YEREL TOHUMA SAHİP ÇIK

Ülkemiz verimli topraklara sahip, coğrafi konum olarak tarım yapmaya uygun arazi yapısına sahip, iklimsel olarak tarım için yeterli düzeye sahip olduğundan, tarım ülkemiz için son derece önemlidir. Sürdürülebilir tarımın gerçekleşmesi için bilgili, kendini geliştirmiş ziraat mühendislerine ihtiyaç vardır. Değişen iklim şartları ile beraber çiftçilerimiz verim almak için ziraat mühendislerine danışmadan ürünlerine uygulama yapmamaktadırlar. Zira her sene değişen iklim, toprak koşulları, hastalık ve zararlıları yönetebilecek kişiler ziraat mühendisleridir. Böylesine sorumluluk gerektiren bu meslekte bitkileri ekimden hasada yönetebilmek için son derece bilgili donanımlı olmak ve her şeyden önemlisi mesleği sevmek gerekmektedir. Ziraat mühendisi iyi bir gözlemci olmalıdır, bitkiye baktığı zaman ne istediğini bilmelidir, ülkemizin böyle mühendislere ihtiyacı vardır. İş konusunda mesleği öğrendikten sonra kendi işinizin patronu olabileceğiniz bir meslek dalıdır. Benim mesleğimde ilerlememdeki en büyük faktör şirketimde danışmanlık yaptığım çiftçilerin arazilerinde fark yaratmam ve müşterilerin memnunityeti olmuştur.
Tohum sektöründe ise sertifikalı tohumların öne çıkması ve yerel tohumların unutulması hep içimi acıtmıştır. 2018 yılı tarımsal destekleri sertifikalı (hibrit) tohumları koruma altına alırken binlerce yıllık üretim kültürünü bugüne taşıya yerel tohumlar ise destekten yoksun bırakılarak adeta ölüme terk edildi.
Ziraat Mühendisleri İstanbul Şube açıklamasına göre Türkiye, parasal değer açısından tohum dış ticaretinde çok açık veriyor. Aradaki fark bütçemizi korkunç etkiliyor. Miktar olarak dışarıya fazla satsak, az miktarda alsak da 2017 toplamında 19.1 milyon dolar sattığımızdan kazanabilmiş, daha az almamıza rağmen 96.2 milyon dolar para ödemişiz.
İstanbul Şube Türkiye’nin tohuma ödediği paranın çok yüksek olduğuna dikkat çekti: “Domates tohumunda 3.5 kat, kabak tohumunda 8 kat, biberde 19 kat, patlıcanda 33 kata kadar fazla para ödüyoruz. Türkiye, daha fazla tohum satıyor, daha az tohum alıyor, ama örneğin patlıcan tohumunda gördüğümüz üzere bir kilogramı sattığı fiyatla aldığı fiyat arasına baktığımızda 33 kat fazla para ödüyoruz.
Sebze tohumunda yüzde 60 oranında Türkiye yeterliliğini sağlamış vaziyette. Yüzde 40 gibi bir açığımız hala devam ediyor.Ancak tohum dış ticaretinde dışarıya sattığımız ve dışarıdan aldığımız tohumların özellikle dolar bazında oldukça enteresan değer durumları var. Sebze tohumları toptan dış ticaretimize baktığımızda, bir kilogram sebze tohumunu yurtdışına kaç dolardan satmışız, kaç dolardan almışız diye baktığımızda, 12.76 dolardan satmışız, 105.2 dolardan geri almışız. Yani aynı kilogramdaki sebze tohumu alışımız ve satışımız arasında tam 8 kat fazla para ödemişiz..
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı, Milli Tarım yılı ilan edilen 2017’de baklagillerde gümrükler sıfırlandı. Nohutu Kanada’dan, Arjantin ve Meksika’dan, mercimeği Arjantin ve Kanada’dan, kuru fasulyeyi ABD’den alıyoruz. Buğdayın anavatanıyız, buğday ithalatında yine rekor kırıyoruz. 1 milyar dolar üzerinde döviz ödemeye devam ediyoruz demektedir.
Verimliliğin artırılması ve ekonomiye daha fazla katkı sağlanması için kullanılan sertifikalı tohum miktarının yüzde 80-90’lara çıkması gerekmekte olup, tarımı gelişmiş ülkelerde oranların bu düzeyde olduğu gözlenmiştir.
Çiftçiler kendi ürettikleri veya çoğalttıkları tohumlukları ticarete konu etmedikleri sürece kullanmaları mümkündür. Yerel çeşit adı altında ürünlerin kontrolden geçmeden, tohum kalite standartlarına uygunluğu tespit edilmeden, tohumla geçen hastalık etmenleri yönüyle kontrol yapılmadan satılması çiftçimizi ve tohum kullanıcıyı mağdur edebileceği için ticarete konu edilmemektedir.Tüm çiftçimiz bu konuda daha biliçlenmeli ve yerel tohum üretimi ve kullanımı artışı sağlanmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir