Türkiye Şehitlerini Anıyor – ER İSMAİL / KASTAMONU – BALKAN HARBİ

57 tümen komutanı Miralay Reşat bey, yorgun ve uykusuzluk günlerdir hiç aralıksız ayaktaydı, sabah saat on buçukta ‘Başkomutan Gazi Mustafa Kemal’den telefon var’ dediler Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa ilçesi güneydoğusunda 1591 rakımlı Çiğiltepe’nin ele geçirilmesi emrini veriyordu. ‘Yarım saat içerisinde emriniz yerine getirilecektir paşam’ diye yanıtladı telefonda kendisini. Aradan 15 dakika geçti bir telefon daha geldi Paşa’dan ‘Reşat bey düşmanın direndiğini görüyorum. Gözümüz O tepede, ne zaman alacaksınız?’ ‘Komutanım düşman tepede bir tümen yokmuş, alacağız az kaldı!’ saat 11 oldu yani Reşat Bey’in Gazi Mustafa Kemal’e verdiği süre bitti, telefon yine çaldı, açtılar Mustafa Kemal sordu ‘Reşat bey orada mı kendisiyle görüşmek istiyorum’ ‘Komutanım Reşat bey size bir not bıraktı okuyorum: ‘Söz verdiğim süre içerisinde Tepe’yi alamadım. Ben bu utançla yaşayamam, affedin komutanım!’’ Evet ne yazık ki tüm çabasına rağmen o çar çabuk akıp geçen zaman içerisinde Tepe’yi ele geçirilmişti. Bir söz verdim ama başaramadım. Söz benim için namustur deyip tabancasını şakana dayamış ve tetiği çekmişti, çok kısa bir süre sonra Tepe ele geçti geçmesine ama Reşat bey artık hayatta değildi. Bir insanın kendi canına kıyması elbette ki kabul edilebilecek bir şey değildir ama o zorlu şartlar içerisinde cesaretin vazife şuurunun sessiz onur olduğu Reşat bey yüce milletimizin temsil ettiği tüm güzel değerlerin ortak ifadesi oldu. Reşat bey Trablusgarp Balkan Savaşları, 1. Dünya Savaşı, Çanakkale cephesi, Muş ve Bitlis’in düşman işgalinden kurtarılması, İnönü, Sakarya ve en son Şiir Tepe onun hayat hikayesi oldu. Marmaris, Bodrum, Kuşadası, Fethiye yönünde şimdi tatile gidenler Sandıklı-Afyon arasında küçük bir levha görürler, belli belirsiz okurlar o levhayı. Çünkü hızlı seyahat ediyorlardır. Albay Reşat bey Çiğiltepe Şehitliği, 10 kilometre yazmaktadır levhanın üzerinde ve onu okuyanlar ya da o suratten okuyamayanlar, oradan geçip giderler. Bu memleketin belki bir gün suyu azalır biter, bu memleketin belki bir gün ekmeği aşı azalır biter ama bu memleketin yiğidi, kahramanı hiçbir zaman bitmez ve bitmeyecektir. Gül gibi bir vatanımız var bizim, kıymetini bilelim, ne mutlu, ne mutlu bize sevdamız Gazi aşkımız Şehittir bizim, ne mutlu, ne mutlu bize…

Er İsmail
Kastamonu
Balkan Harbi
Kastamonu ili, Pınarbaşı ilçesinde, İbrahim Bey ve Hatice hanımın evladı olarak dünyaya geldi, çiftçilik ve ormancılık yapan ailesinin yanında tez zamanda delikanlı oldu, askerlik çağı gelince de yolculadılar onu askere. Zaman, 2. Balkan Savaşı zamanıydı. Elbasan muharebelerinde en son. Açlık vardı, bitkinlik vardı, yorgunluk vardı, kimi zaman at üstünde ama çoğu zaman yalınayak aç bitkindiler ama geriye dönmek yoktur, vazgeçmek yoktu, bıkmak yoktu. Ben mi yapacağım demek yoktu, bana mı kalmış demek yoktu, bize mi düşer demek yoktu! Herkes ucundan kıyısından ne yapabilirimin hesabını yapıyordu. Bir ara çatışmadan döndüler, göğsünden kan sızıyordu, ‘İsmail kan var göğsünde’, elini attı böğrüne soktu, o sıcaklığı hissetti. ‘Yok’ dedi ‘Benim bir şeyim yok, şu düşmana 2 mermi daha sıkayım hele’ sonra dizlerinin üzerine çöktü zar zor da olsa kalktı ‘Düşmanı sevindirmeyeceğim’ dedi ‘Beni vurduklarını bilmesinler, mutlu olmasınlar’ gözleri son kez kapandı.
Vatan, uğrunda ölen varsa vatandır!

ALBAY ERHAN ALTUNOK
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ
GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir