TÜRK’Ü TÜRK YÖNETMELİ

Hani şu Tekirdağ meydanda ki dijital pano varya, kaç günden beri dikkatimi çekiyor, özellikle yerel seçimlerden sonra. Ne zaman rast gelsem Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün askeri üniforması ile katılıp kazandığı savaşlardan resimler sergileniyor. Atatürk’ün bana göre en önemli özelliklerinden birisi askeri dehası, stratejik bakışı ve bu alanda ki başarılarıdır. Çünkü herşeyden önce o bizi bir asker olarak ölümden kurtardı, sonrasında da yüksek medeniyete ulaşmamız için o çok sevdiği üniformasını çıkarıp TÜRK ULUSUNUN lideri oldu. Bu önemi birilerinin fark etmesi beni çok mutlu etti ve araştırdığıma göre bu pano CHP yönetiminde olan TEKİRDAĞ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA ait. Bunu öğrendikten sonra durdum ve kendi kendime dedim ki;
‘İyi ki Tekirdağ için bir Kadir Albayrak var! Her daim var olsun!’
***
Hep kötü değil, aslında TÜRK Dünyası için güzel gelişmelerde oluyor. Her ne kadar bu gelişmeler birden hızlı bir şekilde gerçekleşmese bile yavaş yavaş işlenen TÜRKLÜK bilincinin dünyanın çeşitli bölgelerine dağınık vaziyette yayılmış TÜRK HALKLARI üzerinde etkili olduğunu görebiliyorum ve bu durumdan çok hoşnut oluyorum.
Son günlerde vardığım bir kanı; dünya üzerinde bulunan ve toplamda 400 milyona yaklaşık tüm TÜRK halklarında oluşmaya çalışan TÜRKLÜK bilinci, birliğimizin temel taşlarının atıldığı manası taşımakta olup, bu temel taşları üzerine çimento atıp mukavemeti sağlayacak olan en güçlü ülke de TÜRKİYE CUMHURİYETİ ’dir. Fakat bu durum o kadar basit değildir. Çünkü TÜRKLER dışında hiç kimse TÜRK BİRLİĞİNİN ve bütünlüğünün sağlanmasından yana değildir. Bu durum, dünya üzerinde bulunan hiç bir yabancı devletin milli çıkar ve menfaatlerine hizmet etmez. Üstelik sadece yabancı devletlerle sınırlı kalmayıp, TÜRKLER içinde ki TÜRKLÜKLERİNİ yitirip islam dini adı altında din yaşayacaz diye daha çok arap kültürü içinde boğularak araplaşmış kimselerinde TÜRK birliğinden yana olmadıkları aşikardır. TÜRK BİRLİĞİ büyük bir güç ve TÜRK düşmanlarının varlığını endişe ettirecek bir hal ve vaziyette iken, bu durumu engelleyebilecek en önemli unsur TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ ‘ni kontrol altında tutmak olabilir. Evet, devletimizin TÜRK BİRLİĞİNE öncülük etmemesi konusunda birtakım güçler tarafından kontrol altında tutulduğu kanısındayım.
Hepimizin bildiği gibi; ezelden beri bir TÜRK yurdu olan bu topraklarda 2002 yılından bu yana TÜRKLÜK zaman zaman aşağılanmış ve sözleri ile nasıl bir vatandaş olmaları gerektiği anlatılarak okullarda küçük çoculara sabahları okutulan ‘ANDIMIZ’ yürürlükten kaldırılarak TÜRKLÜK bilincini zedeleyecek girişimlerde bulunulmuştur. Hadi onu koyalım bir kenara, Danıştay’dan bu konuyla ilgili tekrar okutulması yönünde alınan karara Milli Eğitim Bakanlığı itiraz etmiş olduğunu izleyince insanın şaşırmaması elde olmuyor. Bu durumlar da düşündüğüm tek şey;
‘TÜRK YURTLARI TÜRKLER TARAFINDAN YÖNETİLMELİ’
oluyor. Andımız da ne diyordu tekrar bir hatırlayalım;
Türküm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
Yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe
Durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!
Bir düşünün; her zaman sorguluyorum, sizde sorgulayın, sizce bu sözlerden kim rahatsız olabilir? Sizce bu sözlerin okutulmaması için kim teşebbüste bulunabilir? Bence TÜRK olmayanlar, kendini TÜRK hissetmeyenler. Peki, TÜRK olmayan veya kendini TÜRK hissetmeyenler bir kadim TÜRK yurdunu yönetebilirler mi? Ya da yönetmeliler mi?
Demokrasi işte böyle birşey. Bence, bin yıllardan beri nice devletler kurmuş, buna bağlı olarakta belli bir devlet yönetimi anlayışı geliştirerek bunları törelere oturtturmuş TÜRK toplumuna uygunluğu tartılışabilir! En aşağı yüzde 80’ini TÜRKLERİN oluşturduğu bu kadim ve kutsal kanımızla sulanmış TÜRK topraklarında demokrat olupta etnikler tarafından yönetilmek ne kadar TÜRK devlet yönetimi yapısına uygun, bilemiyorum. TÜRKLÜĞÜ ayaklar altına aldırıp aşağılatmaktansa demokrasinin olmamasını tercih ederim. BAŞBUĞ ATATÜRK’ün 1926 yılında söylemiş olduğu “Komünizm, Türk Dünyası’nın en büyük düşmanıdır. Her görüldüğü yerde ezilmelidir.” sözüne ek olarak bende;
‘Eğer ki demokrasi adı altında, TÜRK topraklarında TÜRKLÜK, 36 etnik gruptan biri olarak sayılmak suretiyle önemsizleştirilmeye çalışılıyorsa, demokrasi de TÜRK halkının en büyük düşmanıdır.’ diyorum.
***
Ben hiçbir zaman kişilerin yaptıklarını tüm bir kuruma mal etmem. Herkesin düşüncesi kendini bağlar.
Ramazan Bayramı akabinde düzenlenecek olan Tekirdağ Kiraz Festivali’ni merakla bekliyorum. Reklam afişlerinden gördüğüm ve Süleymanpaşa Belediyemiz tarafından bilgilendirildiğim kadarıyla çok güzel bir organizasyon olacağını düşünüyorum. Gerçekten sayın Cüneyt Yüksel seçildiğinden beri başta Başkan yardımcısı sayın Sabri Çınar olmak üzere çalışma ekibi ile birlikte gösterdikleri hizmet çabasını görmemek elde değil. Kolay değil, anlayabiliyorum, işleri zor tabii. Hem birtakım yanlış uygulamaları düzelterek düzeni oturtmaya çalışıyorlar, hem de kendilerini tüm şehre kabul ettirmeye çalışıyorlar. Ben başarılı olacaklarına inanıyorum, çünkü onların gerçekten vatandaşa hizmet için bu görevi üstlendiklerini görebiliyorum.
İnsan olarak istediğimiz veya beklentimiz daha iyi standartlarda yaşamımızı sürdürmek değil midir? Bırakalım kafamızda ki bazı partizan düşünceleri ve bakalım etrafımıza kim TÜRK toplumu yararına faydalı, kim değil veya olamadı? İş yapacam diyeni engellemek bence ahmaklıktır. Ben, bana kim hizmet getirirse, kim ayrımcılık yapmadan vatandaşı kucaklarsa, kim dürüst ve düzgün olarak çalışmak için duruş sergilerse ona bakarım. Devlet yönetimi ayrı, Belediyecilik ayrıdır.
Bizim de duruşumuz her zaman TÜRKÇÜLÜKTEN yana olacaktır.
TENGRİ BİZ MENEN!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir