin Paşa’nın yiğitlerindne biriydi belki de. Yorgun, uykusuz ve aç kalmışlardı. Erzak iyice tükendiğinde şöyle demişti Mehmetçiklere çöl aslanı Fahrettin Paşa ‘Çekirge
yiğin evlatlarım. Aç kaldınız biliyorum. Doyurun karnınızı çekirge ile. Helaldir! Tuttuğunuz nöbet gibi, yaptığınız iş gibi, aldığınız nefes gibi Helaldir! Yeğin evlatlarım doyurun karnınızı.’ Bugün bir mezarı olsun ya da olmasın ne farkeder ki vatan için, bayrak için, bizim için kendisini feda etmedi mi?

Şehit Er Osman Oğlu ESAT
Çanakkale ili Ayvacık ilçesinde Osman bey ve Emine hanımın evladı olarak dünyaya geldi. Çocukluk ve gençliğini yaşayamadı. O devirde o dönemde kim yaşayabildi ki? Annesi ile adaş eşi Emine hanım 4 evlat verdi ona; Ali İsmail, Hatice ve Feride. Şehit Esat’ın emekli astsubay torunu: ‘dedem’ diyor ‘gitmişte gelmemiş değil. Gitmişte gelememiş komutanım, dönememiş bir daha geriye, gurur duyuyorum dedemle! 64. Alay, 1. Tabur, 3. Bölük erleri dedeme yarenlik etmişler, silah arkadaşılığı etmişler. Bunu öğrenmek bile benim için iftihardır komutanım’ Aç kalmışlar, susuz kalmışlar ama vatanı düşmana vermemişler. Askerlik görevini hakkıyla tamamladıktan sonra dönmüş köyüne dedem. Bir aile kurmuş, evlatları olmuş. 35 yaşına geldiğinde seferberlik var demişler, yeniden cepheye koşmuş dedem ve bu defa hiç dönmemiş, dönememiş.
Çanakkale, Kumkale, Seddülbahir, Arıburnu ve en son Conk tepesinde asılı duran Top mermileri ile kolu kopmuş dedemin kolu. Kimbilir nasıl acımıştır canı. Kayınbiraderi Halil İbrahim’de şahit olmuş dedemin şehadetine! O kadar yangını var eyy çocuk, ecelin sunduğu şarabı içtin, sırayı saygıyı unuttun çabuk, sebeple ağdan ileri geçtin. O mevzi senin, bu siper benim diye diye hayatını yaşayamayan kahramanlar! Adınız, memleketiniz, yaşınız her ne olursa olsun vatan sizlere minnettardır.

ALBAY ERHAN ALTUNOK
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ
GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir