13 Ağustos 2020

TÜTÜN RAPORU- 2018

4733 Sayılı yasanın çıktığı günden bu güne aradan geçen 15 yılda büyük kan kaybı yaşayan tütün üretimi rakamlarla ifade edilecek olunursa; 2002 ürün yılında 405 bin olan tütün üreticisi sayısı 2018 yılı itibarıyla %86 azalarak 56 bine, tütün üretimi ise 2002 ürün yılında 159.521 tondan %48 azalarak 2018 yılında 82.500 ton civarına gerilemiştir.

Türkiye’nin uluslararası piyasalarda marka değeri olan en önemli tarımsal ürünlerinden bir tanesi de tütündür. Türkiye’de yetiştirilen oryantal tütünler, dünya piyasalarında uzun yıllar boyunca gördüğü yüksek talep sayesinde “Türk Tütünü” ismi ile anılmaya başlamıştır.
Anadolu topraklarına ilk tütün fidesinin dikilmesinden bu yana tütün; üretimi, ticareti ve tüketimi ile adeta bu toprakların siyasal, ekonomik ve toplumsal tanıklığını yansıtan bir ürün haline gelmiştir. Tütün ve tütün mamullerinin, toplanan vergilerdeki payının yüksekliği, ihracatta diğer birçok tarım ürününe olan üstünlüğü ve ilgilendirdiği büyük sayıdaki üretici ve tüketici kitlesi nedeni ile geçmişten bu yana üretimi, alım ve satımı, özel kanunlarla düzenlenmiştir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında, Osmanlı İmparatorluğunun çöküş döneminde Düyunu Umumiye İdaresi ile kurulan Reji şirketine son verilmesiyle tütün üretiminin izlenmesi, gerekli izinlerin verilmesi gibi her türlü düzenleme kurulan İnhisarlar İdaresinin kontrol ve yetkisine bırakılmıştır. Bu amaca hizmet etmek üzere 1924, 1930 ve 1938 yıllarında yasal ve kurumsal düzenlemeler gerçekleştirilmiş, 1969 yılında yürürlüğe giren Tütün ve Tütün Tekeli Kanunu da 2002 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.
Ülkemiz tütüncülüğünde dikkat çeken en önemli düzenleme 09/01/2002 tarih ve 24635 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4733 Sayılı Tütün Yasasıdır. Söz konusu yasa, kamuoyunda 15 günde 15 yasa olarak adlandırılan yasalardan biri olarak 2002 yılında çıkarılmış ve “1177 sayılı Tütün ve Tütün Tekeli Kanunu” nun yerine tütün ve tütün mamulleri sektörünü düzenlemek ve denetlemek üzere yürürlüğe girmiştir.
4733 Sayılı Tütün Yasası ile, Destekleme alımlarına son verilmiş, Sözleşmeli üretim modeli ile tütün üretimi başlamış, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Üst Kurulu (TAPDK) kurulmuş, akabindeki yıllarda TEKEL Genel Müdürlüğü tasfiye edilmiştir. Bu değişikliklerle birlikte üretim miktarında ve üretici sayısında önemli düşüşler yaşanmıştır.
TAPDK, kuruluşundan 15 yıl sonra 24.12.2017 tarihinde 696 sayılı KHK ile kapatılarak görev ve yetkileri Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı kurularak, Tarım ve Orman Bakanlığına devredilmiştir.
2018 yılına ilişkin derneğimizce derlenen veriler ışığında Tütün ve Tütün Mamulleri Sektörü, Raporunu kamuoyunun bilgisine sunarız.
(Tablolarda kullanılan veriler alım satımın gerçekleştiği yıllar baz alınarak ifade edilmiştir. Örneğin 2017 yılı mahsulü tütünlerin alım satımının 2018 yılında yapıldığı dikkate alınmalıdır. Veriler Tarım ve Orman Bakanlığı sitesinden derlenen resmi rakamlardan oluşmaktadır.)

TÜTÜN ÜRETİMİ
Dünyada Oryantal tip tütün üretiminde uzun yıllardır söz sahibi olan Türkiye son yıllarda yaşanan kan kaybına rağmen dünya oryantal tütün pazarında hâlâ lider ülke olarak gözükmektedir. Oryantal tütün üretiminde ülkemizi, rakip ülkelerle mukayese ettiğimizde yıllar itibarı ile rekolte değişimleri olmakla beraber 185 bin tonluk Dünya Oryantal Tütün pazarının yaklaşık yüzde 32’si Türkiye’ye aittir.
Ülkemizde tütün üretimi sözleşmeli üretim modeli ile gerçekleştirilmektedir. 2018 yılında sözleşmeli üretim yapan 56 bin üretici 943.000 dekar alanda yurt genelinde 82,5 milyon kilogram tütün üretmiştir. Aynı zamanda sözleşmesiz olarak üretilen ve kayıtlara geçen 11 milyon kilogram tütün ile birlikte yurt genelinde toplam tütün rekoltesi 93,5 milyon kilogram olarak gerçekleşmiştir.
4733 Sayılı yasanın çıktığı günden bu güne aradan geçen 15 yılda büyük kan kaybı yaşayan tütün üretimi rakamlarla ifade edilecek olunursa; 2002 ürün yılında 405 bin olan tütün üreticisi sayısı 2018 yılı itibarıyla %86 azalarak 56 bine, tütün üretimi ise 2002 ürün yılında 159.521 tondan %48 azalarak 2018 yılında 82.500 ton civarına gerilemiştir.
Yaprak Tütün ihracatımızın ağırlıklı kısmını oluşturan Ege bölgesinde, 2017 ürün yılında mevsimsel yağışlardan kaynaklı verim artışının yaşanması ile üretim 62.000 tonu aşmıştır. 82.500 ton toplam Sözleşmeli üretimin, Ege Bölgesi yüzde 75’ ini Karadeniz bölgesi yüzde 11’ ini Güneydoğu Anadolu bölgemiz ise yüzde 10’ unu oluşturmaktadır.
Genç nesil tütün tarımının zorluğu ve gelirinin azlığı nedeniyle tütüncülükten uzaklaşmış, çoğunlukla büyükşehirlere göç etmiş, Ege ve Karadeniz Bölgesi’nde tütün üreticilerinin yaş ortalaması 48 yaş civarına yükselmiştir. 2018 yılında Ege Bölgesinde satılan tütünün kilogram maliyeti ortalama 15,16 TL olarak gerçekleşmiştir. Üretici bu tütünün kilogramını 16,70 TL fiyatla satmıştır. Bu rakamlar ışığında tütün üreticisinin eline kendi işçilik yevmiyesi dışında bir şey geçmediği hane başına yıllık üretimin ise 1500 kilogram olduğu göz önüne alındığında, gelirinin asgari geçim seviyesinin çok altında olduğu gözükmektedir. Alım fiyatındaki yıllık artış üretim girdilerindeki artışın gerisinde kalmıştır. Ürün kalitesinin de fiyatlandırmada belirleyici olması ile 2018 yılında üreticinin ortalama satış fiyatı bir önceki yılın altında kalmıştır.
Yaprak tütün firmaları ile üretici arasında düzenlenen “Tütün Alım-Satım Sözleşmesi”nin özel şartlar ve fiyatların hazırlanmasında firmalar söz sahibi olurken, örgütsüz tütün üreticileri bu sözleşmelerin önemli bir kısmına müdahil olamamakta, verilen fiyatı ve miktarı kabullenmek zorunda kalmaktadırlar.
Sözleşmeli Üretim açısından bakıldığında son yıllarda özellikle üretici avanslarında önemli bir artış yaşanması ve alım garantisi üretici açısından kısmen rahatlatıcı bir unsur olarak gözükmüştür. Yasada öngörülen Açık arttırma sistemi ile alım satım ise hayata geçirilememiştir.
Milli Tarım Projesi ile yeniden tanımlanan Tarımsal havzalar içerisinde tütün yer bulamamıştır. Sözleşmeli yaprak tütün üretim ve ihracatının %90’ından fazlasını karşılayan Ege bölgesi, Orta Karadeniz bölgesi ve Adıyaman-Hatay-Antakya havzalarında ki tütün üretiminin de desteklenecek ürünler içerisinde yer alması gereklidir. Bu destekleme ithal girdisi olmaksızın, yapılan tarımsal ihracata verilmiş bir destek olacaktır. Tütün üreticisi gelecek yıllarda da yalnız bırakılır ise dünya tütün ihracatında ki payımızı Makedonya, Bulgaristan ve Yunanistan’a kaptırma riskimiz bulunmaktadır.

SÖZLEŞMESİZ TÜTÜN ÜRETİMİ
TEKEL’in tütün piyasalarından çekilmesi ve sigara fabrikalarının satılması neticesinde piyasaya tümüyle hakim olan çokuluslu şirketlerin, tamamen yerli tütünden imal edilen sigaraları piyasaya yeterince sunmamaları sonucu yurt içinde satılan sigaralarda yerli tütün kullanımı en alt seviyeye inmiştir. Bunun sonucunda özellikle Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine olan talebin kısıtlanması ile tütün üreticileri sözleşme yapacak firma bulamamıştır. Ancak özellikle 2010 yılından sonra tütün mamulleri üzerinde artan vergi oranları, tüketicinin ucuz ürüne yönelmesi “Sarmalık Kıyılmış Tütün” olarak nitelenen piyasanın büyümesine neden olmuştur. Bu piyasa özellikle TEKEL in piyasadan çekilmesi ile boşlukta kalmış bulunan tütün üreticilerine yeniden bir alternatif sunmuştur. Sarmalık Kıyılmış olarak tüketilmek üzere yaklaşık 20-25 bin ton tütün üretiminin olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakamın 2018 yılında 11 bin tonu kayıtlara geçmiştir.
Hali hazırda sarmalık kıyılmış tütün piyasası zaten zirve yapmış ve kontrolsüz durumdadır. Var olan piyasayı yasal zemine çekmek gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.
Yurt içinde üretilen ve Sarmalık kıyılmış tütünün doldurulması ile tüketilen Makaron (boş sigara tüpü) üretim rakamları, resmi veri elde edemediğimiz bu sahada ki üretim ve tüketim rakamlarına ilişkin bir dayanak oluşturmaktadır. 2016 yılında yurt içinde satışa arz edilen 18 milyar adet makarona karşılık bu rakam 2017 yılında yarı yarıya bir artışla 27 milyar adete yükselmiştir.
Üretilecek yeni politikalar ile önemli sayıda bu tütün üreticisinin kendi topraklarında yetiştirdiği ürünü tütün, kaçak olmaktan çıkarılmalıdır. Yasal zeminde üretimin ve satışın önü açılmalıdır. Üreticilerin veya yerli yatırımcının yüksek maliyetli yatırım gerektiren tesisler yerine yerli makine sanayicisinin ürettiği makinalar ile daha düşük yatırım gerektiren tesislerin de yasal üretim izni alınabilmesi sağlanmalıdır. Bu konuda özellikle Torba yasa sonrası üretici kooperatifleri ve tesislere ilişkin, çıkarılması beklenen düzenlemeler biran önce hayata geçirilmelidir.

TÜTÜN FONU
Ülke tütüncülüğünün geliştirilmesi amacıyla 1986 yılından itibaren ithal edilen tütünlere kilogram başına 3 USD ve paket başına 40 cent dolar uygulanan Tütün Fonu AB-Türkiye İlerleme Raporlarının “Fiyatlandırma ve Vergilendirme” başlıklı 16. Faslı kapsamında 29/12/2009 tarih ve 27447 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren düzenlemeyle 2010 yılından bu yana “şişirilmiş tütün”, “şişirilmiş tütün damarı” ile “homojenize tütün” gibi işlem görmüş tütünlerde sıfırlanmış; yaprak tütünde ise ilk olarak 03/12/2010 tarih ve 27801 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren kararla 2011 yılında 2,25 USD/Kg düşürülmüştür. Her yılın sonunda yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu kararlarıyla kademeli olarak azaltılarak 2017 yılı için 0,30 USD/Kg olarak belirlenmiştir. 2018 yılında ise 0,15 USD/Kg olan fon yıl sonunda sıfırlanacaktır. 2010 yılından itibaren tütün fonunda yapılan sıfırlama ve kademeli indirimler neticesinde, Türkiye’nin sadece fon kaynaklı kaybı 2017 yılı sonu itibarıyla 1 milyar doların üzerindedir.
11 Haziran 2018 tarihınde Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile “ABD Menşeli Bazı Ürünlerin İthalatında Ek Mali Yükümlülük Uygulamasına Dair Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar” ile ABD’den ithal edilen tütünlere %60 oranında ek vergi uygulaması getirilmiştir. 2017 yılında toplam 522,7 milyon dolarlık tütün ithalatımızda ABD menşeli tütünlerin payı 51 milyon dolar civarındadır.

TÜTÜN DIŞ TİCARETİ;
Ülkemizde 2017 yılında 51.028 ton tütün, 352.6 milyon dolar karşılığı ihraç edilmiştir. Buna karşılık tütün ithalatı, 2017 yılında 99.773 tona ulaşmış olup karşılığında 522,7 milyon dolar ödenmiştir.
Fındık ve üzümden sonra ülkemizin en önemli tarımsal ihraç ürünü olan tütün, 2012 yılından itibaren ithalat karşısında üstünlüğünü yitirmiştir. Tütün ithalatımız her yıl düzenli olarak artışını sürdürmektedir.
2017 yılında 51.028 ton ihracata karşılık 99.773 ton tütün ithal edilmiştir.
Yaprak Tütün ihracatçısı firmalar, tütünü sözleşmeli olarak satın alarak, İzmir ‘de kümelenmiş tesislerinde işleyerek yurt dışı piyasalara sunmaktadır. Bu tesislerin 150 milyon dolar yatırım değeri ile birlikte yarattığı istihdam yaklaşık 3500 kişidir. Özellikle Dünya Sigara piyasasının oligopol yapısı dolayısı ile sınırlı sayıda alıcıya satış, Tütün ihracatçısı firmalarımız açısından bir handikap olarak değerlendirilebilir.
Uluslararası alanda artan alıcı talepleri ve fiyat baskısı alım politikaları üzerindeki temel etkeni oluşturmaktadır. Bunun yanında ülkemizde tütün üretiminde temel girdi maliyetlerinde yaşanan artış, Balkan ülkeleri ile rekabetimizde dezavantaj yaşanmasına neden olmaktadır.
2017 yılında 353 milyon dolarlık ihracata karşılık 522,7 milyon dolarlık tütün ithalatı yapılmıştır. ( Yapılan ithalatın 337 milyon doları Serbest Dolaşıma Giriş Rejimi, 186 milyon doları ise Dâhilde İşleme Rejimi kapsamında gerçekleştirilmiştir)
Türkiye’de Üretilen ve İç Piyasaya Arz Edilen Sigaralarda Tütün Kullanım Oranları
TEKEL sigara fabrikalarının 2008 yılında özelleştirilmesi ve Tütün Fonunun kademeli olarak azaltılması sonucunda; Türkiye sigara pazarının tamamına yakınına sahip olan çokuluslu sigara şirketleri, sigara harmanlarında giderek artan miktar ve oranlarda ithal tütün çeşitlerini (özellikle fonun sıfırlandığı homojenize tütün, şişirilmiş tütün damarı ve şişirilmiş tütün) kullanmaya başlamışlardır. Bu zaman zarfında iç piyasadan satın aldıkları yerli tütün miktarı bu kullanım oranlarına paralel olarak azalış göstermiştir. Tütün fonunun sıfırlandığı bu ürünlerin kullanımı sigarada perakende satış fiyatının artmasına rağmen önceki yıllara oranla önemli bir maliyet avantajı sağlamıştır.
Yurt içinde yetişen tütünlerin iç piyasamıza satış amaçlı üretilen sigaralarda kullanım oranı 2003 yılında %42,07 iken bu oran 2008 yılında TEKEL’in sigara biriminin özelleştirilmesinden sonra tütün fonunda bazı ürünlerde sıfırlanması ile hızla azalarak 2017 yılı itibarıyla %12 ye düşmüştür.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2015 verilerine göre, Türkiye’de tütün ürünleri imalatının %89,3 yabancıların kontrolüne geçmiştir. Ülkemizde yabancı kontrolünün en yüksek olduğu imalat sanayinde tütün ürünleri imalat sanayi ilk sırada yer almıştır.

Kaynak: Ziraat Mühendisleri Odası

Share this:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir