VATAN VE TÜRKLÜK VAR OLSUN!

Sizce “savaşmak” sadece orduların işi midir?
Yoksa savaşmayı “ezilen halkların özgürlüğü” yalanı doğrultusunda ülkeyi bölmek isteyen dış güçlerin maşası olarak veya başka maddi kazanımlar elde etmek için eline silah alıp dağa çıkan kalleş bozguncu çeteci teröristlerin mücadelesi olarak mı görüyorsunuz?
Bence “savaşmak” var oluşun her alanın da var.
Bırakın insanlığı, bütün doğa da en önemli şey hayatta kalmak. Güçlü olan kazanır kuralı her yerde geçerli, tüm canlılar hayatta kalma mücadelesiyle birbirleri ile savaşıyor.
Bu arada doğanın da en büyük düşmanı biz insanoğluyuz, o da ayrı bir mesele. Bu sebeple ben en belirgin özelliğinin doğaya saygı ve sevgi olduğu biz Türklerin eski inancına çok saygı duyuyorum. Doğa olması gerektiği gibi var olacak ki biz insanoğlu da sağlıkla içinde hayat bulalım. Sizce de çok mantıklı değil mi?
Herhalde bir çoğumuz artık DNA testleri ile bile kanıtlanmış Kızılderlilerin TÜRK ATA dan olduklarını biliyordur.
Birkeresin de bir yerde Colomb hakkında bir makale okumuştum. Tabii biz ondan çok önce keşfettik Amerika kıtasını (Piri Resi’in haritaları) ama dünya öyle kabul ediyor ya, hadi neyse oradan girelim… Amerika’dan İngiliz veya Portekiz, şimdi tam hatırlayamadım,bir krala mektup yazıyor ve bu mektubunda karşılaştığı yerli halktan bahsediyor. Ben böyle insanlar hiç görmedim diyor, çok iyi niyetli ve misafir perverler, bunlar ne birbirlerini öldürmeyi biliyorlar, ne yalan konuşmayı biliyorlar, ne hırsızlık yapıyorlar kendi araların da ne başka olumsuz birşey… Çok saygılılar, özellikle doğaya karşı ve araların da kötülük yapanları da çok ağır cezalandırıyorlar. Kızılderili atalarımızın ardından düzülen övgü dolu sözlerden sonra Atalarımız “beyaz uzun bacaklı adam” ların katliamları ile karşılaşıyorlar ve bilmedikleri kötülükleri bir bir görüp yaşıyorlar.
Ne kadar güzel değil mi eski inançlarımız, gerçek örf ve adetlerimiz. Sonra dan müslümanlığa geçmişiz, ki müslümanlık ta zaten böyle dünya da doğru insanlar olmamızı emretmiyor mu? Peki islamiyetten önce veya islamiyetten sonra ki var oluşumuzda sürekli olarak doğru insan olmamız gerekenin söylendiği bir örf ve adet içerisinden geliyor olmamızın bugünler de ne kadar etkisini görüyoruz, hiç sordunuz mu kendinize… Yoksa TÜRKLÜĞÜMÜZDEN mi uzaklaşıyoruz git gide…
Konu dağılmadan başa geri dönelim.
Evet, savaşmak hayatın her alanında var. Özellikle de TÜRK isen. Hani bir söz vardır;

“TÜRK olmak zordur, çünkü dünya ile savaşırsın. Türk olmamak daha zordur, çünkü TÜRK ile savaşırsın.”

TÜRK isen dünya ile savaşırsın. Bu kısım çok önemli. Özellikle yurtdışında kaldığım dönemler de ben bunu apaçık hissettim, yaşadım ve TÜRKLÜK uğrunda psikolojik soğuk savaşımı verdim. Sonra dedim ki yeter, uğraşamayacağım, mutlu olduğum insanların yani TÜRKLERİN yoğunlukta yaşadığı TÜRK ülkesi olan TÜRKİYE’me geri dönüp özgürce dertssiz tasasız, psikolojik savaşsız, mutlu bir birey olarak yaşantımın geri kalan kısmını geçireceğim. Ve geldim…
Düşündüğüm gibi mi oldu sizce? Davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş. Ben kazanın dışarıda kaynadığını sanıyordum, bizim kazan ise içerden cayır cayır yanıyormuş. TÜRKLERİN ne kadar doğru, ne kadar dürüst insanlar olduklarını yurtdışında geçirdiğim akademik gelişim yıllarım da sürekli olarak çevreme anlatmaya çalıştığım ve insanların TÜRKLERE ve TÜRKİYE’YE önyargılı bakış açılarını değiştirmek için verdiğim mücadelelerden sonra geri döndüğüm ülkem de gördüğüm gerçekler işin aslının hiç te öyle olmadığıydı.
Düzen bozulmuş, insanlar arasında büyük bir saygısızlık almış başını yürümüş, kadın, çocuk ve hayvan cinayetleri desen cabası… Tüm bunların yanında uğrunda son 5 sene sürekli olarak gurbet eller de savaştığım TÜRKLÜĞÜMÜN TÜRK VATANINDA ayaklar altına alınmaya çalışıldığını görmek ise beni en derinden etkileyen durum oldu…
İnanılır gibi değil ama elle tutulur hiçbir yanı olmayan uydurma ve düzen bozucu demeçler gündem olmuş ülke de tartışılıyor…O günler de yaşananlar hala gözlerimin önünden film şeridi gibi geçiyor..
– NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! demek ırkçı bir söylemle eşdeğer kabul edilmiş, yazıldığı topraklardan kazınmış, asıldığı tabelalar kaldırılmış,
– “Andımız” kaldırılmış, TÜRK değilim ki “TÜRKLÜKLE mutlu olmak zorunda mıyım” diyenler ortalığa saçılmış deli danalar gibi konuşuyorlar,
– Bir azgınlık, bir yobazlık, bir ATATÜRK düşmanlığı,
– Bazı yerel bölgeler de Türkçe yol tabelaların değişmesi, özerklik beklentileri,
– BOP Eşbaşkanlığı açıklamaları,
– Neredeyse çözülmeye ramak kala büyük hatadan dönülüp sonlandırılan çözüm süreçleri,
– Şehit olan kahraman vatan evlatları, yetim ve öksüz kalan TÜRK balaları,
– 1959 yılı TÜRKMEN KATLİAMINDAN sorumlu barzaninin torununun törenlerle karşılanması yetmiyormuş gibi yanlarında getirdikleri paçavraların rengini uğruna batan güneşlerimizin kanından alan anlı şanlı TÜRK bayrağımıza karşı göndere çekilmesi,
– TÜRKLÜK diye bir ırk bile yoktur diyen sözde tarih araştırmacıları,
ve tüm bu TÜRK DÜŞMANLIĞININ alçak amerikan uşağı fetö terör örgütü saldırısı ile taçlandırılmaya çalışılırken durdurulması.
Bakın bitirilmesi demiyorum, bence sadece durduruldu. Hala ülkemiz de büyük bir ATATÜRK ve ATATÜRK’ÜN TÜRK DEVRİMLERİ üzerine inşaa ettiği güzel ve LAİK CUMHURİYET düşmanlığı devam etmekte. Buradan tüm TÜRKLÜK düşmanlarına sesleniyorum;
“Şunu asla unutmayın ki; siz ATATÜRK’ü öldürmeye, ülkemizin kuruluş ilkelerini yok etmeye, silmeye çalıştıkça biz güçlenerek devleşip üzerinize yürüyeceğiz. Ölmekten korkumuz yok. Yeter ki;

VATAN VE TÜRKLÜK VAR OLSUN!”

TENGRİ BİZ MENEN! (TANRI BİZİMLE!)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir