TÜRKİYE’NİN ENDEMİK HAVYAN TÜRLERİ- UZUN YAYLA ATLARI

Uzunyayla atları 1864 yılındaki Büyük Sürgün’den sonra Kafkasya’dan Anadolu’ya gelen Çerkeslerin beraberinde getirdikleri atların yetiştirilmesi ile ortaya çıkmış bir at ırkıdır. Anadolu at ırkları arasında önemli bir yer tutan bu atlar ismini yetiştirildikleri Kayseri – Sivas uzantısındaki Uzunyayla bölgesinden almışlardır. Özellikle bu atların yetiştirilmesi için gerekli arazi ve iklim yapısına sahip olan bölge, bu ırkın oluşumunda önemli paya sahiptir. Bu atlar dağlık coğrafyaya ve soğuk iklime uyan, dayanıklı ve bakımı kolay hayvanlardır. Tırnak yapısının sağlam olması, çeki kabiliyetindeki üstün performansı ve uzun mesafe ulaşımında rakipsiz olması nedeniyle uzun yıllar hem ordu ihtiyaçlarında hem de halk elinde kullanılmışlardır. Ancak daha sonra mekanizasyonun artmasıyla önemi azalsa da Uzunyayla atı sürati, çevikliği, gücü, iyi huylu oluşu, dayanıklılığı ve diğer özellikleri yönünden çok değerli bir at ırkımız olma özelliğini günümüze kadar korumuştur.
Kuzey Kafkas-Rus savaşları 1864’te Rusya’nın galibiyeti ile sonuçlanmış ve bunun üzerine Kuzey Kafkasya Halklarından Adıge, Kabardey ve Abhaz’ların büyük bir kısmı Osmanlı İmparatorluğu topraklarına göç etmişlerdir. Bunlardan 1873 – 1874 yıllarında karayolu ile gelen bazı Kabardey kabileleri Uzunyayla bölgesine yerleştirilmiştir (Tugan, 1995).
Uzunyayla, Kabardeyler’in yerleşmesinden önce bazı Afşar kabilelerinin otlağı olup yerleşik bir halkı bulunmamaktaydı. Bu bakımdan Uzunyayla atlarının meydana gelmesinde Anadolu atının herhangi bir tesiri olduğunu söylemek pek olası görülmemektedir. Nitekim Çerkes ve Uzunyayla atlarının morfolojik ve fizyolojik özellikleri karşılaştırıldığında arada büyük bir farkın bulunmadığı görülmektedir. Yani Uzunyayla atları için doğrudan Çerkes atlarıdır denebilir. Buna karşın bazı kaynaklar, Uzunyayla atlarının, Çerkes atları ile yerli atların birleştirilmesi sonucu oluştuğunu belirtmektedirler (Güleç, 1995; Tugan, 1995).
Cumhuriyet döneminden önce bir ara yetiştiriciler at sürülerine Arap aygırları katmışlardır. Ancak, bu aygırlar yılkı (yarı vahşi) hayatına dayanamayıp öldüklerinden bu çaba Uzunyayla atları üzerinde bir etkisi olmamıştır. Çifteler harasında, 1899 yılında devlet tarafından bazı Uzunyayla + Arap atı melezi aygırlar, Uzunyayla atı yetiştiricilerine verilmiş, ancak bu teşvik devam ettirilemediğinden etkili olamamıştır.
Cumhuriyetin ilanından sonra Uzunyayla atlarında gözlenen kusurlar, 1930’ların sonlarında bölgeye getirilen Macar Nonius aygırları ile melezlemeler yapılarak giderilmeye çalışılmıştır. Bu aygırlarla Uzunyayla aygır depoları kurulmuş, çok iyi Nonius + Uzunyayla melez atları elde edilmiş, ancak bu proje de devam ettirilememiş ve Uzunyayla atı üzerinde fazla bir etki bırakamamıştır (Güleç, 1995).
Uzunyayla atlarında baş uzunluğu Avrupa yarım kanlarından fazla, soğukkanlılarından ise çok kısadır. Baş genel olarak hacim itibariyle büyük, kuruca, profil koç baş veya yarım koç baştır. (Arpacık, 1996; Batu, 1962; Güleç, 1995; Mesai Raporu, 1938). Ganaş derinliği, Malakanlar hariç Anadolu atlarından fazladır. (24.439 + 0.211). Kulaklar küçüktür. Kulak uzunluğunun baş uzunluğuna oranı %29.9’dur. Bu oran Türkiye atları içinde en küçük orandır. Göz bölgesi az belirgindir. Gözleri küçük ve parlaktır (Tugan, 1995).
Doğu sınırı Gürün, batı sınırı Hınzır, Kepekli ve Şirvan, güney sınırı tahtalı ve kuzeyinde Şarkışla dağlarıyla çevrelenen, yer yer birer alçak geçit teşkil eden nispeten dar yerlerde etrafındaki başka düzlüklerle birleşen 50 km en ve boyunda deniz seviyesinden ortalama 1550 – 1630 metre yüksekte bir düzlükler alanı olan bölge Uzunyayla olarak isimlendirilir. Sivas ilinden Kayseri’ye kadar uzanan ve “Uzunyayla” ismiyle anılan bu yörenin civarında diğer yerli atlardan belirli farklılıklar gösteren, Türk at ırkları içinde önemli bir yer tutan ve uzun zamandan beri “Uzunyayla atı” adı altında tanınmış bir at tipi yetiştirilmiştir.
Uzunyayla atları 1.5 yaşında kabile isimlerine göre damgalanır. Bir zamanlar damgalı atla-rın sayısının 14000 adede çıktığı söylenir. Fakat 1928 yılında bu sayı 25000 başa düşmüştür. Ülkemizde 1960’lı yıllara kadar yetiştiriciliği yaygın olarak yapılan Uzunyayla atları, günümüzde giderek önemini yitirmiş ve sayılarında azalma olmuştur. KAYNAK: www.atveinsan.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir