VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN!

Durmadan düşünüyorum, durmadan düşünüyorum…

Size de oluyor mu böyle? Bilmiyorum, fakat ben vatanımı, milletimi, laiklik anlayışı ile Türkçülük temelleri üzerine kurulmuş eşsiz Cumhuriyet Devletimi durmadan düşünüyorum.

Peki olaya farklı bir açıdan yaklaşırsak….

Biri size TÜRKLÜK dediği zaman ne hissediyorsunuz?
Örneğin benim içim de bir aslan kükrüyor, bir kurt uluyor ayaz da TÜRKLÜK dendi mi bana. Hele gene TÜRKLÜK karşıtı bir söz bir fikir duyduğum zaman yırtıcı bir kaplan gibi sözü söyleyeni parçalamamak için kendimi zor tutuyorum desem yeridir.
Siz de böyle hissediyor musunuz?

Ya biri size MUSTAFA KEMAL ATATÜRK dediği zaman ne hissediyorsunuz?
Benim yüreğim eziliyor bu büyük isim karşısında, ona o kadar minnettarım ki nasıl teşekkür edebileceğim hususun da ne yapsam, nasıl mücadele versem şaşırıyorum, hatta onun ilke ve inkilaplarını yaşatabilmek uğruna canımı versem az gelir diye düşünüyorum. TÜRK’ÜN SON BAŞBUĞU ULU ÖNDER EBEDİ LİDER MAREŞAL GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK dendiğinde benim yere tek diz üzerine çöküp, sağ yumruğumu kalbimin üzerine sıkarak koyup özlem ve minnet duygularıyla saatlerce hıçkıra hıçkıra ağlayasım geliyor…
Biri bana ATATÜRK’ten bahsettiği zaman oracıkta gözlerim doluyor ve ağlıyorum… Sizi bilmem ama bu sadece bana değil, anneme de böyle oluyor, babama da böyle oluyor, büyük ihtimalle şu Trakya da bugün yaşayıpta Balkan TÜRK topraklarından göçmek zorunda bırakılmış ve Atalarının veya kendilerinin yunan/bulgar zülmü görmüş herkese de ATATÜRK dendiğin de böyle olur.

ATATÜRK’e dil uzatanları ise lanetliyorum içimden. Onlara her birine bu cennet ve kadim TÜRK toprakların da aldıkları her nefesin haram olduğunu açık yüreklilikle belirtip söyleyebilirim. Yatacak yerleri yok. Çünkü MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ e hakaret vatana, millete ve şanlı bayrağa ihanetle eştir.

Kimse ama hiç kimse ATATÜRK’ü, bir zamanlar bugün kü teröristlere “ne istediniz de vermedik” diye soran insanlarla karıştırmasın. ATATÜRK vatanın, milletin ve bayrağın mevzu bahis olduğu konular da hiçbir zaman kandırılmamış ve aldatılmamıştır. ATATÜRK hayatını TÜRKLÜĞE, TÜRK MİLLETİNE VE VATANINA tamamıyle adamış bir liderdir, son liderdir.

BU KUTSAL TÜRK VATANININ SON LİDERİDİR.

Benim nazarım da ise; kurduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’nin ilk, tek ve son CUMHURBAŞKANIDIR, BAŞKANIDIR.

“Canım ATAM, sana kudretli TÜRK kanım üzerine yemin ederim ki; laiklik anlayışı ile yönetilmesini belirttiğin ve Türkçülük fikirleri ile gerçekleştirdiğin TÜRK DEVRİMLERİ temelleri üzerine kurduğun TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN tam bağımsızlık karakteri ile ve kurucu fikir ve değerlerinden ödün vermeden yönetilmesi için herşeyi yapacağım, mücadelemi hayatımın sonuna kadar sürdüreceğim.
TÜRKLÜĞÜM, VATANIM, BAYRAĞIM, ŞEREFİM VE NAMUSUM ÜZERİNE AND İÇERİM!
VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!”

Demem o ki; 29 EKİM 1923 yılında MAREŞAL GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK tarafından ilan edilen Cumhuriyet rejimimiz laik ve Türkçü yönetim anlayışı ile belli bir seneye kadar var olmuş olsa da 1950 yılından sonra iktidara gelen Menderes hükümeti tarafından ilk darbesini almıştır.
Bunun en büyük ispatı; rahmetli Alparslan Türkeş’in 17 Temmuz 1960 tarihli Cumhuriyet gazetesinin o dönem ünlü yazarı Cevat Fehmi Başkurt’la yaptığı röportaj da yer almaktadır. Rahmetli Alparslan Türkeş bu röpotaj da aynen şöyle der:
‘Türk camilerinde Türkçe ezan okunur, Arapça değil.’

Evet sevgili okurlar ben de aynen böyle düşünüyorum ve tüm o TÜRKLÜK VE TÜRKLEŞME hareketlerine ilk büyük darbenin 1932-1950 yılları arası olmak üzere toplam 18 yıl TÜRK YURDU bu kutsal topraklar da olması gereken gibi okutulan TÜRKÇE Ezanın tekrar 1960 ihtilali ile TÜRK DEVLETİ tarafından yargılanarak idam edilen Menderes ve o gün ki hükümeti tarafından 1950 yılından sonra aynen Osmanlı İmparatorluğu’nun ümmetçilik fikri ile TÜRKLÜĞÜN çoğu zaman aşağılanarak yönetildiği dönemlerin de olduğu gibi arapça olarak okutulmaya başlanmasıyla olduğu kanaatindeyim. Bu ilkti. Sonrasın da şimdi o çok savunulan “türban” ile tanıştı TÜRKLER. Kimin bu örtünme tarzını müslümanlık diye önümüze koyduğunu tam bilmiyorum fakat bildiğim tek şey dini bütün olan rahmetli Erbakan’ın bile düğün fotoğrafların da ne rahmetli eşinin ne de büyük ihtimal rahmete kalmış aile üyelerinin hiçbirinde örtünme şekli olarak “türban” diye bir durumun mevcut olmadığıdır. Sonra ki yıllar da özellikle inançlı insanlar tarafından benimsenen bu örtünme şeklinin ülkemize 1960’dan sonra ülkemiz de yapılanmaya başladığı ispat edilen fetö ajanları ile birlikte girip bilinçsiz halk içinde yerleştiğini, ayrıca türbanın daha çok hıristiyan rahibelerinin yüz yıllarca sürdürdükleri geleneksel kıyafet tarzının birebir kopyası olduğunu düşünmekteyim.
TENGRİ BİZ MENEN! (TANRI BİZİMLE!)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir