TÜRKLÜK KAZANACAK

Her bir taşına, her bir karışına kurban olduğum cennet vatanım, kadim TÜRK topraklarım, hiç seni düşman ayağı kirletsin ister miyiz? Hiç seni TÜRK ten başkasına yar eder miyiz? Benim öyle kafam arap kültürüne veya batı etkisine çalışmaz. Bu toprakların kaderi TÜRKLÜKTÜR. Vatan TÜRKTÜR! Bayrak TÜRKTÜR! Millet TÜRKTÜR! Yaşam ve ölüm TÜRKTÜR. Kimlik TÜRKTÜR. Her ne olursa olsun en sonunda bu topraklarda kazanan yine TÜRKLÜK olacaktır.
Özgürlük, TÜRK kültür ve ahlakına ters düşene kadardır. TÜRK kültür ve geleneklerine aykırı durumlara karşı çıktığımızda ‘Eski Türkiye’ diye isim çıkaranlar eğer gerçekten TÜRK iseler ya kendi tarihlerini doğru bilmiyorlar ya da tarihi doğruyu yazan gerçek tarih kitaplarından okumamışlardır. Tarih yazıyor ki; Abdülhamit Han bile türbanı hristiyan geleneği diye kadınların giymesini bir ferman ile yasaklatmış, siz daha hala neyin özgürlüğünden bahsediyorsunuz sorabilir miyim? Eski veya Yeni Türkiye diye birşey kabul etmiyorum. Tek Türkiye vardır oda Uluğ Başbuğ Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kurup 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyeti ilan etmesiyle oluşan TÜRKİYE CUMHURİYETİ devletidir. Yönetim şekli olarak laikliği benimsemiştir. Şimdi burada birileri laiklik ‘eski Türkiye’ de kaldı derse bu ‘ATATÜRK’ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyetini yıktık, yerine yeni birşey inşaa ediyoruzdan’ dan başkaca bir anlam ve ifade taşımamaktadır. Size birşey itiraf edeyim mi? 2002 yılında iktidara geldiğinizde ben İstanbul’da üniversite öğrencisiydim ve bu durumu o günlerde, sizin de dediğiniz gibi ‘başarısız koalisyon hükümetlerinden bıkmış’ biri olarak ‘Güçlü Türkiye’ için muhafazakar olmanızdan dolayı şüpheli bir yaklaşımla fakat yine de içten içe bir umutla karşılamıştım. O günlerden bugünlere Türkiye’min yaşadıklarını veya daha doğrusu Türkiye’me yaşattıklarınızı değerlendirdiğim de şüphelerimde pekte haksız sayılmadığım sonucuna rahatlıkla varabiliyorum. İyi şeyler hiç olmadı mı? Yoo aksine Savunma Sanayii alanında iyi şeyler yapıldığı veya yapılmak istendiği kanaatindeyim. Devletimizi seviyoruz, bu konuyla alakalı bir sorunumuz yok. Devletimize, iyi şeyler yaptığı zaman her zaman tam destek sahip çıkarız. Devletsiz millet olmaz. Ama devletimizi sevmemiz, devlet yöneticilerinin LAİK CUMHURİYET ve TÜRKÇÜ yönetim anlayışı üzerine inşa edilmiş bu güzel ülkemiz de tutup yok ‘laiklik eski Türkiye’dir’ yok TÜRKÇÜLÜK bölücülüktür gibi yakıştırmalarla bir TÜRK yurdu olan Türkiye Cumhuriyetinde esası örtülü arap milliyetçiliğine dayanan ümmetçiliği ön plana getirip bu anlayışla devletin yönetilmesi gerektiğini savunur birde bunu kanunlarla yasalaştırmaya çalışırlarsa işte o zaman, ‘he devam’ değil ‘dur bakalım’ deriz. Devletimizi severiz ama gözü kapalı değil. Her ne kadar kendisinin ümmetçiliğe bakış açısını pek bilmesem de, benim şuan ki durumda katıldığı her platformda dimdik TÜRK duruşuyla tek takdirimi alan Mevlüt Çavuşoğlu’dur. Kendisine burdan saygılarımı sunuyorum.
Size kimse söylemez ama ben bazı şeyleri söyleyim. Sizden bir çıkarı olan insanlarla değil normal vatandaşla, örneğin çiftçilerle köylülerle hiç konuşuyor musunuz? Kahvelere çıkın biraz derim, özellikle köy kahvelerine. Dinleyin insanları bakalım sizin bu eskimiş ümmetçi anlayışınıza ne şekil yaklaşacaklar. Bence makam mevkii bunlar geçici, önemli olan arkada bıraktığınız haysiyet ve şereftir.
Örneğin şöyle bir hayal edin; bir halk yönetiyorsunuz ve en güçlü sizsiniz. Kimseyi takmıyorsunuz, o kadar o milletin sizi desteklediğinden eminsiniz ki kendi bildiğinizi okuyor, kendi düdüğünüzü çalmaya çalışıyorsunuz. Ama aslında işin aslı hiçte öyle değil. Size bu yüksek güveni veren çevrenizde ki çıkar ve menfaatlari doğrultusunda işlerini halletmeye çalışan kişiler. Gerçek vatan evlatları ise hakkınızda ‘Ya bırak şunu – zaten TÜRK’te değilmiş ne olduğu belli değil – bir insan göz göre göre bu kadar mı yalan konuşur? – doldurdu keseyi yurtdışında ki bankalar da bilmem ne kadar milyar doları varmış bilmem ne dış devlet istihbaratı açıklamış biliyor musun? – Geldiğinde neyi vardı şimdi ülkenin en zengini’ diye yorumlar yapıyorsa, ne kadar böbürlenseniz de ne kadar balon gibi özgüvenden şişseniz de arkanızda iyi bir itibar bırakmadıktan sonra o makam sizin olsa ne olur olmasa ne olur.
Düşünüyorumda o beğenmediğimiz Ecevit’i, Tanrı rahmet eylesin, zamanında kasa bile attılar önüne ama kimse arkasından kötü konuşmadı. Önemli olan gerçekten dürüst olmak ve doğru iş yapmak. Ortada bir alangir/dalangir durum oldumu herkesin yaklaşımı ‘Siyaset işte böyle birşey’ diye oluyor. Kimse kusura bakmasın ama ben bu topraklarda doğruluktan, dürüstlükten ve en önemlisi de TÜRKLÜK’ten yana olmayan bir siyasetin başarı ve istikrarla yoluna devam edemiyeceğini düşünenlerdenim. Benim, sağı olsun solu olsun, her kesimden siyasetçilere önerim; bir çıkıp köy kahvelerini gezin ve insanların düşündüklerine kulak asın derim. ‘Siz kendinizi görmezsiniz ama herkes sizin ne yaptığınızı görür ve bilir.’ Bir TÜRK Atasözü, bunu da unutmayın.
Yılmaz Özdil’in ‘Defolup Gideceksiniz’ yazısında ki Atatürk’ün kurmuş olduğu Cumhuriyet Halk Partisi içinde yer edenlerle ilgili ‘gugukkuşu’ benzetmesini de bu vatanda yaşayan gerçek Ata-Türkçülerin ayrı bir haykırışı olarak değerlendiriyorum. Bu yazıyı okumadıysanız şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum.
***
O kadar çeşit insanla karşılaştım ki hayatta, belki ilk bakışta değil ama biraz zaman sonra, artık insanların ne yapmak istediklerini, nereye varmaya çalıştıklarını yüz ifadelerinden ve bakışlarından kestirebiliyorum. Vardığım sonuç; ne kadar gizlenirse gizlensin gözler kalbin ve vicdanın aynasıdır ve kesinlikle keskin bakışlı insanlardan uzak durun derim. Aynı şey siyasetçiler için de geçerli bence. Onlar meydanlarda büyük kitlelere hitap ederken hoşlanmadığınız bir siyasetçi olsa bile televizyonu kapatmayın, kanalı değiştirmeyin. Onları dinleyin, ne dediklerine ve anlatırken kullandıkları vücut diline dikkat edin. Hepimiz insanız, kimsenin kimseden bir üstünlüğü yoktur. Muhalefet olsun iktidar olsun bunların başındakilerde Tanrının yaratmış olduğu normal insanlar. İnanın bana onları dikkatlice dinleyince kimin ne kadar dürüst olduğunu, kimin ne kadar doğru konuştuğunu, kimin Tanrı’nın doğru yolundan ayrılmadığını, kimin sizi kandırmadığını, kimin beklentisiz TÜRKLÜK için çalıştığını bulacaksınız.
TENGRİ BİZ MENEN!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir