ZİKA VİRÜSÜ TAŞIYICISI SİVRİSİNEKLER TÜRKİYE’DE

Korkutan zika virüsü, ilk kez Güney Amerika ülkelerinde görülmüştü. Zika virüsü, mikrosefali adı verilen hastalığa neden oluyor. Mikrosefali, bu güne dek Türkiye’de dört kişide görüldü. Bu dört kişi de Güney Amerika’ya giden turistlerdi. Ancak Türkiye için başka bir tehlikenin söz konusu olduğu Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı raporla gündeme geldi.
AE. albopictus ise daha yaygın görülüyor. Batı Trakya ve İstanbul, Doğu Karadeniz’de Giresun’da aktif ve 5 ila 7 yıla kadar da Orta Anadolu’ya yayılacağı öngörülüyor.
Adaptasyon yeteneğinin yüksek olduğu, sineğin yayılmacı bir tür olduğu biliniyor, kış aylarında da yaşayabiliyor. Hazırlanan raporun bulguları önemli çünkü tedbirler bu rapora göre alınacak.
Hastalığa vektörlük eden aedes türlerinin yayılımı önlenmelidir. Vektör dağılımının sınırlı bölgelerde bulunması olumlu bir durum ancak iklim değişikliği ve tam olarak belirlenemeyen nedenlerle vektör yayılımının hızlandığı bilimsel bir gerçektir.
Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Salih Türkoğlu, zika virüsü ile ilgili açıklamalarda bulundu. Sivrisinekler aracılığı ile bulaşan Zika virüsünün tüm dünya tarafından endişe ile takip edildiğini belirten Türkoğlu, Brezilya’da 2015 yılında başlayan salgın sırasında enfekte olan gebelerde düşük, ölü doğum ve mikrosefali sonuçlarında ciddi bir artış gözlemlenmesi ile dünyanın gündemine oturan Zika virüsünün hızla yayılmaya devam ettiğini söyledi. Türkoğlu, “Yine de gebelerin enfeksiyondan kaçınmaları ve eğer enfekte oldularsa sık gebe takipleriyle anne sağlığı ve bebek gelişiminin izlenmesi önemlidir.” ifadelerinde bulundu.
VİRÜSÜ BULAŞTIRAN SİVRİSİNEK TÜRÜ TÜRKİYE’DE DE VAR
Türkoğlu, zika virüsünü bulaştıran Aedes cinsi sivrisineklerin Türkiye’de de olduğuna dikkat çekti. Türkoğlu, açıklamasına şöyle devam etti: “Yapılan bilimsel araştırmalarda ülkemizde bulunan Aedes sivrisineklerinde Zika virüsü bulunduğuna dair bir kanıt elde edilmemiştir. Sivrisinek aktivitesinin bulunmadığı kış mevsiminde Türkiye’de bir salgın tablosunun ortaya çıkması beklenmiyor. Salgın bulunan ülke ve bölgelere gebelerin seyahat etmemesi ve bu bölgelere seyahat etmiş tüm kişilerin seyahatleri sırasında sivrisinek temasına karşı duyarlı olması, enfekte olduğu belirlenmiş bireylerin ülkemizde sivrisineklerle temasının engellenmesi gibi önlemler ülkemizde yaz aylarında da salgın gelişmesinin önüne geçecektir.”
EN SIK GÖRÜLEN BELİRTİLER: ATEŞ, DÖKÜNTÜ, EKLEM AĞRILARI
Hastalık tablosu oluşan kişilerde en sık görülen belirtileri ateş, döküntü, eklem ağrıları ve konjuktivit (gözlerin kızarması, sulanması, yanması) olarak , kas ve baş ağrısının da belirtiler arasında olsduğu belirtildi. “Hastalığın genellikle hafif seyrettiğini ve birkaç gün içinde kendi kendine iyileşiyor. Enfeksiyon şu ana kadar ölüme yol açmadı. Zika virüsü için şu anda kullanılan bir tedavi ya da aşı yok. En önemli noktaların sivrisineklerle savaş ve sivrisinek ısırmasına karşı alınacak tedbirler olduğu açıklanmıştır.
HIZLA YAYILIYOR
Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (KLİMUD) tarafından yapılan açıklamalara göre Mayıs 2015’de Brezilya’da ilk Zika virüsle enfekte olan kişi “İlk vaka sonrasında enfekte kişi sayısı hızla artış göstermiştir.
KLİMUD rakamlarına göre, Aralık 2015 itibariyle Brezilya’da 440 bin ile 1 milyon 300 bin olası enfekte kişinin raporlandı. Virüs, El Salvador, Venezuela, Kolombiya, Surinam, Fransız Guyanası, Honduras, Meksika, Panama ve Martinik’de hızla ilerledi. Araştırmalara göre, ABD’de saptanan tüm enfekte kişilerin ülkeye dışardan geliyor. Riskli bölgelere seyahat öyküsü olan kişilerde 2015 yılının sonlarında İngiltere ve Hollanda’da ve Ocak itibariyle de Danimarka ve İsviçre’de etkenin ülke dışında virüsü alan kişiler olduğu belirlendi.
ZİKA VİRÜSÜNÜN TEDAVİSİ VAR MI? ZİKA VİRÜSÜ NASIL ÖNLENEBİLİR?
Hastalık için özgün bir tedavi ya da önleyici aşılar henüz geliştirilemedi. BBC muhabiri James Cook’un haberine göre, Zika virüsünü araştıran ABD’li bilim insanları, “virüse karşı aşının ancak 10 yıl sonra çıkabileceğini söyledi”. Brezilya’lı yetkililer ise, beş yıl içinde aşının geliştirilebileceği görüşünde.
Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasında ise tedavi için dinlenme, sıvı alımının arttırılması, ateş düşürücü ve ağrı kesiciler kullanılması önerildi ve “Tüm virüs enfeksiyonlarında olduğu gibi antibiyotiklerin virüse herhangi bir etkisi yoktur” denildi.
Yetkililer tarafından, virüsle mücadelenin tek yolunun, sivrisineklerin ürediği durgun suları ilaçlamak ve kurutmaktan geçtiği vurgusu yapıldı.
Bakanlık, korunma için sivrisinek kovucular kullanmak ve uzun kollu kıyafetler giymek, sineklerden arındırılmış mekanları seçmek gibi önerilerde bulundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir