TÜRKLÜK ŞUURU

Öncelikle gönlümün bitmez sevdası Beşiktaş’ımın şampiyonluğunu kutluyor, bize bu sevinci yaşattıklarından dolayı tüm ekibe tebriklerimi iletiyorum. Güzel Ramazanımıza, bereketli Ramazanımıza, 11 ayın sultanı mübarek Ramazanımıza hoş geldin derken Tanrı’ya, verdiği nimetlerden, sağlık sıhhatimizden, güzel günlerimizden dolayı şükürlerimi sunuyorum. Ne demişler; ‘İnsan hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmalı, yarın ölecekmiş gibi ibadet etmelidir!’ İnancıma göre; Tanrı nasıl isterse onu yaşarız. O, ol deyince her şey olur, hayırda şerde Tanrı’dandır. Şükretmeyi, hamd etmeyi bilmek önemlidir. O’na Araplar Allah der, Almanlar Gott der, İngilizler God der, biz Türklerde Tanrı deriz… Fikrime göre hangi dilde nasıl hitap edilirse edilsin Tanrı tektir ve ondan başka ilah yoktur…Tanrıya hangi dilde iman ederseniz edin, o sizi anlar ve affeder, çünkü o bağışlayanların en hayırlısıdır. Arapların Tanrı’nın yarattığı başka ırklardan hiçbir farkı yoktur, üstelik bana göre Osmanlıyı İngilizlerle birlik olup sırtından vurmalarından dolayı aşağılık bir millettirler. Tanrımıza inanan her dine saygım vardır, nihayetinde onun gönderdiği 4 kitaptan biri ve sonuncusu olan inandığımız ve uymaya çaba gösterdiğimiz Kuran-ı Kerim’dir. İnsan çoğu şeyi hayatında Tanrı’nın ona verdiği akılla seçebilir, lakin bir ırkını seçemez! Irk, Tanrı tarafından lütuf edilmiş bir özelliktir insanda. Ben Tanrı’ma verdiği nimetlerin yanında ayrıca beni, şanlı şerefli 5 bin yıllık tarihi olan Türk Milletinin bir ferdi olarak yarattığı için binlerce kez şükürler ediyorum. Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi; “Yaratılışımdaki tek fevkalâdelik Türk olarak dünyaya gelmemdir… Benim hayatta yegâne fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.” Üniversite öğrenimimi yurtdışında tamamladığımı beni tanıyanlar bilirler. Öğrenim için Almanya’ya gittiğimde henüz çiçek çocuğu gibi her şeye herkese eşit ve normal gözle bakarken ben, orada ki öğrenimim esnasında Türklüğe karşı birçok önyargılı ve olumsuz davranış, bilgi ve hareketlerle karşılaşmamdan sonra çiçek böcek değil Türklüğün, Türklüğümün ne denli haksız yere saldırıya uğradığını ve Atamın dediği gibi benim de sahip çıkmam gereken en önemli servetimin Türklüğüm olduğunu anladım. Şimdi benim çok tepkili olduğum kanaati birilerinde oluşmuş olabilir. Eminim ki vereceğim örneklerden ne demek istediğimi anlayıp, bana hak vereceksinizdir. Almanların ‘Yurte’ dedikleri bizim aslında Otağı olarak bildiğimiz Yurt olarak adlandırdığımız orta Asya da halen kullanılmakta olan öz Türk evleridir. Statik dersinde taşıyıcı sistemlere geçmeden önce tarihe değinildiğinde mısırlıların piramitleri, Yunanlıların tapınakları özenle ve titizlikle milletlerinden de bahsederek anlatılırken, konut olarak ilk geleneksel konut yapısının Orta Asya da olduğu söylenir ve ‘Yurte’ dedikleri Türk evleri ve taşıyıcı modellemesi örnek verilir, lakin bu kültürü oluşturan ve kullananlara asla Türk denmez ‘Orta Asya yerlisi’ olarak tabir edilirler. Konuya hemen itiraz edip, Türklüğü hiç bilmeyen 20-25 yaşlarındaki dönem arkadaşlarıma doğru açıklamasını ben yapmışımdır. Kendisi de Kazakistan da yükseğini yapmış mimarlık tarihi profesörü çok sevdiğim bayan öğretmenimiz bir gün gelir ve 1453 yılında Konstantinapol’ün fethinle şehrin arapların yönetimine geçtiği, arap kültürünü ‘Ottoman’ dedikleri Osmanlının bu tarihten sonra yaygınlaştırdığı gibi şuursuz bir şeyler anlatmaya çalışırken İstanbul’dan gitmiş bir Türk öğrenci olan ben, kulaklarıma duyduklarıma inanamayarak hemen söz alıp öğretmene, Osmanlı İmparatorluğunun arap değil bir Türk İmparatorluğu olduğunu, bunun yanında tüm sultanların Türk soyundan geldiğini, her ne kadar resmiyette Osmanlıca diye 3 dilin oluşturduğu karma bir dil kullanılsa da, halkın Türkçe konuşup Türk olduğunu söylemişimdir ve bilmiyorsa bilgi vermeden önce öğrenmesi gerektiğini, yanlış kitaplardan öğrendiyse de doğru kitapları okuması gerektiğini kendisine bildirmişimdir. Başka bir mimarlık tarihi dersinde ise; Türklerin sadece Anadolu’da yaşayan bir halk sanan karşımdaki Kazakistan da eğitimini gördüğü halde bunu netlikle bilmeyen profesör dahil herkese, Orta Asya’da bulunan Türki Cumhuriyetleri teker teker saymışım, dönem arkadaşımın alaylı bir tavırla ‘ne yani şimdi sen gözleri çekik Kazakistanlıların Türk olduğunu mu iddia ediyorsun’ sözleri üzerine takip eden haftada önlerine Türk tarihi ve Orta Asya da ki Türk asıllı devlet haritalarını koyup, Türklük denince herkesin bir önünü iliklemesi gerektiği mesajını vermişimdir. Demem o ki; biz kendimizi, ne kendi içimizde tanıyabilmişiz, nede dünyaya ırkımızı ve çeşitli renkli kültürümüzü öğretip saydırabilmişiz. Tüm bunlar tek başına savaşan isimsiz kahramanlar gibi psikolojik savaş veren insanlarla sağlanmaz. Bu bir devlet politikası olmalı ve biz Türkiye ve tüm Türk devletlerinin abisi olarak onları toplayıp kendi birliğimizi kurmalıyız, Türklük bilincini her bir ferde aşılamalıyız ve Türklük şuurunu, gerçek Türk kültürü ve tarihini, yaptığımız yaygın uluslararası kültürel aktivitelerle tanıtmalıyız. Dinimiz arap dilinde indirildi diye arap aşıklığını bırakmalıyız. Sonuçta güzel dinimiz sadece araplara değil, tüm insanlığa inmiştir. Kutsal kitabımızda yazan o mübarek sözleri, yavaş yavaş, anladığımız dilde okumalıyız. Bize verdiği ibretlik örneklerden ders çıkarmalı, hayatımıza o yönde şekil vermeliyiz. Ayrıca kutsal kitabımızda Tanrı, sapmış toplumlara doğru yolu bulmaları için peygamber gönderdiğini belirtiyor. Ben bu durumdan; arapların sapmış ve sapıtmış olduğunu anlıyorum. Hal böyle iken; araplara özenmem veya onlara değer verip Orta Asya’da kendi Türk kardeşlerim kandaşlarım dururken ille de araplara sahip çıkmam gerektiği hususunda bana elle tutulur bir örnek kimsenin veremeyeceği kanaatindeyim. Birlik Turandadır! Türkleri birleştirecek ve Türk birliğine öncülük edecek tek vatan, tek ülke Türkiye’dir! Ümmetçiliği devlet politikası haline getirmeye çalıştığımız sürece ‘Turan Birliği Öncülüğü’ yapma fikrimiz imkânsız olarak gözükmektedir. Ben bugün yapılmaya çalışılan ümmetçiliği, arap özentiliği olarak değerlendiriyorum. Ülkemde çok fazla Suriyeli arap olduğunu düşünüyorum, benim şanlı tarihimi yazmış ecdadım Osmanlı’yı sırtından vurarak ‘hasta adam’ denmesine sebep olan araplara vatandaşlık verilmesini ve Türk atalarımın yüzyıllardır kanlarıyla sulanmış bu güzel topraklarda onlarla birlikte yaşamak istemiyorum. Türklük şuuru, nesilden nesile aktarmamız gereken, minnetle andığımız atalarımıza olan, en önemli görevimizdir. ‘Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk’ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.’ diyen Atamız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e selam olsun, ruhu şad olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir