UNUTULUP GİDENLERİN UNUTULUP DA GİTMEMESİ

Bir kere yaşıyoruz şu hayatı,
Bir sonraki anı bilmeden.
Ne yapmamız gerektiğinin,
Ne yaparsak neticesinin ne olacağını göremeden…
Körlemesine…
Büyük yol ayrımlarına geliyoruz.
Ve karar vermemiz gerekiyor
Bir an önce.
Filmi ileri sarıp tüyo alma şansımız da yok!
Tek atış!
Tek bir karar!
Hemen o anda.

Bu satırlara birkaç kelam etmek istiyorum.

‘Şehitler ne zaman ölür?’ sorusunu farklı özellikleri ile vurgulamak istiyorum.
Şehit denildiği zaman bir kişinin değil ateşin düştüğü evdeki kişilerin de beraberinde öldüğünü,
Vatansever ve milliyetçi kesimin ellerinden maalesef ki bir şey gelmediği için öldüğünü,
Sadece Türk bayrağına sarılı bir tabutun marşlar söylenerek omuzlarda götürülüp bir süre sonra unutulunca işte o zaman öldüğünü,
Ülkemizin ileri gelenlerinin terörist başını kendi evlerindeki misafirler gibi beslediğini görüp de içten içe kahrolarak ölüp gittiğini
yüreğimi kanata kanata dile getiriyorum.
Tüm bunlar yaşanınca şehitler işte o zaman ölür.
Şehit denildiği zaman benim aklıma sadece ülkesini koruyup, vatan hainleri ile çatışırken öldüğü gelmiyor. Şehit denildiği zaman timsah gözyaşları, şehit denildiği zaman kısa vadeli korna sesleri, şehit denildiği zaman kısa vadeli yürüyüşler ve sonrasında bir daha hatırlanmayacak şekilde unutulup gidenler geliyor. Benim bu söylemimin asıl amacı da işte bu. Unutulup gidenlerin unutulup da gitmemesi!
Şehitler ölmez vatan bölünmez sloganı var sahi bir de.
Bu sloganın kendisi ve bu sloganı nefesini tüketerek var gücü ile haykıran birisi benim için asıl sorundur. İçindeki hırsı, tatminsizliği, biat altında kifayetsiz şartsız emre tabi olmaktan doğan nefreti ve zihninde ateş topu gibi biriken şiddeti törpülemek için fakat bunu, bundan dolayı yaptığından habersiz kitleler tarafından savrulan bir birlik sloganıdır.
Artık bu sloganı atarken bir kez daha düşünün derim.
Bu ülkenin kolay kazanılmadığını, bu ülke için bu güne kadar kaç milyon şehit verildiğini hepimiz biliyoruz. Şimdi size soruyorum: ‘’Sizin vatanınız neresi?’’ Bu soru bana yöneltilmiş olsa idi hiç düşünmeden ‘’Türkçenin konuşulduğu her yer benim vatanım.’’ derdim.
Askerlerimiz bu ülkeyi; bayrağımız dalgalansın, ezanlarımız susmasın, Türkçemiz –ana dilimiz- konuşulsun ve de bizlere zarar gelmesin diye koruyor.
Benim şuan size seslendiğim, en temel sevgi sözcüklerini ilk kez duyduğumuz dil. Türkçe! Nasıl burun kıvırabilirsiniz ki! Sizi var eden bir organınız gibi.
Yazımın sonlarına gelmek üzere olduğum şu satırlarımda Ziya Gökalp’in dizeleriyle devam etmek istiyorum.

Tûran’ın bir ili var
Ve yalnız bir dili var.
Başka dil var diyenin,
Başka bir emeli var.

Türklüğün vicdânı bir,
Dîni bir, vatanı bir;
Fakat hepsi ayrılır
Olmazsa lisânı bir.

Vatan ‘’Turan’’dır.
Bazıları için hayaldir ama bizim için ise ‘’Kızılelma’dır.’’

‘’Amerikan rüyası’’ diyerek tüm dünyaya meydan okuyanlar bir millet bile değil iken, Türklük-Turan neden bir ütopya olsun? Birileri hala bizim ülkemiz üzerine düşler görüyor, bölmek istiyor parsel parsel. Küçük beyliklere dönüştürmeye, vilayetleri eyalet yapmaya çalışıyor. Neden bir Türklük-Turan rüyası olmasın? Neden?
Artık bizim de büyük hayaller kurmamızın zamanı geldi. Hayalleri sadece hayal olsun diye değil, gerçekleştirmek için kurduğumuz hayallere. Büyük hedefler olacak ki hayaller, gerçekleştirmesi kolay olsun.
Osmanlı’nın son dönemlerindeki kaostan çıkarak tam bağımsız bir Türk devleti kurmak öyle büyük bir hayaldi ki bunu ancak büyük bir önder yapabilirdi: Mustafa Kemal Paşa. Bir kahramandı ve büyük bir hayali gerçekleştirdi. İşte bizim de hayallerimiz gerçek olsun. Türk birliği kurulsun ki hayaller gerçek olsun. Türk birliği kurulsun ki ülke daha güçlü olsun.
Avrupa birliği değil Türk birliği!

‘’Türk’e oynanan oyun hep bölmektir.
Türk’ün çıkış yolu ise birleşmek.
Birleşelim, birleşelim, birleşelim.
Gazi Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk üzerinde birleşelim…

FURKAN SALCAN
Araştırmacı Yazar

furkans.26@hotmail.com
0533 255 47 33
facebook.com/furkans.26
twitter.com/fsalcan26
instagram.com/furkans.26

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir