ÜSTÜNLÜK TÜRKLERİNDİR

Eski bayramların tadı yokmuş. Son yıllarda böyle düşünüp konuşup, eski milli bayramların kutlanış coşkusunu özlemle anan fakat buna karşın milli bayramlar geldiğinde evde oturmaktan başka hiç birşey yapmayan insanlarla sıklıkla karşılaşıyorum. Bu insanlara sözüm; biliyor musunuz, o bayramlar hala devletin tüm organizasyonu ile şehir şehir kutlanmaya devam ediyor fakat eksik olan sensin, milli bayramlara gereken değeri ve önemi katılmayarak vermeyen sensin. Tabii bu değerleri ve duyguları törpülenmiş kesimin yanında aslında başka bir gerçek daha var ki oda şudur; TÜRK toplumu içinde milli bayramlarımızı saymayan, sevmeyen, Başbuğ Atatürk’ü din düşmanı sanan aptal ve kör cahil bir gurüh topluluğunun daha var oluşudur. Onlarda gelmezler bayrama… Ama dini bir bayram olsa en önde giderler. Bilmezler ki; dini bayramlarını özgürce kutlayabiliyorlarsa, bugün dinlerini hiç bir himaye altında hesap vermeden yaşayabiliyorlarsa, ezanlar camilerde yankılanabiliyorsa bunlar hep zamanında BAŞBUĞ ATATÜRK’ün komutasında ve yönetiminde kazanılmış olan şanlı zaferler sayesinde olabiliyordur. İşte bu milli bayramlarımızda o kan ile kazanılmış zaferlerin ve özgürlüğümüzün anma törenleridir!
Birde başka bir konuya daha ayar olduğumu belirtmeden geçemiyeceğim. Son zamanlarda tutturulmuş bir ‘bizim Allah’ımız var’ diye… Böyle konuşulduğu zaman aklımdan geçenler şöyle oluyor: ‘be mübarek Allah sadece sizin mi? herkesin Allah’ı var! Tanrı tektir, tüm insanlığın bir tek Tanrısı vardır.’ Ben bazı sorunların somut girişimlerle çözülebileceğini bilirim ve inanırım.
Son dönemde ülkenin içinde bulunduğu ve dış mihraklar tarafından sürüklenmek istendiği bir ekonomik buhrana karşı üretimi ana başlık olarak alacak akıllıca yürütülecek ekonomik politikalarla cennet vatanımız güzel Türkiyemizi dış devletlere bağımlı halden çıkarıp, bir zamanlar olduğu gibi, yine kendi kendine yetebilen bir ülke haline getirip ve daha da ilerletip diğer devletleri kendine bağımlı yapan bir ülke kıvamında olduğumuzda hiç bir ekonomik sorunun kalmayacağı görüşündeyim. Bu durumda esas vurgulamak istediğim konu ayrı tabii. Ülkemiz böyle bir durumdayken gerçekleştirilen AKP Kongresinde sayın Cumhurbaşkanımız büyük bir ihtişam ve olağanüstü milli duygularla hazırlanmış program ışığında yaptığı konuşmasında başlıyor çok güzel bir şekilde tarihten bu yana saymaya… Alparslan 1071’de Malazgirtten girdiğinde… Ecdad Fatih Sultan Mehmet Han güzelim İstanbul’u TÜRK yurdu ettiğinde… Çok büyük övgülerle bahsettiği ümmetçi Abdülhamit Han’ın siyasi ve diplomatik başarılarınla birşeyler diyor da tam hatırlıyamıyorum hoooopp geliyor Çanakkale’deki milletin zaferine, Kurtuluş Savaşındaki Gazi Mustafa Kemal önderliğinde kazanılmış olan Milletin zaferine! Sonra konuşma Menderes’in ve Özal’ın şahsına ait başarıları sıralamak ile devam edip AK Partinin yaptıkları ile son buluyor. Kafamda olayı kısaca özetliyorum. Tarihten bu yana her dönemde bu topraklarda bir büyük insan ve başarıları var, üstelik Cumhuriyet döneminde devletin astığı Menderes bile kahraman fakat BAŞBUĞ ATATÜRK’ün döneminde ATATÜRK önderliğinde MİLLETİN ZAFERİ var! Peki bir soru! Alparslan atın üzerinde tek başına mı kılıç salladıda yendi binlerce kişilik ordulara sahip düşmanı? Ya Fatih Konstantinapol’u Bizansın elinden almak için gemileri tek başına mı sırtladı da yürüttü karadan? O devirlerde ‘millet’ yok muydu bunların arkasında? Bu BAŞBUĞ ATATÜRK’ün eşsiz yönetimini, olağanüstü askeri stratejisini ve parlak dahiyane zekasını önemsizleştirip millet olmasaydı hiç birşey yapamazdı demekten başka ne anlama gelebilir ki? Bu durumu asla kabul etmiyorum! Siz gerçektende Çanakkale’de yeşil sarıklıların gökten inipte Orduya yardım ettiğini düşünenlerden misiniz? Şimdi belki çok gücünüze gidecek ama; şu filistinde masum müslüman çocuklarını israil askerleri katlederken bu yeşil sarıklılar neden inip onları kurtarmıyor peki? Yoksa masum filistinli çocuklar müslümandan mı sayılmıyor? Bu ülkede, en fazla da dini bütün insanların Başbuğ Gazi Meraşal Mustafa Kemal Atatürk’e bir şükran borcu olduğu aşikardır. Atatürk’ün yaptığı en önemli şey İslamın doğru anlaşılır olmasını sağlamak ve din adı altında yanlış hurafelerle inanan insanların vicdanıyla oynayan kişileri ve cemaatleri-tarikatları (yani aslı terör örgütü yuvalarını – ki fethullahçı terör örgütü bu duruma en net örnektir) toplumdan temizlemesi olmuştur. Bunun için bence yatın kalkın ve her duanızda Gazi Ataya teşekkür etmeyi, ruhuna fatiha okumayı unutmayın.
Bir haber kanalından Mekke’ye Hacca giden TÜRK kafilesi hacıları izliyorum. Diyanet işlerinden bir kişi dua ettiriyor Hacılarımıza… Dua ile ilgili benim yakaladığım kısım tamda şuna denk geliyor: ‘Araplar üstün ırk değildir. Arabın hiç bir ırka, hiçbir ırkın da araba üstünlüğü yoktur’ Haydaaaaa diyorum kendi kendime, bunların derdi ne acaba diye düşünüyorum. Benim kafamda ve gönlümde Hacca gitmek yeryüzünde ki kıblemize, Tanrı’nın burası benim yeryüzündeki evim dediği mekanı Tanrı için ziyaret etmek, Tanrımıza yakınlaşmak gibi Tanrı ile ilgili birsürü yoğun manevi duyguları kapsayan bir durum. Bu ırk meselesi ve arap milliyetçiliği kokan aslında üstü kapalı onların üstün bir ırk olduğu iması taşıyan örümcekli art niyetli fikirler dua olarak TÜRK hacılara neden dinletiliyor? Hayatımda böyle manasız laflar duymamıştım. Arap üstün ırkmış. Arap ilk önce gitsin dişlerini fırçalasın öyle gelsin, ne diyebilirim ki.
Bu kadar arap muhabbetinden sonra kulaklarımda Filistin Cephesinde savaşan bir Türk askerinin şiiri çınlıyor;
‘Gazze’nin meğer kumundan çokmuş kalleşi, Nasıl vurur insanı sırtından DİN KARDEŞİ! Filistin,Trablusgarp, Yemen illeri. Hangisini kanım ile sulamadım? Gezdim cephe cephe çölleri, TÜRK’e TÜRK’ten başka dost bulamadım!’
Bir Asya kışında, bir yörük aşında, bir Turan düşünde buluşmak üzere a TÜRKLÜĞE gönül vermiş dostlarım….
TENGRİ BİZ MENEN!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir