Umudun Bittiği Yerde Türk’ün Öz’ü Başlar: 23 Nisan Ulusal Egemenlik Yortumuz…

Kadim Türk kültür ve uygarlığının dışında, Türk tarihini ölümsüz kılan en önemli noktalardan biri, yoktan var edilen utkular(zaferler) ve bu utkuları kazanan komutanlardır. Her ne kadar Türk toplumunun üzerine bitkinlik, yılgınlık tohumları ekilse de, kimseden buyruk beklemeden üzerine görev alan Öz’ünü bilen

Türkler sorumluluk alarak bayraktarlık yapmıştır.
Göktürk Devleti’ni tutsak alan Çin’e karşı baş eğmeyi kabul etmeyen 40 çerisiyle ayaklanan, Çin sarayını neredeyse imparatorun başına yıkan, bağımsızlık ateşini yakan Kürşad’ı unutabilmek mümkün mü?

“Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer yarılmadıkça senin ilini ve töreni kim bozabilir. Ey Türk, titre ve kendine dön” diyerek, Kürşad’ın bıraktığı yerden devam edip 40 yıl sonra İkinci Göktürk Devletin’ni kuran İlteriş Kağan oğlu Bilge Kağan Türk tarihinin ölümsüz komutanlarından biri değil midir?

Köle pazarlarında satılan Kıpçak Türkü Baybars’ın köle olarak geldiği Mısır’da, köle olduğu Devleti ele geçirerek Göktürk Devleti’nden sonra adında ikinci kez Türk adı bulunan devletini (Devlet-i Türki) kurmasının tarihte bir eşi benzeri var mıdır?

10 yıl boyunca Doğu Türkistan’ı Rus ve Çin’e karşı tek başına savunan Osman Batur, günümüzdeki Çin’e karşı başkaldıran Uygur Türklerinin bir direniş simgesi, esinlendikleri Türk kahraman değil midir?

İngilizlere peşkeş çekilen Kıbrıs’taki Türk varlığını yaşatmak için yaşamını bu uğurda adayan Rauf Denktaş değil miydi?
Kadim Türk yurdu Revan’da, Ağdaban’da, Bakü’de, Hocalı’da ve birçok yerde katledilen Azerbaycan Türklerinin intikamını almak için ölüme meydan okuyarak tek başına sınır Ermeni karakolunu basmaya giden Mübariz’in aklındaki tek düşünce vatan değil miydi? Ya da Ramil Seferov, Ermeni komutanın kafasını baltayla keserken aynı düşünceye sahip değil miydi?

Kürşad, Baybars, Osman Batur, Rauf Denktaş, Mübariz, Ramil Seferov ve bunun gibi nice Türk kahramanlar…

Ve ebedi başbuğumuz T.C. Kurucu Önderi Mareşal Gazi Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk…

Dört bir yanı dışarıdan ve içeriden kuşatılmış, yıkılmaya yüz tutmuş bir milleti küllerinden yeniden doğuran dünya önderi…
Dönemin koşullarına kısaca bir bakalım…

İngilizlerin, Fransızların, Amerikalıların elinde uşak olmuş bir Saray…

İşgal güçlerinin kirli çizmeleriyle bastığı benliğini çalıştırmaktan aciz meclis…

İşgal kuvvetlerine selam vermeden yolda adım atamayan, kendi toprağında tutsak edilmiş bir millet…

Böylesi bir ortamda 23 Nisan 1920’de Türk Milletini bir bütün olarak işgal kuvvetlerinin önünde tek yürek yaparak Ankara’da binlerce yıllık Türk geleneğine bağlı olarak oluşturduğu kurultayda Ulusal Andımızı dosta düşmana tescil ettiren Büyük Türk Atatürk…

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılışı aslında bir başlangıçtı.

Çünkü ilerleyen dönemlerde tam bağımsız Türk ülkesi amacına ulaşmak için;
-Türk balalarına ulusal geleneklerimize ve kökümüze dayanan bir ulusal eğitim verilmesini,
– En temel olarak ulusal egemenlik ve bağımsızlığımızın değerini bilen ve onu kesinlikle korumaya kararlı bir Türk gençliğin yetiştirilmesini,
-Her Türk balasının bir bilgi ve bilim pınarı olmasını sağlayacak, “Eğitim Andı” ile;
-Türkler, bilgelik ve yetenek aşığıdır. Türk, her yerde hayatını kazanabilecek şekilde yetişir; fakat her şeyden evvel ülkesinin malıdır,
-Hırsızlık, yalancılık, riya ve tembellik en büyük düşmanımızdır,
-Türk, açık alın ile serbestçe çalışmayı seven, tekelcilik istemeyen,
-Türk mikroptan, pis havadan, salgından ve pislikten çekinir, bol ve saf hava, bol güneş ve temizliği sever. Ata mirası olan binicilik, nişancılık, avcılık, denizcilik gibi bedeni terbiyenin yayılmasına çalışan
-Türk kadını ve erkeği, balalarını eğitim andının gölgesinde iktisadi andına göre yetiştirecek Türk Meclisi ile de tam bağımsızlık anlayışının üçlü sac ayaklarını oluşturacaktır.
Sömürgeci güçlerle yangın yerine döndürülen dünyayı düşündüğümüzde varlığımızın temelinin aslında bu üç sac ayağına ne kadar da bağlı olduğu görünmektedir. Atatürk’ün bize bıraktığı miras asıl budur.

Şehit Türk balalarına armağan edilen 100. yılını kutladığımız Ulusal Egemenlik yortumuz Türk Dünyasına kutlu olsun. Nice yüz yıllara…

Murat Kalyoncu (Türkolog)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir